5 Ocak 2026 Pazartesi

Gittim, Yaptım, İzledim, Okudum

Bu aralar biraz depresif bir dönemdeyim. Dışarıdan pek öyle görünmese de içimde bir savaş veriyorum. Kafamdakileri toplayıp yazamıyorum, yazsam sonuçlandıramıyorum. Rutinlerimi aksatmasam da böyle bir zihin dağınıklığı yaşıyorum. Kaygı beni hiç beklemediğim anda yakaladı ve bir süre de gitmeye niyeti yok gibi ama kontrolde tutmak için elimden geleni yapıyorum. Terapiye tekrardan gidebiliyorum ve bu sene kendim için en çok beden, ruh ve akıl sağlığı diliyorum. 

Yule Ball Nakış Etkinliği


Geçen ay gördüğüm andan itibaren parçası olmak istediğim bir etkinliğe katıldım. Sevdiğim üç şeyi aynı anda içeriyordu. Harry Potter, Yılbaşı ve Secret Santa hediyenin buluştuğu bir nakış etkinliği. Humulus Lupulus hesabını belki biliyorsunuzdur. Kendisi Jane Eyre, Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi gibi bir çok kitap/film temalı nakış etkinlikleri düzenliyor. En son film izleyip örgü ördükleri bir etkinlik de yaptılar. Kitaptan bölümler dinlerken bir yandan da nakış işliyorsunuz. Humulus Lupulus hesabının sahibi Elif çok tatlı ve sabırla tek tek herkesle ilgilenip yardımcı oluyor. Nakış tekniklerini gösteriyor ve hazırladığı malzemelerle bize nakış işlemeyi öğretiyor. Uzun zamandır takip ediyorum ve Harry Potter etkinliklerine katılmak istiyordum ama karşıda olduğu için üşeniyordum. Dediğim gibi yılbaşı etkinliği olunca kaçıramazdım ve katılmasam çok pişman olurdum. Yule Ball Etkinliğinde bize çok güzel stickerlar hazırlanmıştı ve ben aşağıda gördüğünüz Harry ve Ron'un bu perişan haldeki görselini seçtim. Ahahahhaha, çok komik değiller mi ama. Baya sabır ve özveri istiyor kaç kere yapıp söktüm ve ipin ucunu gerçek manada kaçırdım gösterebilirim. Yine de tahminimden hızlı bitti ve sonuç bu şekilde oldu. Bu benim ilk nakışımdı ve ben bayıldım. 

@mubisel Beraber nakış etkinliğine gidiyoruz 🎄🪄🧵🪡 # reklam değil #harrypotter #embroidery #yuleball #nakış #christmas ♬ orijinal ses - mubisel

Çok tatlı insanlarla tanıştım. Etkinliğin sonuna doğru da çekilişlerimizi yaptık. Bana çok güzel baston şekerli bir çorap ve kardan adamlı tatlı bir rozet çıktı. Ben tabi bu etkinliğe yazıldıktan sonra hediye olarak hemen Harry Potter Christmas Edition kitabını sipariş ettim. Hediye verdiğim kişi de Harry Potter içerikleri çeken Wandsandthecity hesabının sahibi Sevgi idi ve onda vardır diye endişelendim hediyeyi verirken ama neyse ki onda yokmuş. Çok mutlu oldu. Onun mutluluğunu görünce ben de mutlu oldum tabi. Sonuç olarak da böyle tatlı insanlarla tatlı bir gün geçirdim. 

Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr 


Bu ay şirketimizin kitap kulübü için Göremediğimiz Tüm Işıklar kitabını okudum. Sanırım bir tek ben okudum çünkü toplantı tarihi iki hafta sonraya ertelendi. Kalın bir kitap ama kolay okunuyor hem puntoları büyük hem de anlatımı ağır değil. İkinci Dünya Savaşını biri Almanya diğeri Fransa'da yaşayan iki genç ana karakter üzerinden anlatıyor. Werner Almanya'da yaşayan kimsesiz bir çocuk ve kardeşiyle bakımevinde kalıyor; Marie Laurie ise çocukluğunda görme yetisini yitirmiş Fransa'da bir müzede çalışan anahtarcı babasıyla yaşayan bir çocuk. İkisi de çok zeki ve okumayı öğrenmeyi seven gençler lakin savaş bu gençliği de her şey gibi yok ediyor. Kitapta siyasi değişimin bir anda olmadığı ve nasıl günlük yaşamda küçük şeylerle değiştiğini çok güzel anlatıyor. Savaşın iki farklı tarafında yaşayan insanları okuyunca da bir kez daha savaşın kazananı olmadığını net bir şekilde okuyoruz. Ben sevdim, güzeldi. Zaman atlamalı bir kitap. Hem savaşın sonundaki hem de savaşın başındaki Werner ve Laurie'yi ve etraflarındaki insanları okuyoruz neler yaşadıklarını ve nelerden vazgeçmek zorunda kaldıklarını. Benim kalbimi en çok kıran sanırım Frederick karakteri oldu. Onu aşamadım. Frederick Werner'in gittiği okulda üst ranzasında kalan arkadaşı. Frederick kuşlara ilgisi olan düşünceli ve cesur bir karakter. Fikirlerini bulunduğu ortamda söyleyebilme cesareti gösteren ve bedel ödetilen bir çocuk. Onun çaresizliği ve yaşamak zorunda kaldığı durum beni kahretti. 

Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım - Elena Ferrante


Sonunda bir Elena Ferrante kitabı okudum. Kendisinin gerçek adı değilmiş şok oldum, kim acaba diye merakla araştırdım ama bulamadım. Napoli Romanları serisinin ilk kitabını bir diğer kitap kulübümde okuduk. Kulüpte tartıştıktan sonra anladım ki bu kitap beni sandığımdan daha çok etkilemiş. Merak ettim devamını ve aldım. Bu ay onu da okumayı planlıyorum. 

Lila'nın oğlu Rino'nun annesinin kaybolmasıyla arkadaşı Lenu'yu araması üzerine Lenu Lila'nın ortadan kaybolmayı istediğini hatırlar ve sonunda bunu gerçekleştirdiğini fark eder. Bunun üzerine de Lila'nın çocukluğuna dayanan arkadaşlığını yazmaya başlar. Lila'yı ve onunla olan arkadaşlığını sadece Lenu'nun gözünden okuyoruz. Kitapta Lila karakteri beni çok etkiledi. İkinci kitapta da karakter gelişimlerini okumak için heyecanlıyım.

*Spoiler içerir* 

Kitapta birçok çarpıcı anlar var benim gözümde. Lila'nın okulu bırakmak zorunda kalması ve bu kadar okumak isterken, başarılıyken eğitim hakkının elinden alınması çok ama çok üzücü. Öte yandan bir de evlendirilmek istenmesi ve sürekli baskı/şiddet görmesi de çok çarpıcı. Yaşamak zorunda kaldığı bir hayatın içinde kendi yolunu bulmak isteyen bir genç kız var. Kitabın sonundaki ihanet de çok çarpıcıydı. Ben kitabın adını okurken hep Lila ile özdeşleştirdim ama bu sözü Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım Lila Lenu'ya söylediğinde de çok etkilendim. Lenu yaz tatiline gidip güneşin ve kitapların tadını çıkarırken Lila'nın evde verdiği savaşları okumak da beni sarstı.  

Arkada Yaylılar Çalıyor - Melikşah Altuntaş


Kitaptan çok kitabın kalitesi beni etkiledi. Sayfa kalitesi, punto büyüklüğü çok idealdi benim için. Okuması çok rahattı. İçerik olarak öyküler otobiyografik ögeler içeriyor ama kurgu karakterler anladığım kadarıyla. Melikşah'ın hayatını paylaştığı kadarıyla bilmemden kaynaklı mı bilmiyorum, bu kurgu beni içine alamadı. Otobiyografi de denilmiyor ve arada sıkışmış gibi. Hikayeler daha çok estetik yazılmış bir günlük gibi. Sevdiği film ve kitaplardan şairlerden söz ediyor onlarla kıyaslıyor bazı yerlerde kendini ki çok normal mesleği yazarlık olan biri için. Bir de yas ve baba figürü önemli iki konu kitapta. Aslında iki konuya da bakarsak, karşısına alıp yüz yüze konuşamadığı figürlerle yazı aracılığıyla konuşan öyküler. Okuduğuma pişman değilim. Merak ediyordum bu kitabı ama beğendiğim ve aklımda kalan bir öykü de yok açıkcası. 

Gerçekçi olursak en çok izlediğim şey yine Friends. Tekrardan baştan sona bitirdim ve üçüncü kez sanırım üst üste yeniden başlayarak kendi rekorumu kıracağım. Daha önce de birçok kez izleyip bitirdim ama hiç üst üste sil baştan bu kadar izlediğim olmadı sanırım. Biliyorsunuz ki sevdiğimiz eski dizi ve filmleri izlemek duygu regülasyonu, güven ihtiyacı ve rahatlık gibi birçok sebebi olabiliyor aslında ve benim de en çok ihtiyacım olan şeyler bunlar şu aralar sanırım o yüzden dert etmiyorum. Friends severim zaten sonsuz kez izleyebilirim. 

Oh. What. Fun. - Michael Showalter (2025)


Noel filmleri, romantik komediler izlemeyi çok severim. Bu sene Noel filmleri bulmakta zorlandım açıkçası. Yeni çıkan kötü iyi tüm filmleri izlerim ama bu sene varsa da ben bulamadım. Ocak ayında hala izleyip mutlu olabilirim önerileriniz varsa yazın lütfen. Bulabildiğim tek film Mişel Fayfırın filmiydi. 

Öncelikle Mişel hanımefendinin güzelliği için bir saygı duruşuna geçebilir miyiz. Kendisi ekrana çok ama çok yakışıyor. Star ışığı artmış sanki. Çok hayranlıkla izledim. Çok güzel bir kadın. Filmde de annelerin aslında ne kadar uğraşıp geride kalıp görünmediğinden bahsediyor ve tatlı bir aile macera filmi olmuş. Oyuncular tanıdık ve sevdiğimiz isimler. Ben keyifle izledim. Ev dekorasyonu da kostümleri de çok güzeldi. Zaten noel filmlerinden en büyük beklentim de budur. Noel dekorasyonu ve komedi. E bu filmde sıkmıyor, aktı gitti. 

Serendipity - Peter Chelsom (2001)


Bugüne kadar izlemediğim çok az romantik komedi vardır. Hele ki 90lar ve 00lerde ise ama bu film nedense gözümden kaçmış. En son yine Noel filmleri listesinde görünce e artık izleyeyim dedim. Birbirlerinden hoşlanan iki karakterin sonraki buluşmalarını kadere bırakmalarıyla beraber yolları ayrı düşer. İki sene sonra da ikisi de farklı partnerler ile yola devam ederler. Lakin bu tek günün hayaleti peşlerini bırakmaz ve kaderin peşine düşerler yeniden kavuşmak için. Konusunu beğenmedim. Yeterince Noel süsü de yoktu zaten. Bir de ilginçtir, Sex and the City izlediyseniz ordaki Big'in eşi Natasha ve Carrie'nin Aiden'ının sonları burada da SATC'deki gibi oluyor. Araştırmadım ama tesadüf gibi gelmedi bana. 

*Spoiler* 

Adam neredeyse evlenecek ve başka bir ihtimalin peşine düşüyor. Hem de evlilikle alakalı tereddütlerini ve endişelerine partnerine anlatmayıp partneri fark edince de onu rahatlatıp bir şey yokmuş gibi davranıyor. O yüzden bu erkek kişisinin ikiyüzlülüğü beni çileden çıkardı film boyunca. 

Bende son durumlar bu şekilde. Yılbaşı hediyesini de bir sonraki postta açıklarım eğer hala katılmak isterseniz yazı burada.  Bu hafta sonu seçeriz bir aksilik olmazsa. Sizin yeni yılınız nasıl geçti? 


Marka görünüyorsa #reklam değildir.

Devamını Oku »