8 Haziran 2016 Çarşamba

Abur Cubur #29

Dans şarkılarıyla devam. Her ne kadar pek dans edecek havamız olmasa da, çokça mutsuz da olsak dinleyip birazcık da olsa kafa dağıtmak için güzel şarkılar. İlk liste burada.

İyi ki müzik var, sanat var.


1. Raving George feat Oscar & The Wolf




2. Jessie Ware - Imagie It Was Us




3. Equal - In the Evening




4. SBTRKT feat Denai Moore - The Light





5. Grimes - Vanessa




6. Nu - Man O To





7. CFCF - Cometrue



Devamını Oku »

5 Haziran 2016 Pazar

Son Zamanlarda İzlediğim İzlenilmeyesi Filmler


Merhaba arkadaşlar :). Nasılsınız? Keyifleriniz yerindedir umarım. Ben de durumlar yoğun. Günler o kadar hızlı geçiyor ki anlayamıyorum. O yüzden buraları ihmal ettim. Şimdi sizlere kendimi affettirmek biraz da sizleri eğlendirmek için bir liste hazırladım. Biliyorsunuz ki en son yaptığım Son Zamanlarda Okuduğum Okunulmayası Kitaplar listesi ilgi görünce ben de neden bir de bunun film versiyonunu yapmayayım dedim. Aslında şanslıyım izlediğim filmlerden kesin olarak beğenmediklerim o kadar az ki liste çok uzun değil ama yok da değil :). O yüzden son zamanlarda keşke izlemeseydim dediğim ama izlemeden de böyle olduklarını anlayamayacağım filmleri listeledim. Bana meydan okuyup sen ne anlarsın filmden çok güzel bir film o bir kere demek serbest :). O zaman başlayalım.







1. Good Will Hunting - Gus Van Sant (1997)


Bu film iki listeye giriyor. Biri bu zamana kadar hala izlemediğim filmler listesi (artık izledim) iki izleyip de beğenmediklerim listesi. Yani o kadar klişelerle dolu ki uzun uzun yazmak istemiyorum. Başından sonuna ne olacağı belli, sizi ne şaşırtan ne de  hayranlığınızı uyandıran bir film. Tek olumlu yanı Elliott Smith şarkılarının olması ama o güzelim şarkılar ziyan olmuş. Kısacası vasat. Özür dilerim Robin Williams, Stellan Skarsgard.

2. Mustang - Deniz Gamze Ergüven (2015)


Oscar benim pek de önemsediğim bir ödül değil ama güzel filmler de çıkmıyor diyemeyiz ama bu film onlardan biri mi hayır. Zorlama, başarısız bir senaryo, Emin olun çok daha güzel Türk filmleri var, her açıdan. Olmamış, sorryyy :(.

3. Hamam - Ferzan Özpetek (1997)


Ferzan Özpetek filmlerini severim ama bu film onlardan biri değil. Hem de Mehmet Günsur'a rağmen :/

4. Dead Man - Jim Jarmusch (1995)


Şimdi Jim abimiz kızmasın; kendisini, tarzını severim (bknz. Coffee and Cigarettes) Johnny Depp'i zaten severim. Ama bu filmde sanki bir şey varmış da anlamak veya sevmek için ben onu kaçırmışım gibi hissediyorum çünkü baya sıkıldım izlerken. Hani çok kötü de diyemiyorum ama beklentim o kadar yüksekti ki kendimde sorun aradım. Hala sevmek için neden arıyorum yardımcı olun :(.

5. Kara Bela - Burak Aksak (2015)


Burak Aksak'ın en vasat işi olmaya aday bir film. Ara ara tebessüm ettirse de Bana Masal Anlatma filmindeki gibi başladığı andan itibaren sizi saran, güldüren bir film değil. Aksak'ın neler yapabildiğini Leyla ile Mecnun'da gördük hala sezonu başa sarıp izliyoruz. Yukarıda bahsettiğim ilk uzun metraj filminde de neler yaptığını gördük o yüzden bu filme rahatlıkla vasat diyebiliyorum. Abbas Bozkurt'un Altyazı dergisinde Ocak 2016 dayısında yayınlanan 'Toplu Kahkaha' yazısını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Genel olarak doğru tespitler ortaya koyan Bozkurt, Burak Aksak ile ilgili olan kısımda da çok haklı.

Son beş ayda izlediğim kötü filmler bunlardı. Bence hiç de fena değil ortalamanın üzerinde film izleyen ben için:). Siz de yorum yapmayı, sevdiğiniz sevmediğiiz filmleri bizimle paylaşmayı unutmayın. Filmle kalın :).

Devamını Oku »

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Sevgili Güllük #7 (Dance)

Dance dance dance









Devamını Oku »

Sevgili Güllük #6

Everything is blurred but you/ Her şey flu ama sen ...


















Devamını Oku »

29 Mayıs 2016 Pazar

Son Zamanlarda Okuduğum Okunulmayası Kitaplar

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu sefer tüm yayınlarım boyunca yapmaya çalıştığım şeyin tersini yapıp okunulmayası (tabi ki bence) kitapları paylaşacağım :). Eksik fazla son üç dört ayda ders için okuduklarım dışında okuduğum kitaplardan kısaca bahsedeceğimi düşünüyordum ama dolmuşum baya yazıvermişim :). Önerilerimde bu kadar yorum yazmıyorum :). Bazıları fena olmasa da öyle tekrardan elime alıp okumak istemeyeceğim, hatta çoğunu da elden çıkardığım kitaplardan bahsedeyim sizlere ama müziksiz asla :).







1. Ariel ve Seçme Şiirler - Sylvia Plath



Geçtiğimiz kitap fuarından alarak hayatımın en büyük kitap alma hatalarından birini yaptığım kitaptır. Kırmızı Kedi Yayınları çok sevdiğim bir yayınevi olmasına ve önceki fuarlardaki güler yüzlü ve ekstra indirim yapmaktan kaçınmayan o güzel insanlar yerine; çok da bir şey bilmeyen, gülmekten aciz insanlardan aldığım için ve bir an gaza gelip yazarın şiir kitabının çevirisini aldığımdan dolayı iki kez pişmanım. Nasıl böyle bir hata yaptım bilmiyorum. Gerçekten şiir çevrilmesi çok zor bir iş. Çevrilmesin demiyorum ama her zaman da çevrilmiyor işte. Hiç tat alamadım. İçinde hoşuma giden altını çizdiğim şiirler oldu ama keşke almasaydım :/


2. Ruhi Mücerret - Murat Menteş


İlk çıktığında çok heyecanlanmıştım. Öyle ki hemen almak istiyordum özellikle kapağı nedeniyle amma ve lakin taa bakın bu zamanlar okuyabildim :). Gerçi okumasam bir eksiklik hissetmezdim ama okumadan da böyle düşüneceğimi bilemezdim :). Çıkmaz bir kısır döngü, anlayacağınız okuyun güzel şey okumak :). Kitaba gelecek olursak "Dublörün Dilemması"'nı yıllar önce severek okudum, bu kitap için heyecanlanmamı sağlayan neden o kitaptır. Yalnız anlamadığım bir şey var, acaba ben o zamanlar kitap yine bu tarzdı ve ben okumayı seviyor muydum yoksa bu kitap diğer kitaba göre daha mı vasat. Bir bilen yorumu olan cevaplasın, iki kitabı da okumuş olan :). Belki de benim tarzım değişti bilemiyorum ama bu kitap baya vasattı. Baya zor bitirdim çok akıcılık sorunu olmasa da baya sıkıldım. Daha çok eğlenmeyi beklediğim bir kitaptı ama olmadı. Yine altını çizdiğim yerler olmadı değil ama kitap yine elden çıkarıldı güzel kapağına rağmen :/

3. Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları - Ransom Riggs


Tim Burton'ın film fragmanını izledikten sonra kitabı olduğunu öğrendiğim bu kitabı, film çıkmadan alıp okumak istedim. Fragman beni o kadar heyecanlandırdı ki kitabın konusunu, kapağını ve içindeki fotoğrafları da görünce baya heyecanlandım ve hemen okumak istedim. Ama maalesef yine ve yine hayal kırıklığına uğradım. Öyle böyle değil. Yine çok sıkıldım. Bazı kitaplar vardır bitirmek için okursunuz bu da onlardan biriydi. İlginç konusunu destekleyen bir içeriği ya da anlatım tarzı yoktu. Heyecanlandırmıyor daha çok düz betimleme demek istemiyorum ama anlatımı vardı. Aslında o fotoğraflardan dolayı biraz daha gotik, karanlık bir kitap beklerdim ama olmadı. Serinin devamı varmış belki iyi devam ediyordur, olaylar gelişiyordur. Bu karakterleri tanımamız içindir falan filan ama benden bu kadar. Eğer bir yerde denk gelirsem ya da müthiş överse güvendiklerim bir bakarım ama pek sanmıyorum.

4. Basit Bir Es - Enis Batur


Kitap çok kısa o yüzden bitirmek için çok çaba sarf etmenize gerek yok. Her ne kadar ilk başlarında postmodern olmasından dolayı heyecanlansam da devamında bu heyecan sürmedi. Sıkıldım ama bir iki metro boyunca merak ediyorsanız hemen okunur, biter. Yine altını çizdiğim yerler oldu ama bana göre vasat :/ Yazarı bu kitapla yargılamayacağım ve kesinlikle bir şans daha vermek istiyorum. Önerilerinizi bekliyorum.

5. Budalalar Takvimi - Ermanno Cavazzoni


Kitabın tanıtım yazısında Ferhan Şensoy'un yazısını okuduktan, yazarın İtalyan olduğunu öğrendikten ve öykü kitabı olduğundan beğenmememin ihtimal dışı olduğunu düşünüyordum lakin yanılmışım. Gerçekten metroda okudum, uyumadan önce okudum, sabah kalktım okudum anlayacağınız okumadığım yer ve zaman kalmadı fakat 171 sayfacık kitabı kaç hafta oldu zar zor bitirdim. Bir de ben bir kitabı sevmeyince çabuk da bitiremiyorum başka kitaplara geçişim zorlaşıyor, okuma hızım düşüyor. Bu kitap da beni birçok kitabı okumamı baya engelledi. Ne yapalım Ferhan Şensoy'la da zevklerimiz uyuşmadı, anlayacağınız bugün de elit olamadım :(.



Devamını Oku »

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Abur Cubur #28

Merhabalar, nasılsınız görüşmeyeli :). Bugün havanın suratsızlığına rağmen (son zamanlarda genelde hep böyle) düşünelim ki evden çıkmıyorsunuz ve neden bunu bir partiye dönüştürmeyesiniz. Yani en azından kendinize ufak çaplı bir parti verebilirsiniz çünkü müzik atıştırmalıkları, abur cuburlar Öneri Makinesi'nden. Popüler müzikten sıkılıp farklı dans parçaları arayanlar için en cool şarkıları ben sizin için bu listede oluşturdum, sırasıyla dinlemeniz veya çalmanız önerilir. O zaman hadi dans edelim! :).

1. Tame Impala - Let it Happen


Biraz ısınalım.



2. Yeasayer - Silly me





3. Chela - Romanticise





4.  Crystal Castles - Crimewave


Artık yavaş yavaş havamızı bulalım :).





5.  La Roux - In for the Kill (Skream remix)




6.  Breakdown Valentine - Silver Sunlight





7. Trust - Bulbform 




Devamını Oku »

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Ankara Uluslararası Film Festivali




Merhaba arkadaşlar, nasılsınız, keyifler yerindedir umarım. Bir film festivali yazımıza daha hoş geldiniz :). Biliyorsunuz ki artık festival demek ben demek :). Bu sefer çok az filme gidebildim :( Sadece dört tane ikisinde de söyleşiye denk geldim bilmeden :). Kısaca yorumlarımı, önerilerimi paylaşıp usulca çekiliyorum kenara. Tabi ki okurken festival temamıza uygun olarak Erik Satie ustamızın en sevdiğim eserini size eşlik etmesi için buraya bırakarak.




Kaili Blues






Ben bir işte varsam o gün olaysız geçmez bu konuda anlaştık artık sanıyorum. Ben demek olaylı geçen etkinlikler, günler demek :). Gelelim filmimize. Ben filme geç kaldım arkadaşlar, hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri başıma geldi ve filmin ilk 10-15 dakikasını kaçırdım. Ben ki saniyesi geçse kaydı başa sararım ama bu filme kaç dakika sonra girdim. Hayır yetmezmiş gibi karanlık sahnelere denk gelip koltukları da göremedim. Baya bildiğiniz zifiri karanlıkta el yordamıyla oturacak bir yer aradım ve ilk elime gelen kara parçasına oturdum. Aydınlık sahnelere gelince ikinci sırada olduğumu fark ettim ki bu da demektir ki şiddetli boyun ağrısı yolda.  Evet, filme geçemedim ama geçeyim artık. 

Bu filmi seçmemin yegane sebebi görüntü kalitesiydi gerçekten hakkını verdi, o doğa manzaraları ve enfes çekimlerle ki her ne kadar kıyıdan köşeden kaçak gibi izlemiş olsam da baya güzeldi. Tabi ekranın tamamını da her zaman göremedim tahmin edersiniz. Ama buram buram sanat filmiydi. Yönetmen resmen kamerayla oynamış. Sanıyorum ki steadicam ile çekilmiş sahneler var. Ben Kaili'den çıktıktan sonra fark ettim ama daha öncesinde de var mı emin değilim malum sebeplerden ötürü. Gerçekten kamerayla oynamış yönetmen, bir başka olay olan sahne ise (sinemadan erken çıkanlar dertlerine yansınlar, hiç bu kadar insanın bir filmden çıktığını görmedim bu arada) motorla kahramanımız giderken onu takipten ayrılan kameranın kestirmeden karaktere yetişmesini izlemek çok güzeldi :). Baş karakterimiz Chen'in motoru kullanan Weiwei'e sürekli yavaş gidelim demesi de güzel bir ayrıntıydı :). Son olarak da bu konuya alakalı yolculuk sahneleri yabancı bir siteden öğrendiğim kadarıyla kırk dakika imiş, Chen araba kullanırken biz de kullandık ve o hangi araca binse biz de onunla gittik. Yönetmen çok güzel başarmış o hissi bize vermeyi.

Müzikleri o kadar güzel ki her sahneye kulağı yormayacak şekilde güzelce işlenmiş. Tabi asıl önemli kısım başından sonuna kadar ara ara dinlediğimiz o nefis şiirdir. Şiirsel bir anlatım, enfes çekimler ve içi boş olmayan senaryo ile bence bu film izlenmeli. Hatta ben kesinlikle başından itibaren bu filmi izlemek istiyorum. Eminim yarım yamalak görmem ve ortasından başlamadığım zaman daha çok şey çıkarıp yorum yapabilirim :). Yandık dediğinizi duyar gibiyim :). Şimdiden bu kadar yazmışken :).

Toz Bezi



Bilmeden söyleşili bir filmi de seçmişim :). Çok merak ettiğim filmlerden biriydi. Oyunculuklar çok güzeldi. Ve yönetmenin röportajına denk gelince filmden önce duyduğumuz cümle aslında film için önemliydi o cümle de şuydu; bu insanlar toz bezi değil.

Saklı



Çok merak ettiğim bir filmdi, ve yine oyunculu yönetmenli bir söyleşiye denk geldik. Film kötü değil ancak nedense tam beklediğim gibi değildi. İşlediği konu tabi ki önemli, özellikle ikiyüzlülük teması sizi sizden alabilir.

Ben ve Kaminski



Bu filmi izlerken nedense aklıma Hermann Hesse'nin "Kilingsor'un Son Yazı" kitabı geldi. Orada da son demlerini yaşayan bir ressamı okuyorduk burada da görüyoruz. Renklerin tasviri, resmin anlatımı ikisinde de güçlü. Hesse'nin renk tasviri o kadar güçlüydü ki o renkleri hissedip görmemeniz imkansız. Resmin başka sanat dallarıyla böyle iç içe geçmesini çok seviyorum. Ben ki çöp adam bile çizemeyen ben hayranlıktan başka bir şey beslenemiyorum ressamlara ve eserlerine karşı.

Bu filmin konusu ilgimi çektiği için ve "Goodbye Lenin" filminin yönetmeni ve filmin başrol oyuncusunu bu filmde tekrar bir arada görünce gitmek istedim. Komik ögeleri ve güzel görselleriyle bu filmi de izlemenizi öneriyorum.

Devamını Oku »

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Abur Cubur #27

Yine bir Sofar keşifleri turumuza hoş geldiniz :). Malum güzel sesler, şarkılar birikince liste yapmak şart oluyor. Önceki listemde de bahsettiğim gibi sofar güzel bişi :). Yani şöyle ki hem sevdiğiniz grupların canlı kayıtlarını dinleyebildiğimiz gibi bir yandan da yeni keşifler yapmak için bir cennet. Hal böyle olup son zamanlarda da aşağıdaki listede olan isimleri keşfedince listenin ikincisi kaçınılmaz oldu. Benim yeni keşfettiğim ama zaten müziklerini güzelce yapan bu insanlara buyurun bakalım.Bir önceki Sofar keşifleri listeme şuradan ulaşabilirsiniz :). Müzikle kalın.

1. Merve Çalkan


İşte son zamanlarda üst üste psikopat gibi dinlediğim iki şarkının sahibesi Merve Çalkan. Diğeri de hemen burada.



2. Emre Temiz




3. Emre Akbay 





4. İsmira




5. Yiğit Seferoğlu




6.  Kahraman Deniz 




7. Sedef Sebüktekin





Devamını Oku »

6 Mayıs 2016 Cuma

Koş Sevim Koş

Merhaba kitap severler, bugün yine sitelerin indirimlerinden bir derleme yaptım. Ankara Uluslararası Film Festivali yazım yolda, filmler bitince gelecek. Bol sanatlı günler :)

http://www.idefix.com/vitrin/ İdefix'in bahar kampanyası devam ediyor.

http://www.babil.com/Main/Home/PageContent/nisan-kampanyasi Babil'de boş durur mu :), nisan kampanyası devam ediyor. Ve seçili kitaplar 9.90. Süper İyi Günler özellikle okumanızı tavsiye ettiğim çok güzel bir kitaptır.

http://www.dr.com.tr/LP_yayinEvleri-mayis D&R da boş durmamış ve mayıs indirimi yaparak bana da bakın demiş.

http://www.eganba.com/ Eganba bu hafta her alışverişinizde şu kitabı hediye ediyor. Ayrıca James Joyce'un Ulysses'i %50 indirimde.

http://www.pandora.com.tr/ Burada da günün fırsatları ilginizi çekebilir.

https://www.ilknokta.com/ Bahar kampanyası için yarın son gün, ayrıca çeşitli temalarla seçilen kitaplarda da ilginizi çekecek kitaplar ve güzel indirimler var.

Devamını Oku »

30 Nisan 2016 Cumartesi

Abur Cubur #26

Merhaba güzel insanlar :). Umarım bu güzel güneşli günlerde harika planlarınız olur ve musmutlu bir hafta sonu geçirirsiniz. Biliyorum uzun zamandır sizleri abur cubursuz bıraktım ama başka planlarım var hazırlıyorum, bazılarını hazırladım. Burada yayınlayacağım kesin değil ama birtakım işler oldu, oluyor :). Bugün sizlere sesiyle bizi şaşırtıp görüntüye uymayan bir liste yaptım. Umarım cinsiyetçi gibi görünmem çünkü bu listeyi sadece söyleyeni gördüğümde çok şaşırdığım sanatçıları böyle bir listede paylaşmak istediğim için yaptım. Aslında bir nevi bu sesin değişimi, cinsiyetsizliği ve orijinalliği çok güzel bir durum. Bakalım siz de şaşıracak mısınız :). Sizi de sesiyle şaşırtan böyle sesler varsa yorum yapmayı unutmayın :).

1. Chinawoman






2. Rhye





3. Ben Harper


Bu güzel sesli adamı bir tek ben ilk dinlediğimde kadın sanmış olabilirim :).



4. Graham Candy






5. Cigarettes After Sex




6. Heartless Bastards






7. Tracy Chapman




Devamını Oku »

27 Nisan 2016 Çarşamba

Koş Sevim Koş

Bu bölümde artık hangi kitap sitelerinde indirim olduğunu kısaca yazacağım. Bilgilendirme amaçlı olacak bir listedir.

https://www.ilknokta.com/ - Bahar kitap günleri devam ediyor 4 Nisan - 7 Mayıs arası, birçok yayınevi indirimde başta ithaki olmak üzere

http://www.eganba.com/ - İkinci bahar indirimi devam ediyor ve her alışverişinizde haftalık olarak değişen hediye bir kitap gönderiyorlar.

http://www.babil.com/ - Nisan kampanyasıyla kitaplar indirimde ve Bayan Peregrine'in Çocukları kitabı ise haftanın fırsatı.

http://www.idefix.com/vitrin/ - Bahar kampanyasında son 3 gün. Birçok yayınevi indirimde.

http://www.dr.com.tr/LP_yayinEvleriB - Yine birçok yayınevi indirimde.
Devamını Oku »

22 Nisan 2016 Cuma

Seri Kitaplar

Merhabalar efenim merhabalar, sağlığınız sıhhatiniz yerindedir inşallah :). Bugün sizlere en sevdiğim kitap serilerinden bir liste hazırladım. Kısaca bahsetmeye çalışacağım belki hoşunuza gider ve gözünüzü korkutan bu serilere başlamanız için bir vesile olur.  Zaten eminim çoğunuz bu serilerle büyüdünüz. Benimki sadece bir hatırlatma :). Daha önce lafı geçen kitaplar bu listede de olabilir uyarayım. Okurken müziğiniz de hemen burada, kitaplar kadar büyülü :).




1. Harry Potter - J.K. Rowling


Benim okuduğum Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu çevirisiydi.


Seriyi iki kez bitirip, filmleri sayısız kez izledikten sonra başka seriyle başlamam imkansızdı herhalde. Benim için her zaman yeri ayrıdır. Hiç bu kadar etkilendiğim ve bağımlı olduğum bir seri yok herhalde. İçindeki işlenen temalar, anlatış şekli ve her izlediğimde, okuduğumda başka bir yönünü görmem bu seriyi benim için unutulmaz kılıyor. Kaç yaşında olursanız olun lütfen bu seriyi alın okuyun ya da en azıdan izleyin.

Benim için ilklerin de serisidir. İlk sinema deneyimimdir Felsefe Taşı. Geri kalan tüm seriyi de hep sinemada izledim. Bu büyülü atmosfere Harry Potter'la başladım anlayacağınız. Özge'nin bana ilk doğum günü hediyesidir Felsefe Taşı. İlk iki filmi izledikten sonra gelen bu hediyeyle kitaplara başlamam onun sayesindedir. Ondan sonra aldı yürüdü zaten, okuyuverdim tüm kitapları. Benim için özeldir, değerlidir. Yanımda sakın küçümsemeyin bu seriyi :)).

2.Kara Kule Serisi - Stephen King




Roland Deschain'in yolculuğunu anlatan bu fantastik seri benim favorilerimden olur. Yedi kitaplık bu seride en sevdiklerim 1, 2 ve 7 olabilir. Aslında baya oldu okuyalı ama blog sayesinde biraz hatırlamaya çalışacağım. İkinci kitabı sevmemin nedeni zaman yolculuğu. Zaman yolculuğu olan hemen hemen her filmi, diziyi ve kitabı severim :). Son kitapta her ne kadar Stephan abimiz sonların pek de önemli olmadığını söylese de efsanevi sonuyla beni çok etkilemiştir. Eğer fantastik kitaplar seviyorsanız bu seriye bakmanızı öneririm.

3. Ejderha Dövmeli Kız




Daha önce polisiye, dedektiflik teması dolayısıyla hazırladığım listede de olan bu seriyi bir çırpıda okuyuverdim. Kitapların kalınlığı korkutmasın sizi. Arada kitap okuyan annem bile bu kitapları çabucak bitirdi. Akıcı, zeka kokan polisiyelerden. Keşke devam edebilseydi seri. Hala hem İsveç hem de David Fincher uyarlamalarını izlemediğim de gerçektir :).

4. Açlık Oyunları



İçinde çok güzel göndermelerin olduğu biraz derine inince güzel yorumlar yapılabilinecek bir seri. O yüzden burada alıyor yerini. Filmleri beğenirim ama kitaplar çok güzeldir. Yani bir göz atmanızda fayda var. Benim gibi distopya sevenlerdenseniz öneririm :).

5. Yüzüklerin Efendisi




Ortaokul, lise yıllarımda tümünü okuduğum seri. Yani ne yazabilirim ki. O kadar inceleme, filmler, yorumlar varken bana da pek bir laf düşmez. Sadece ben de okudum ben de sevdim diyebilirim.

Hazır yeri gelmişken buradan Metis Yayınevine sesleniyorum o kadar güzel yazarları, kitapları var ki lütfen ama lütfen %25'ten daha fazla indirim yapın artık. Ne fuarlarda ne de internette daha fazla indirim yapmıyorsunuz, bize birazcık yardımcı olun ve daha fazla kitap alıp okuyalım..

Evet efendim şimdilik bu kadar :) Tabi daha çok okuduğum seri var ama ne buraya yazacak kadar sevdim ne de bazılarını bitirdim.  Bunlar demirbaşlar :).Yenileri birinkince yine burada paylaşacağım. Sizin de öneriniz varsa yorum yapmayı unutmayın, ben seve seve bakar, okurum. Kimbilir belki bir sonraki yazıda madde olur daha çok kişi okur :). Kendinize çok iyi bakın, güneşli günler hep sizinle olsun :).

Dipnot: Fotoğrafların hepsi idefixten alınmıştır, şu aralarda bahar kampanyası devam ediyor bakmanız tavsiye edilir.

Devamını Oku »

16 Nisan 2016 Cumartesi

The Away Days/İyi Konser

Merhabalar efendim nasılsınız görüşmeyeli? Keyifleriniz yerindedir umarım. Bugün başlıktan da anlaşılacağı gibi The Away Days konser anımı paylaşacağım. Türkiye'deki sayılı indie gruplardandır kendileri. Ben de çok severim. O yüzden konser haberini duyunca alelacele tahmin edersiniz ki bir diğer The Away Days fanı arkadaşım Özge ile hemen kararlaştırdık gitmeye. Ön grup Ankaralı "İyi"grubuydu. Ben onları ilk kez dinledim. Gayet samimi ve dinamik bir gruptu. Biraz daha az esinlenme ve güçlü sözlerle daha toparlanmış güçlü grup olacaklarını düşünüyorum. Buna rağmen bir şarkılarını çok beğendim adını bilmiyorum kendileri hakkında bir bilgi de bulamadığımdan şarkıya da ulaşamadım. Bu yüzden isimde değişikliğe gitmelerini şiddetle tavsiye ediyorum çünkü bu tanınmalarının maalesef önünü kesecek bir şey.




Gelelim The Away Days'e. Kapı açılışı 09.00'dı. Biz de hemen çıkmayacaklarını düşünüp biraz geç gittik, o sırada twitterda paylaştıkları ve daha sonra sildikleri bir tweet ilgimi çekti ve konsere çıkmayacaklarını sandım bir ara. Ama neyse ki öyle bir şey olmadı. Konser çok çok kalabalık değildi ama boşta değildi. Zaten çok fazla indie dinleyicisi olmaması ve insanların dışarı çıkmaya korktuğu bir dönemden bahsediyorsak fena değildi diyebiliriz. Ve sahne zamanı.


The Away Days'in kayıtları nasılsa canlı performansları da aynı şekildeydi. Müziğin kalitesi kendini hemen hissettirdi. Aynı şekilde solistin sesini canlı dinlemekte ayrı keyifti Bir saate yakın sahnede kalan grup, seyirciyle neredeyse sıfıra yakın iletişimle rekor kırmış olabilir :). Ben de bu Ankara'dan memnun kalmadıkları izlenimini oluşturdu,  silinen tweetle de bağlantılı olarak.

Çalınan şarkılara gelirsek benim en sevdiğim üç şarkı sonda çalındı. Benim en sevdiklerimden Galaxies'i sondan bir önce ve son olarak da en sevdiğim "Best Rebellious"'la kapanışı yaptılar. Calm Your Eyes, Paris yine hatırladıklarım çalınan şarkılardan, "So Age" maalesef yoktu playlistte. Ama dediğim gibi son şarkı dedi, söyledi ve gitti. Hiçbir yorum veya konserde söylenen o klişe laflar bile yoktu.(Aa şöyle bir şey oldu, espri miydi gerçek mi anlamadım "metro bitiyormuş" dedi Can abimiz son şarkı dendiğinde itiraz olunca ama saat 00.00'dı ve Ankara'da son metro 23.00'da biter zaten ki konsere çıktıkları saat olur:)). Adamlar cool tabi, Teksas da SXSW festivali, daha sonra da 20 Nisan'da Londra da olacaklar. Şimdiden dünyaca tanınıyorlar, 2015 in en iyi listelerinde hep üst sıralardalar ki sonuna kadar hak ediyorlar.

Ben canlı performanslarını çok beğendim, kayıt gibi. Eğer siz de giderseniz o konuda hiçbir şikayetiniz olmayacaktır ama seyirciyle ilişki biraz sıkıntılıydı. Sonuç olarak onlara indie müziğin kalplerinden biri Londra da başarılar diliyor, daha çok yeni şarkıyla sürekli bu başarıyı devam ettirmelerini diliyorum. Sizler de kendinize çok iyi bakın, müziksiz kalmayın😄.

Bu arada Joolscum hala bir haber alamadık :/.

Son olarak The Away Days Sevmek yazımı twitterden beğenme zahmetini katlanan grup hesabına ve grubun üyelerinden Sezer Koç'a teşekkürlerimi borç bilirim :). Normalde her seferinde belirtmiyorum hakkında yazdığım yazıları beğenen, paylaşan o güzel insanları ama grup hakkındaki ikinci yazımı yakın zamanda yazınca denk geldi :).

Dip Not: Benim çok güzel, temiz şarkı kayıtlarım vardı ama maalesef koymayı beceremedim :/

Devamını Oku »

14 Nisan 2016 Perşembe

Nilipek Sevmek

Merhabalar efendim, merhabalar tekrardan hoşgeldiniz :). Yine müzikle yolumuza devam ediyoruz. Şimdi sizlere büyük ihtimal birçok müzik öneri kısmında albümü önerilen bir ismi sevmek yazısı paylaşacağım. Nilipek, son zamanların en güzel albümlerinden birini yayınladı. Ben şahsen çıktığından beri albümü Spotify'dan başa sarmadan duramıyorum. Hele ki soğuk Ankara günlerine öyle güzel geliyordu ki değmeyin keyfime :). Son zamanlarda Kalben, Burcu Tatlıses, Deniz Tekin.... gibi isimlerin hayatımıza girmesi, kadınların da müzik dünyasında var olduklarını hissetmemiz o kadar güzel renk oldu ki onların bu güzel şarkılarını paylaşmamak zalimlik olur :). Biraz geç kalmış bir yazı gibi görünebilir ki ben şiddetle karşı çıkarım. Bu albüm zamansız sevgili okuyucum derim :). Adet yerini bulsun, 5 maddeyle Nilipek sevme nedenlerimizi sıralayalım.

En altta her zamanki gibi ilgili linklere ulaşabilirsiniz :).


1.Yumuşacık sesi


İnsanı dinlendiren, yormayan çok güzel bir sesi vardır.




2.İçimize işleyen şarkı sözleri


"Senden uzakta tatsız çileklerden tatlı reçeller yaptım sana" (Senden Uzakta)

"Sen bilmezsin benim gözlerim nasıl büyütür
Olmayan işaretleri nasıl net görür
.
.
Baktırır mıyım yüzüme eğer güldürürsem" (Gömülür)

"Umrumda olmayan bir dünya bıraktın bana" (Yeşil Çimler)

"Bir fotoğraf o anın ne kadarını saklar bilmem" (Bilmem)

Örnekler çoğaltılabilir :).


3. Ukulelesi ve çizimleri


Eğer iyi bir çocuk olursanız bazı videolarında elinde ukulelesini görebilirsiniz :). Aramızda kalsın çok da güzel çizimleri var :).



4. Can Kazaz ve Biz gibi muhteşem isimlerle düetleri


Can Kazaz ile beraber "Kendi Halimde" ve çok sevdiği Biz'in "Dünya Büküldü" şarkılarına eşlik ettiği aşağıdaki videolarda görülmüştür (Can Kazaz'ın çorabı <3) :). Kendisi Biz'in "Dünya Büküldü" şarkısının dünya tatlısı klibinde de boy göstermiştir :). YÖKŞ solisti Erdem Topsakal ile de bir düetini bulmak mümkün.




5. Çünkü o da bir blog yazarı.


Hem de çok tatlı yazıların olduğu bir blog. Çok güzel fotoğraflar ve eğlenceli anlatımlarla şuradan ulaşabilirsiniz :). (Başka blogları da var ama en etkin bu.:)


Bonus: Yüzünden eksik olmayan gülümsemesi 

Umarım o gülümsemesi hiç eksik olmaz ve bizi de yaptığı güzel şarkılarla hep mutlu eder :).

Devamını Oku »

Palmiyeler/Palmiyeler EP



Merhabalar efendim, bugün duyanların duymayanlara iletmesi gereken çok tatlı bir grubun EP'lerinin tanıtımını yapacağım. The Kilink'ten belki duyan vardır ben bu gruba kadar duymadım ama. İzmir çıkışlı bu genç ve dinamik grubun 2015 yılında kendi adlarını taşıyan ilk EP'leri yayınlandı. Facebook' ta türlerini psychedelic pop, slacker rock, garage, surf rock olarak tanımlasalar da röportajlarında müziğinizi hiç dinlemeyen birine nasıl tarif ederseniz sorusuna grubun davulcusu Rana Uludağ'ın cevabı " Gözlerini kapayınca kendini deniz kenarında palmiyelerin altında güneşlenirken hayal edebileceğin enerji dolu ve samimi bir müzik." grubu dinledikten sonra takdir edersiniz ki daha uygun :) (Röportaj'a ulaşmak için buraya.). İşte onlar böyle müzik yapan bir grup, daha nasıl güzel açıklanabilir bilmiyorum.


Beş şarkının olduğu bu EP'nin tamamını dinlemem sebep ve hatta onları tanıdığım şarkı "Palmiyeler" şarkısıdır :). Evet bu yazıyı okuyan güzel insanlar, palmiyelerin etinden, sütünden yararlanmışlar :). İyi de yapmışlar. Çünkü bu şarkı benim onları tanımama ve daha fazla şarkılarını dinlememe vesile oldu. "Aşkından ölüyorum ben" diye açılışı yapan bu şarkıyı yukarıdan açıp bu yazıyı okurken dinleyebilirsiniz. Bu grup için ne kadar olumlu ve sevimli sıfat varsa kullanabilirim. Müzikleri aracılığıyla yansıttıkları enerji o kadar yüksek ki dinledikten sonra tebessüm etmemeniz imkansız :). 






Şarkılarda güzel müzik ve minimalist sözlerle de kalbimizi kazanan grup için sözel tanımlamalardan çok görsel tanımlamalar daha uygun geliyor. Nasıl mı, hani böyle polaroid fotoğraflar olur ya böyle renklerin en yumuşak tonlarının olduğu ya da vintage efekti olan o içinizi ısıtan tatlı videolar gibi :). Böyle grupların daha büyük kitlelere ulaşıp, desteklenmesini önemli olduğunu düşünüyorum. Yeni neslin bu tarz müzikler yaptığını görmek, dinlemek benim açımdan her zaman muhteşemdir. En yakın zamanda bu kayıtları gibi muhteşem bir albümle dönmelerini merakla bekliyorum. Hatta şöyle albümleri çıksa da Palmiyeler Sevmek yazısı yapsak :). 


Bu beş şarkıya ve onlara ulaşabileceğiniz bağlantılar hemen aşağıda, kendinize iyi bakın :).

https://www.facebook.com/palmiyelerr/
https://palmiyeler.bandcamp.com/
https://www.instagram.com/palmiyeler/
https://soundcloud.com/palmiyeler

Devamını Oku »