30 Temmuz 2014 Çarşamba

Bittersweet deyince...

Bittersweet kelimesinin sadece güzel olmadığı şarkıları da güzelleştirdiğine kanıt 5 şarkı :


5. The Verve - Bittersweet Symphony



Bittersweet denilince direkt aklımıza gelen, klibiyle şenlendiren şarkı, cause it's a bittersweet symphony, this life.

4. R.E.M - Bittersweet me



Bir dağıldılar bir tekrar bir araya geldiler derken hala devam mı tamam mı anlayamadığım R.E.M şarkısı. Onlar karar veremeye dursun biz eski güzel şarkılarıyla idare edelim.

3.Radiohead - Reckoner



Şarkının adı "Bittersweet" olmasa da, biz Tom Yorke' un sesinden "bittersweet distractors" diye duyarsak bu listeye alırız çünkü biz Radiohead severiz <3.

2. Apocalyptica feat Ville Valo And Lauri Ylonen - Bittersweet 




H.I.M grubunun canımız ciğerimiz solisti Ville Valo ve The Rasmus grubunun solisti Lauri Ylonen çello ustalarıyla düet yapacak, hem adı bittersweet olacak.Bu Finlandiya fırtınası bizi de etkisi altına almadan bırakmayacak tabi ki.

1.Sophie Ellis Bexter - Bittersweet




Son olarak da "Bittersweet" şarkılarındaki sweet kısmı ağır basan son şarkımızı paylaşalım. Kendisi şeker, şarkısı şeker, klibi şeker. Seviyorum bu kızı.  O zaman kapanışı hep beraber yapalım. " Your love is biiiitt - tersweet..." :)

29 Temmuz 2014 Salı

Rockçı mı dedin?


Sizlere bayılarak izlediğimiz konserlerinde kafa salladığımız, rockçı ağır abilerimizin aslında o kadar da ağır olmadıkları, kop kop müziğe yaptıkları katkıları paylaşmak istedim. Tamam hepsi öyle çok sert müzik yapmıyor ama kulüplerde de dinlemiyoruz yani. Birbirinden güzel bu on şarkılık listeyi ben sizin için derledim, topladım. Keyifli dinlemeler. Müzikle kalın, esen kalın (hep demek istemişimdir) :).



                                                            Rockçı mı dedin? 


Yalçın Tosun Sevmek



Kimdir? 1977 Ankara doğumlu Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi; Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler, Peruk Gibi Hüzünlü ve Dokunma Dersleri kitaplarının sahibi; Notre Dame de Sion ve Sait Faik Hikâye Armağanı ödüllerine sahip güzide bir abimiz.


Neden seviyorum? Yukarıdaki bilgiler kitabın ilk sayfasından edindiğim bilgiler. Asıl konuya gelirsek neden Yalçın Tosun okumayı sevdiğime dair size özetle birkaç sebep vereyim. Bir kere kitapların adı çok güzel ve orijinal.  Hiçbir bilginiz olmasa bile kitabı elinize aldığınızda Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler adını gördüğünüzde bu neymiş diye bakmadan geçemezsiniz. İkinci sebep herhalde yazarın kendisinin dediği gibi “utangaç, kenarda kalmış, sesi az çıkan çocuklara hayatın vermediği söz hakkını öykülerinde vermek istemesi” (söz konusu alıntıyı içeren röportajın linki aşağıda). Yani bir nevi Robin Hood J.  Sanılmasın ki mutlu sonlar var bu kitaplarda. Kitaplara genel olarak bir hüzün hâkim. Dediğimiz gibi karakterler hayatın onlara iyi davranmadığı, klişelere uymayan kişiler. Doğal olarak toplum tarafından hoş görülmeyen, dışlanan kişiler. Öyle güzel anlatır ki hikayelerin gerçekliği sizi rahatsız eder. Anlatım dili güzel ve akıcıdır bir an bile sıkılmazsınız. Öyküler kısa, kitaplar ince o yüzden okumalara doyamıyorsunuz ve öykülerin sonunda her zaman düşünmek için zamana ihtiyacınız oluyor. Benden bu kadar biraz da kitaplardan alıntılarla Yalçın Tosun anlatsın öykülerini.

Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler





-          “Akıl hastanesinde yattım ben Tülin. Aşk yüzünden delirdim. Bir insanın daha büyük bir başarısı olabilir mi? “ (Kale Direği)

Peruk Gibi Hüzünlü



-          “Her şey her zaman olduğu gibi insanın kendisiyle ilgiliydi işte, kendisiyle ve hissedip söyledikleriyle. “ (Beyaz Sabun)

-          “Birden çocukken en sevdiği rengin sarı olduğu aklına geldi. Bu hatırlayış şaşırttı onu. Nasıl da değişiyordu insan zamanla. Uzun zamandır kendini solgun gösterdiğini düşündüğü sarıdan hiç hoşlanmıyor ve bu rengi üzerinde taşımak istemiyordu. Çocukken böyle şeyler düşünmüyordu insan ne de olsa. Güdüleri ve beğenileri üçüncü kişilerin gözüyle kirletilmiş olmuyordu henüz. Mutluluğun aranan bir şey haline henüz dönüşmediği zamanlardı onlar.” (Bir Gök Bakımlık)

Dokunma Dersleri



-          “Dersimdin çalıştım, parmak uçlarına kadar ezberledim seni.”(Damdaki)

-          “Sözcükleri tozlanmasın diye özenle paketleyerek rafa kaldırma sanatıdır evlilik.”(Bir Kocanın Gizli Defterinden)
      
     Bonus :  Yazarı Mabel Matiz sayesinde tanıdım, Peruk Gibi Hüzünlü kitabındaki aynı adlı şiiri bestelemiştir. İşte sözler, işte şarkı.


çocuklar tekinsizdir
annelerse uçurum
olur olmaz,olur olmaz düşürür
bitmemiş her sevişme
paslı bir iğne gibi

doğrudan, doğrudan kalbe yürür
söz bitimi gibidir
odanın her köşesi
bi kuşatma büyütür
gece sona ermeden
peruk takan birini öpmezsem
yaram büyür
gece sona ermeden
peruk takan birini öpmezsem
yaram büyür




İlgili link : http://www.okuryazar.tv/yalcin-tosun-dokunma-derslerini-anlatiyor/

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Neydi o filmin müziği?



Benim gibi neydi o çalan, aaa bak burdaki şarkı çok güzel deyip film kadar çalan şarkılara da önem veriyorsanız işte size benim sevdiklerimden oluşan güzel bir liste. Sırf şarkı güzel diye oturup filmi nasılmış diye izlediğimi bilirim. Filmin konusu, oyuncuları vs kadar önem veririm. Hatta bazen şarkı güzel olur film yetersiz kalır. Burada da karma bir liste göreceksiniz. Filmlerin hepsine garanti veremem ama şarkılar güzel. Zamanla gelişecek olanlardan. Şimdilik sizi başta Days of Summer, The Closer, Once, Naked, Uzak İhtimal gibi filmlerinin unutulmaz müzikleri ile baş başa bırakıyorum :)


                                                    Soundtrack

Seri Filmler vol #1

 (az çok spoiler içerir ^^)

Bu filmleri izlemekte neden geç kaldım bilmiyorum, puanları yüksek, kötü yorum yok falan filan derken 3 gün art arda izleyivermişim tüm seriyi. Zaten çoğu yerde görmüş okumuşsunuzdur ama benim favorilerimden tam da mevsiminden olduğundan bu blogda olmazsa olmazdı.

Before Sunrise (1995)



Serinin ilk filmi,tanışırlar görüşürler sözleşirler falan. Ethan Hawke ile Julie Delpy henüz gençliklerinin baharındayken bir delilik yapıp (bence öyle tanımadığın insanla sen kalk Viyana sokaklarında gez, hırlısı var hırsızı var, sapığı var neyse) trende oturup 15 dk konuştuktan sonra tüm gün gezerler, süre de adından anlaşılacağı gibi güneş doğmadan önceye kadar. Ve Viyana bu iki gence mekan olur ve biz onların spontane gelişen konuşmalarını dinleriz. Sıkıcı gibi görünse de bu güzel çiftin diyalogları sizi alıp götürecek zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Serideki ikinci favori filmim olur J

Before Sunset (2004)


İşte benim favorim. İlk tanışmanın verdiği acemilik, birbirini hiç bilmemezlik yok ya da tam tersi. Biraz pişmanlık filmi aslında. Sevgili Lütfi Akad' ın "Vesikalı Yarim" filminin unutulmaz repliği “Çok önceden rastlaşacaktık” bu film için bence uygun. Neden, ee bunlar zaten tanışıyor, sonu da mutsuz değil derseniz aradan 9 yıl geçmiştir. Zaman durmaz akar, gençlik. Ethan Hawke abimiz de boş durmamış evlenip çoluk çocuğa karışmıştır. Zaten diyaloglarda da demiştir kendisi “neden gelmedin neden gelmedin yarim yarim diye.”(bakınız abartılı çeviri :P) En çok alıntıda bu filmden olur bence. Bu filmlerde önemli olan sonunu öğrenmek değil, bize, bu iki gencin hayatından bir iki saat içinde sunulan güzel diyaloglarıdır. O yüzden sonunu öğrenince üzülüp filmdeki asıl meseleyi kaçırmayın ;).Bir de bu filmin bonusu vardır ki ayrıca bunun için sevilir. Julie Delpy’ nin Little Jesse için yazdığı o güzel vals.

Bonus I :



 Bonus II : Son sahne



Céline : Baby, you're gonna miss that plane

Ve Jesse'den ibretlik cevap

Jesse : I know :)














Before Midnight (2013)


Vee mutlu son. Hayır hayır geriye sar. Evlenince film bitmez aksine asıl hikaye o zaman başlar diye bir yerde görmüştüm (Bu arada kim demişse güzel demiş, ağzına sağlık). Daha uygun bir durum yok. Burada da evlenince hikaye bitmiyor başka bir hikaye başlıyor. Ve bu filmde bütün diyaloglar mutlu, tamamen özgür veya hayalsi değil. Bu filmde gerçek hayat var. Çocuklar, sorunlar, içe atılmışlıklar, küçük mutsuzluklar var. Ki zaten aksini gösterse bu kadar etkili olmazdı nitekim bu film gerçeğe bir o kadar yakın. Bir ara filmde kendimi onların çocuğu gibi hissedip onlar kavga edince gerilsem de J bu film(ler) size o aile sıcaklığını veriyor. 



Not : Her ne kadar alıntı yapmak istesem de paylaşmayacağım zaten her bi şeyini söyledim asıl mesele o dedim tadını iyice kaçırmayayım :D 


Az bilinen çok sevilen şarkılar

Sizler için şimdi şöyle hafif tınılı bir müzik olsa ama aynı zamanda Türkçe de olsa dediğinizde açıp dinleyebileceğiniz; Sakin, Sapan, Yüzyüzeyken Konuşuruz gibi grupların başını çektiği arşiv niteliğinde bir liste yaptım. Nerede mi hemen aşağıda :).





Güncellendi.


27 Temmuz 2014 Pazar

Alper Canıgüz Sevmek


Kimdir? 1969 yılında İstanbul’ da doğmuştur. Okuma sevgisini babasına, yazma tutkusunu müzik kabiliyetinin olmayışına borçludur. Kahkahalarla ağlatan ve hıçkırıklarla güldüren kitapların yazarı olarak anılmayı isteyen Canıgüz, politik açıdan kendisini narsisizme yakın bulmaktadır. (Kitaplarındaki tanıtım, bu bile Alper Canıgüz’ ün mizah anlayışını yansıtıyor J) Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Ayrıca kendisi bir Afili Filintadır.


Neden seviyorum? Ee absürdlüğün kitabını yazdı. Eğlenceli, bol genel kültürlü, akıcı romanları var. Elinize aldınız mı bırakasınız gelmiyor. Ha bir de Alper Kamu (duymayan yoktur herhalde) diye bir karakteri var, pek yaman, pek bilmiş, evimizin dedektifi. Dostoyevski, Oğuz Atay okur. Yaşının gerektirdiklerini hep saçma bulur. Alper Canıgüz’de öyle güzel anlatır ki bunları gülmeden duramazsınız. Hikâyeleri akıcıdır, hep bir merak unsuru vardır. Bazen de öyle bir an gelir ki bir şeyler boğazınızda düğümlenir kalakalırsınız. Hikâyelerdeki en küçük ayrıntıyı atlanmaz, sonunda anlarsınız önemini. Merak edilen soruların cevaplarını hep alırsınız. En iyi giriş cümlelerine sahiptir. Dört kitapta da bu özellik değişmez, kanıt olarak işte kitapların ilk paragrafları J

Tatlı Rüyalar




“HAYATIMI SATIYORUM!
25 yaşında, iyi eğilimli, iki yabancı dil bilen sağlıklı gene, geri kalanını temin edebilmek                          amacıyla hayatının bir bölümünü satıyor.                                                                   
   İlgilenenler aşağıdaki telefon numarasına başvurarak randevu alabilir.”


Oğullar ve Rencide Ruhlar



"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışarıdaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.”


Gizli Ajans



“Borges ve Kemalettin Tuğcu’nun aynı kişi olduğunu öğrendiğimde hayatta bundan daha korkunç bir gerçekle karşılaşamayacağımı düşünmüştüm. Heyhat, ne kadar da yanılmışım.”

Cehennem Çiçeği



“Bilirsiniz insanlar, doğar, ölür ve sonra büyür.”


İlk paragraftan merak ettiren, tempoyu düşürmeyen kitaplar. Tek kötü yanı kitaplar arası en az dört yıl olması benim gibi Alper Canıgüz okumayı seviyorsanız bu çok uzun bir süre L

Bonus: Söylemesi ayıp, Onur Ünlü ile yakın arkadaş olduklarını bildiğimden (ki kendileri en sevdiğim Türk yönetmenlerdendir, absürdlükte sınır tanımayanlardan) bir ön gösterim sırasında, Alper Canıgüz kitaplarını film projesi olarak düşünür müsünüz diye sormuştum. Zaten böyle bir şeyi düşündüklerini söylemişti. Yakın zamanda bu güzel kitapları sinemada da görmek dileğiyle J




Beni bu iki dakikalık şarkılar mahvetti

Evet çok mutlu olduk ya hemen hüzünlenmemiz gerek. Bu sefer süresi iki dakikayı geçmeyen ama anamızdan emdiğimiz sütü burnumuza getirmeye yeten, oyy dağlar, taşlar dedirten şarkılar var. Gel vatandaş gel hüzün var sevgi var ama hepsi iki dakika!


                                                            2 dakikalık ölümcül şarkılar

Tim Burton Sevmek

Henüz genç iken :)

Favori yönetmenlerimden olan bu güzel adamı yazmasam olmaz. Hem filmlerindeki o fantastik, gotik havasını ve anormalliğini kim sevmez ki.  Johnny Depp’le kanka, Helene Bonham Carter’la evli olması da bizim için ayrı güzellikler tabiJ.Tüm filmleri olmasa da çoğu filmlerini izlemiş bulunmaktayım.  Size de sondan başa doğru kısa (!) bir liste yaptım.

Frankenweenie


Şu üç boyutlu film izleyen ailenin şekerliğine bakar mısınız :)

Siyah beyaz animasyon şeklinde çekilen ve baş karakterin sevimli köpecik ve onu çok seven sahibini konu alan film tabi ki Frankenstein' dan esinleniliyor adından da anlaşılacağı gibi. Favori karakterim Weird Girl olabilir ve tabiî ki kedisi :D

                         İkinci favorim Edgar 'E' Gore.
Bonus: O filmin sonundaki kulaklarınızı şenlendirecek şarkı.



Dark Shadows




Duygusal vampirimiz Johnny Depp olunca sevmemek olmaz. Muhteşem soundtracki ve efsane oyuncuları bir araya toplamasıyla da gönlümüze taht kurmuştur. Favori karakterim de (her ne kadar J. D varken başkasını seçmem zor olsa da) yine de Johnny Depp'in oynadığı Barnabas CollinsJ.

Şu ailenin sevimliliğine (!) bakar mısınız

Alice Harikalar Diyarında



Diğer filmlere göre biraz sıkıcı bulsam da Burton'dır deyip alır başımın üstüne koyarım ki zaten başta Oscar ve Bafta olmak üzere bir çok ödül almıştır en iyi kostüm ,en iyi sanat yönetmeni dalında. Yani film ödüllü bir görsel şölen. İzleyince o “ follow the white rabbit” dünyasına hayran kalmamak elde değil (Donnie’ ye selam olsun) Favori karakterim muhteşem cümlelerin sahibi şapkacı ve şansa bak ki yine Johnny Depp oynamış.

Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytani Berberi


T.Burton dünyasında başka türlü güneşlenemezsiniz tabii

İşte bu Tim ‘i Tim Burton yapan filmlerden. Orijinal konusu, Johnny- Helena demirbaşının yanı sıra Alan Rickman ve Sasha Baron Cohen ile tadından yenmeyen bu film gayet başarılı. Favori karakterim, her ne kadar gönlüm Johnny dese de, Alan Rickman' ın canlandırdığı Judge Turpin. Onun karşısında boynumuz kıldan ince.

Ölü Gelin


Dancing with myself

Bu mavi saçlı hüzünlü gelinimizin olduğu animasyon filmini kim sevmez ki L Hem de o değil midir  “Evet bir ölüyüm fakat hala dökecek gözyaşım var “ deyip bizi buhranlardan buhranlara sürükleyen, yüreğimizi yakan. Yok, daha fazla devam edemiyyciğim.

Büyük Balık


Sarı sarı kimin yarı en güzeli benim sarı alternatif klip

Ewan McGregor (nam-ı diğer Obi -wan Kenobi, may the force be with you, genç) abimizin oradan oraya çekirge misali sıçradığı, imdb yüksek puanlı klasikleşmiş T.B filmi. Yine güzel oyuncular, muhteşem replikler. Tim Burton abimiz yapmış yapacağını.

Makas Eller



Ve yine yüreğimizi dağlayan bir film. Bu filmde zavallı Johnny'' nin, Winona aşkına çekmediği dertle çile kalmamıştır (Adını dağlara yazdım yarim, koluma dövme yaptırdım). En sonunda da... Hayır, bu ciddi bir öneri blogudur, okuyucuyu merak ettirir ve ona sonunu söylemez. Favorimi sormadınız herhalde, çekmediğim dert çile kalmadı - Johnny varken istesem de başkasını seçemem.

Bonus: O meşhur diyalog

Kim: Hold me.

Edward: I can't. (Adını dağlara yaz... Tamam tamam sustum.)

Beetlejuice 



Miley Cyrus' tan önce de klasik olan, bilinen bir Tim B. filmi. Eğlencelidir, içinizde üç kere Beetlejuice deme isteği uyandırır..İzlenmediyse hemen izlenmeli, Alec Baldwin’in gençliğinden ve yakışıklılığından yararlanılmalıdır.

Benim izlediğim T.Burton filmleri şimdilik bu kadar. Her ne kadar bazı temel taşlar eksik olsa da (nerde Batman, Ed Wood, Maymunlar Cehennemi dediğinizi duyar gibiyim) bunlar TB sevmeme yeter de artar bile. Hala izlemediyseniz hemen izlemenizi önereceğim nadir yönetmenlerdendir(o kadar sever,değer veririm ki sırf ilk onun Batman'ininden başlayayım diye diğer favori yönetmenim C .Nolan Batman'ine bakamamışımdır)

Bonus: Vincent kısa filmi, sevilir.




Because i'm happy

İlk işitsel ( laflara da bak) paylaşımımız şöyle güzel olsun, mutsuzken neşenizi yerine getiren, içinizi kıpır kıpır eden yerinizde duramayacağınız şarkılardan oluşan, eski yeni demeden dinleyebileceğiniz güzel bir liste. Kimler mi var, Bruno Mars, Mika, Pharrell (şapkasını sevdiğim) hepsi ve daha fazlası bu blogda. Yok çok iddialı oldu, onlar var işte. Eklemeler olacak, takipte kalın :)


                                                                 Happy Songs

Bugün dağların dumanı aralandı, e hoşbulduk :)

Merhaba gençlik ( bu kelimeyi çok kullanacağım, okuyucu kitlesini kısıtladığımı düşünmeyin). Yıllardan beri yılan hikayesine dönmüş olan ismi belli ama icraat olmayan blog yazma işini sonunda gerçeğe dönüştürdüm. Burda size ordan,burdan ve şurdan görüp beğendiğim, sevdiklerimden öneriler sunacağım. Modunuza göre şarkılar hazırlayıp, okuduklarımı paylaşıp, izlediklerimi yayınlayacağım. Eski yeni ayırt etmeden bol bol tematik listeler olacak. Şimdilik üç ana başlıktan oluşsa da zamanla artacağını umuyorum, tabi isteğiniz doğrultusunda. Ben önereceğim, beğenip beğenmemek size kalmış. Yorum yapın, istek yapın bir şarkı tadında beraber güzelleşelim a dostlar :). Iıı bir de ciddi demişim ya, durumu biraz farklı yorumlamış olabilirim :)