Ocak ayının uzunluğundan sonra Şubat ayının hızı iyi geldi. Ocak o kadar zor ve uzundu ki geçtiği ve bittiği için mutluyum. Benim için birçok açıdan zorluydu. Sonrasında da kolaylaşmadı ama daha çok alıştım. Şubat da nitekim daha hızlı geçti. Bu arada da değişen koşullara ve psikolojik yorgunluğumun yanında rutinlerimi, ev işlerini ve içerik üretimimi yetiştirmekte zorlandım. Tabi günde 8-9 saat çalıştığımı da unutmayalım. Bir ara beynim yandı ve birini yapsam diğeri eksik kaldı. Hala sürekli bir şeyleri yetiştirmekle zamanımı geçiriyorum. Bu sebeplerle hediyelerimi de Şubat ayının başında gönderdim ama neyse ki sağ salim ulaşmış ve okumak istediği kitaplar varmış Gülşah'ın. Bu haberi alınca da çok sevindim.
Bu yazıyı yazalı iki ay oldu herhalde ama bir türlü düzeltemediğimden ve o arada da yeni kitaplar filmler eklendiğinden uzadı gitti. En iyisi geçmiş iki ayı bu yazıya koymak Mart ayını da başka yazıya bırakmak diye düşündüm yoksa bir altı ay daha bekleyecek böyle. Ocak ayında 7, Şubat ayında 2 kitap bitirdim. Birkaç film izledim, başka izledim mi hatırlayamadım, varsa eklerim diğer yazıya. Ocak ayı listemi buradan da izleyebilirsiniz.
İyi Ruhlar - B. K. Borison
Ben noel temalı bir rom-com okumak istiyordum ve bu kitabı özellikle aldım lakin beklentimi hiç karşılamadı. Harriet teyzesinden kalan antika dükkanını işletiyor ve şeker bağımlısı. Sürekli şeker yiyor sinirlenince üzülünce kahvesi de şekerli kahvaltısı da ve çok zayıf nedense. Yani bu nasıl mümkün bilemiyorum ama öyle bir dünya varsa ben de o kişi olmak istiyorum. Bir de Nolan var Noel hayaleti, kendisi noel zamanında yolunu şaşırmış faniler doğruyu bulmaları için rehberlik sağlıyor. Nolan Harriet'a görür görmez tutuluyor ve hayalet olduğuna hiç aldanmayın dünyevi zevklerin hiçbirinden geri durmuyor. Bir de Harriet'ı tanıdıkça da bağları artıyor. Harriet da boş değil tabi.
Fikir güzel ama kurgu çok kötü. Detaylar var birbirine bağlanmayan. Kitabın başında Harriet ablasına kötülük yaptığını ve bundan dolayı kendisini suçladığını söylüyor ama sonunda o kişi annesi çıkıyor. Nolan desen hikayesinin hiçbir mantığı yok, açıklanmamış geçmişi. Kopuk kopuk amaçsız gibi bir hikaye okudum. Çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum da bunun gibi birçok şey beni rahatsız etti ama yine de noelin hatrına 3 verdim. Beni kitap tasarımı çok etkiledi sevdim baya. Stickerı da vardı. Bir de yazarın eşine ve çocuklarına yazdığı sonsöz çok hoşuma gitti. Kitaba gönderme yaparak eşine pusulam hep seni gösteriyor diyordu ve çocukları için de sizi ömrüm boyunca bekledim yazmış.
Yeni Soyadının Hikayesi - Elena Ferrante
Napoli kitapları serisinin ikinci kitabı ve bu seriyi ayrı olarak yazmaya karar verdim. Bu kitabı ilki kadar sevmedim ama üçüncü kitaba başladım o gayet güzel ilerliyor.
Nasıl Temizlenebilirim? - Hakan Türkçapar
Psikoloji kitapları okumayı seviyorum. Bu kitapta da Bulaşma-Yıkanma Tipi Obsesif Kompulsif Bozukluk üzerinden aslında obsesif ve kompulsif bozukluğunun ne olduğunu ve nasıl kendine yardım edebileceğimizi anlatmış en basit şekilde. Fikir veriyor ve anlaması kolay. Zaten kısacık bir kitap, akıcı da lakin çok yüzeysel geldi bana seçtiği konu dahilinde olsa bile. Sadece bulaşma ve yıkanma tipi üzerinden bir örnekle anlatıyor ama bence yetersiz. Kitapta örnek olarak Ahmet Bey'den bahsetmiş mesela ve kitabın başında tek çocuğu olduğu yazıyor. Kitabın sonunda çocukları diyor. Bir test verilmiş ama sonucuyla alakalı ne düşünmemiz gerektiği söylenmemiş ya da ne anlamamız gerektiğini. Bu sebeple yüzeysel ve yeterince özenilmemiş buldum. Yine çok beğenmesem de genel fikir vermesi ve olayı anlamak için okunabilir diyebilirim.
Noel'de Cinayet - Agatha Christie
Yine yılbaşına özel aldım bu kitabı. Hem uzun zamandır Agatha Christie okumak istediğim için özellikle noel temalı okumadığım bir Poirot hikayesi seçtim. Christie yine şaşırttı. Bir kısmını tahmin etsem de bir kısmını anlamamışım okurken ve Hercule Poirot ile gri hücreleri yine beni şaşırtmayı başardı. Agatha Christie romanları bulmaca gibi geliyor bana, çok seviyorum. Bu kadar ara vermeden yine okumalı arada. Neyse ki hala okumadığım kitapları var.
Bu kitapta da multi milyoner bir adamın Noel için evine tüm ailesini çağırması ve onları görmek istemesi üzerine tüm aile yıllar sonra hep beraber toplanır. Simeon Lee hem cömert hem de kinci aynı zamanda da çapkın. Her fırsatta da çocuklarını rahatsız etmenin de bir yolunu buluyor. Tüm çocuklarını, onların eşlerini ve torununu bir odaya toplayıp miras değişikline gideceğini açıklar ve çocuklarının meşru çocuklarının hiçbirinden memnun olmadığını sert bir şekilde dile getirir ve aradan çok geçmeden korkunç bir cinayete kurban gider kendi evinde. Noel zamanı Poirot da tesadüf bu ya komiser arkadaşına ziyarete giden Poirot da bu cinayetin çözümü için kolları sıvar arkadaşının ricası üzerine. Keyifli bir okumaydı, öneririm.
Juliette - Camille Jourdy
Rosalie Blum serisine bayılan biri olarak Camille Jourdy'nin takipçisiyimdir. Bu kitabı da görünce dayanamadım hemen aldım. Çizimlerine tarzına bayılıyorum. Bu kitap da çok komikti ama aynı zamanda hüzünlüydü de. Baş karakterimiz Juliette ailesini ziyarete gelir Paris'ten. Ablası evli ve 2 çocuğu vardır. Annesi ve babası boşanmıştır. O babasıyla kalır. Annesi rengarenk sergisi olan bir ressamdır. Rengarenk hayat dolu şen şakrak bir kadın. Babası unutkanlıkla baş etmeye çalışır ve yalnız yaşar. Komik de bir karakter. Ablası ise sevgilisi ile kaçamak bir ilişki yaşar ve birçok sorumluluğu aynı anda yürütmeye çalışır. Bir de alzeimer hastası yaşlı bir nineleri vardır hiçbir şeyi hatırlamaz, beni de en çok o kahkahaya boğdu. Az ama özdü karakteri, bayıldım.
Juliette depresyon ve anksiyete ile savaşır ve bu ziyareti sırasında eski oturdukları evi görmeye gider ve orada bir adamla tanışır, olaylar gelişir. Jourdy'nin çizimlerine bayılıyorum. Bu kitapta da aynı tarzı görmek çok hoşuma gitti. Film olsa izlerim, çok güzel bir hikaye. Çok güldüm bu kitapta hele ki bir doğum günü bölümü var ki sesli kahkaha attım birkaç kere, e biraz da ağladım tabi. Duygusal bir yanı da vardı. Manevi Değer'deki büyük kardeş küçük kardeş farkını çok net bir şekilde görmek de mümkün bu kitapta. Aynı anne babanın farklı çocukları. Öneririm bu kitabı da.
Happy Place - Emily Henry
Romantik komedi okumaya bayılırım, Emily Henry de severim ama bu kitabı sevmedim. Wyn ve Harriet uzun yıllardır beraber olan ama 6 aydır ayrı olan bir çift. Hem de Wyn sadece bir telefon konuşmasıyla ayrılmış, konuşmaları da totalde 10 dk sürmemiş. Ortak arkadaşlarının daveti üzerine tekrar bir araya gelirler ve sevgili rolü yapmak zorunda kalırlar. Harriet cerrah olma yolunda ilerleyen bir hekim lakin sürekli strese giriyor ve düzenleme yapmayı daha çok seviyor. Wyn ise üniversite terk ve amacını arayan ne istediğini bilmeyen biri. Konuşmuyor da sadece pozlarda. Harriet'ın en yakınları Cleo ve Sabrina. Cleo eşi ile geliyor, Sabrina da. Hepsi arkadaş zaten. Sabrina kontrol manyağı eskisi gibi son kez bir tatil yapmak istiyor arkadaşlarıyla aynı zamanda arkadaş grubunu da bir arada tutan kişi. Cleo atarlı ki zaten onun sürprizini anlıyoruz hemen söylenmese de kitapta Sabrina'yla sürekli çatışma halinde. Kitabın tek sevdiğim yanı bu kız arkadaşlıkları oldu. Onların daha çok şey paylaştığını okumak isterdim Wyn ile Harriet'tansa Harriet ile kız arkadaşlarının ilişkilerini okumak daha eğlenceli olurdu.
Spoiler içerebilir
Kitabın anlatım tarzı beni rahatsız etti. Tradwife güzellemesi gibi bir hali vardı ve bu benim hoşuma gitmedi. Herkes hekim olmak zorunda değil ve bununla mutlu olmayabilir, seramik yapmak isteyebilir ama kitapta bir şekilde Wyn'in hayatına uyum sağlamak için bu değişiklikler oluyormuş gibi aktarılıyor. Öyle düşünmeyelim diye Wyn benim için benim semtime gelmek zorunda değilsin diyor ama Harriet olur mu öyle şey ben istediğim için senin semtine geliyorum diyor. Wyn telefonla düşüncesiz bir şekilde ayrılıyor ve Harriet neredeyse kendi özür diliyor o terk ettiği için. Wyn'in babası ölüyor, Harriet anlayışlı olmak için düğün konusunda ısrarcı davranmıyor, Wyn diyor ki benim için savaşmadın, düğünü erteledin. Kız sabahtan akşama çalışıyor neredeyse Wyn memleketine gidiyor diyor ki gel demedin, e ben de ayrılayım bari. Ee nerede iletişim? Ben Wyn'e çok kuruldum arkadaşlar ama inanın haklıyım. Konuşmayı bilmiyor, kendi kendine yargıya varıyor ve ayrılıyor en düşüncesiz şekilde. Eşyaları falan da yolluyor, çok garip biriydi ya sevmedim.
Geber Aşkım - Ariana Harwicz
Kitap 145 sayfa gibi bir şey ama tek seferde okuyabileceğim bir akıcılıkta değildi. Elimde süründü biraz, yoğundum da zaten bitiremedim hemen. Kitapta bilinç akışı tekniğinin özelliklerini görüyoruz. Hikayeyi takip etmesi bana çok zor gelmedi bazen emin olmam gerekse de kimden bahsettiğini genel olarak takip ederken hikayeyi zorlanmadım.
Yeni doğum yapmış bir kadının doğum sonrası psikozunu okuyoruz. Karakterin neler yaşadığını anlatması ve anlatım şekli bence çok uyumluydu. O rahatsızlığı bize verdi. Kitapta hiçbir karakterin adı geçmiyor sanırım ve tüm karakterleri rolleriyle tanımlıyor. Anne, baba, benimki, aşkım, kaynanam, kayınbabam, bebek gibi. Burada anlatıcı yani kadın karakterin yaşadığı kimlik krizi benim en çok dikkatimi çeken şeydi. Doğumdan ve bebek olmadan önceki kimliği okuyan yazan bir kadın olması ve şimdi annelikten kendine kalan hiçbir zamanının olmaması. Sürekli kendisine ihtiyaç duyan bir varlığın olması ve duygusal olarak yaşadığı acının fiziksel olarak da şiddet olarak kendine yaşatması da yine çok çarpıcı. Hamile kalmasını anlatması ise tamamen eşinin bir anlık düşüncesiz belki de anlık bir kararıyla oluyor ve bunu düşünmeden edemiyor. Bebekle beraber değişen hayatı ve başa çıkmakta zorlanması düşüncelerini en saf haliyle paylaşması da kitabı aslında gerçek yapıyor. Kitabı çok sevmesem de anlatım dili ve değindiği konular güzeldi.
Başka Yolu Yok - Park Chan-Wook (2025)
Yönetmenin tüm filmlerini izlemedim ama birçok filmini izledim. Bu en kötü filmi. Sinemada izlemeye gittim ama hiç sevmedim hatta sıkıldım. Film çok şey vadediyor gibi görünüp hiçbir şey vermedi. Kağıt fabrikasına yıllarını vermiş aile babası Man-soo, şirketin el değiştirmesi ile işinden olur. Filmin başında tüm ekibi için yönetici ile konuşma yapmak ister ama onu dinlemezler bile, filmin sonundaki hali ile bu halinin farkı da çok dikkat çekici. Yeni rol açıldığında da olası rakiplerini tespit edip ailesini ve çocuklarını geçindirmek için tek tek rakiplerini elemek ister. Son Ye-Jin'in oyunculuğunu beğendim.
Wedding Daze - Michael Ian Black (2006)
Parodi gibi bir romantik komediydi ama parodi değil sanırım. Uzun süreli ilişkisinden evlilik teklifi alan Katie ile bir yıl önce evlilik teklif ettiği sırada ölen kız arkadaşının yasını atlatamamış Anderson'ın evlilik macerasını konu alıyor. Katie'nin garson olarak çalıştığı yerde Anderson'ın Katie'yi tanımamasına rağmen ona evlilik teklif eder ve daha da önemlisi Katie de Anderson'ı hiç tanımamasına rağmen teklifi kabul eder ve beraber yaşamaya ailelerini tanıştırmaya başlarlar. İkisinin de sıradışı aileleri vardır ve film bir cümbüşe döner. Ben tahminimden daha çok sevdim. Beklentiye girmeden izleyebileceğiniz absurd bir romantik komedi filmi.
Dokunmanın Gücü Üzerine - Wilhelm Schmid
İncecik bir kitap. İçinde tatlı mı tatlı illüstrasyonlar da var. En çok aşk üzerine olan dokunma tarifi bölümü hoşuma gitti. Kitapla ilgili eleştirim biraz yüzeysel kalması ve çok derine inmemiş ya da kendi fikirlerini daha çok söylenebilir, örnekler verilebilirdi. Biraz konu başlıkları ve altında madde madde ne olduğunu kısaca açıkladığı bölümler vardı. Dokunmanın rahatsız edici kısmını göz ardı etmeden insan ilişkilerindeki önemini ve anlamlarını güzel tarif ediyor.
Senso - Alfred
Komik tatlı bir çizgi romandı. Talihsiz Germano tesadüf eseri bir düğüne katılmak zorunda kalır ve daha önce tanıştığı Elena ile sohbete başlar. Sonrasında da beraber güzel bir gece geçirirler oradan oraya. Okuması keyifli komik bir romandı. Sonu da duygusal ve tatlıydı. Çizimleri çok tarzım olmasa da beğendim.
Lin Pesto Babylon Konseri
Sonunda Lin Pesto konserini yakaladığım için mutluyum. Çok tatlı ve düşünceli biri. Bazı şarkılar tekrar istenince onları en son çalalım metroyla gitmek durumunda olan arkadaşlarımız tüm şarkıları dinleyebilsin dedi. Ulaşımımızı bile düşündü. Bizim için konser afiş çıktıları ve stickerlar hazırlamış çıkışta aldım ve gerekeni yaptım tabiki journal sevdalısı olarak. Sesi de aynı kayıt gibi çok güzel. Bir de sahnenin önüne güzel bir filtre gibi bir şey koymuşlar görsel olarak da mutlu etti. Yakalayınca gidin bence, çok tatlı biri.
Şubat ayının sonunda da bir Beyoğlu gezisi yaptım ve fotoğrafladım dijital kameramla, izlemek isterseniz linkini paylaşıyorum. Diğer yazılarda görüşmek üzere :). Mutlu bayramlar!






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder