21 Temmuz 2017 Cuma

Atıştırmalık #22 (Robot ve Frank, Fahrenheit 451, Sleepy Hollow)

Ayyyhh yeter, hep atıştımalık hem atıştırmalık yok mu başka yazın senin diyenler oluyordur herhalde :). Lakin yazın böyle akşam üzeri serin havada limonata içmek gibi kısa kısa yazılan bu atıştırmalıklar iyi oluyor sanki :). Önceki gün üç film izleyince de bir yazı daha çıktı :). Yanlış bilmiyorsam günlük film rekorum dört ama ne zaman niyetlensem geçemedim 5. filme. Dün 5 film izleyeyim demedim de öyle söyleyeyim dedim belki yazınca olur :). İzlediklerim genel olarak güzeldi ya da öyle düşünmek istiyorum :). Yine de kötü demeyeceğim hiçbir filme orada tamamız :). Yeter gevezelik hadi yaz filmleri artık diyenler de vardır herhalde o zaman onları kızdırmayalım :).

Yaz Abur Cuburu mimi başlattım, katılmak isterseniz buraya
Öneri Makinesi Yarıyıl Reading Challenge için şu kitabı okusun diyorsan sağ üst köşeye gidebilirsin :).

Robot ve Frank - Jake Schreier (2012)



Frank yaşını başını almış eski tamirci/hırsız. İki evladı olan Frank için anlıyoruz ki hırsızlık bir yaşam biçimi. Onunla yaşıyor veya yaşadığını hissediyor. Alzheimer hastası da olan Frank kısa süreli unutkanlık yaşıyor ve bir anda geçmişten konuşabiliyor. Oğlunun kendisine yardımcı "Robot" almasıyla Frank başta istemese de kendisine ikinci mesleği için bir yardımcı bulmuştur :). Film fena değil başlarda durgundu sonra hızlandı. İyi diyebilirim, değişik bir filmdi :). Sanki baş rolü başkası oynasa daha iyi olur gibi ama yine de fena film değil :).

Fahrenheit 451 - François Truffaut (1965)



Yakın zamanda Godard izledik kankası eksik kalmasın dedim ve bir de Truffaut sıkıştırdım araya :). Bu yeni dalgacıları çok seviyorum :) (Şu iki cümlemi okuyan Yeni Dalga Akımının güzide yönetmenleri ağlıyor şu an). Ray Bradbury'nin güzel konulu ama anlatımı zayıf kitabından uyarlama bu film kendini baştan sona güzel izlettiriyor. İçim acısa da kitap sahnelerinin yakımında gerçek olmadığını düşünmek istiyorum belki de değildir, bilmiyorum. Lakin o Penguin kitapları rengarenk hepsi alevlerde kaldı. Neler yanmadı ki; Anna Kareninalar, Dostoyevskiler, Nietzscheler neler neler. Güzel filmdi, mesajı çok güzel.

Montag! O kadar çok söylendi ki itfaiyecimizin adını yazayım dedim :). Kendisi ateş söndüren değil kitap yakan itfaiyecilerden. Sorgulamadan ne denirse onu yapan terfi almak üzere bir itfaiyecidir Montag ta ki kendisine bir gün komşusunun hiç yaktığın kitapları okudun mu diye sormasıyla. O andan itibaren bir kitap okudum hayatım değişti diyen Montag'in hayatı cidden eskisi gibi olmaz, yakmadan kitap çalmaya devam eder. Okumam gerek çok okumam, karısına beni rahat bırak diyen ve yaşadığı hayatı sorgulamaya başlayan Montag'in iş, evlilik, özel hayatı tümden değişir :).

Şu an aklıma çok saçma bir soru geldi. Bu distopyada yangınları kim söndürüyor peki? Hiç yangın çıkmıyor mu buralarda, biri beni aydınlatsın :).

Sleepy Hollow - Tim Burton




Ayyy çok güzel çok tatlı film. Gotik tatlısı ama 18. yüzyılın 19. yüzyıldan gün aldığı bir zamanda adli tıp alanında çalışmak isteyen bir adet yarı dedektif yarı doktorumuz olunca başsız atlının aldığı canların hesabı sorulacak, nedeni araştırılacaktır. Çok güldüm, çok sevdim. Hem efsane hem cadılık ile harmanlanmış güzel bir suç gerilim polisiye filmi. İşlediği zamandan ötürü de daha çekici. 

Özlemişim Burton Depp'in böyle filmlerini. Keşke diyeceğim de sonra vazgeçiyorum. Acaba Depp kimsenin oynamadığı kadar karakter oynadım, anti kahramanlığı da tattım, şöhretin en büyüğünü yaşadım, yaşım da ilerledi, ben yoruldum sadece çoluğum çocuğumun rızkı çıksın diye oynuyorum mu diyor? Günahı boynuna bilemem ama neden Transcendence? Neyse onu o kadar seviyorum ki bende kredisi yüksek hatta böyle güzel rollerini filmleri izleyince işte Depp diyorum :). Burton'a gelince sen hayırdır yani. Nerede o Ed Wood'la, Makas Eller, Sleepy Hollowlar. Bayan Peregrine'i beğenmemiştim en son. İki kanka beni arada sinirlendiriyorlar lakin seviyorum kendilerini :). (Bu kanka lafı nereden yapıştı bana inanın bilmiyorum, kusuruma bakmayın :/)

18 yorum:

  1. Bir günde 5 film izlemenin hayalini kuran tek ben değilmişim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha :). Umarım izleriz o zaman :).

      Sil
  2. Ben 1 tanesini bazen zor izliyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi herkesin ilgi alanı farklı, benimkilerden biri sinema olunca böyle oluyor :).

      Sil
  3. İlk filmi izlemedim ama Fahrenheit ve Sleepy Hollow sevdiğim filmlerdendir. Bu arada günde 4 film?
    Saygıyla eğiliyorum önünde kıymetlimissss :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ona baya oldu ya, eğer izlersem üçü geçmiyor bugün üçledim gerçi şimdi dörde geçebilirim :).

      Bazen hiç izleyemiyorum bazen bir iki bazen de böyle oluyor arada, denge kuruluyor herhalde :).

      Sil
  4. Ooo sevindim benim gibi bir günde 4 film izleyen varmış :)) ilk filmi izledim. Sleepy Hollow' u dizi olarak biliyordum, hemen açtım şu anda izliyorum. Diğeri de artık yarına kalır :) teşekkürler önerilerin için.
    Not: mim' i yapacağım ama biraz müzik arşivimi araştırmam gerek... yeni şeyler dinlemem lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oo sen düzenli izliyorsan süper de ben arada :). Genelde bir iki film izlerim izlediğimde :). Sleepy Hollow çok iyi ya :).

      Tamam canım benim, merakla bekliyorum :).

      Sil
  5. Ben dayanamayıp Puslu Kıtalar Atlası deyip kaçıyorum (:

    YanıtlaSil
  6. julie christie ne hoş kadın ve oyuncu. bu üstteki frank langella eskiden drakula imiş bi de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen gerçekten öyle. Bilmiyordum :).

      Sil
  7. Şu ana kadar gezmekten film izlemeye çok vakit bulamadım ama ağustos ayımı buna harcamayı planlıyorum. Günde 4-5 film izlemek, izleyebilmek çok güzel olurdu. Tabii o zaman hep 1,5 saatlik filmleri tercih ederdim :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezmek güzel ya izlersin bir ara film :). Oooh izle izle ben üçte kalıyorum ya da üç buçuk en bayadır dörde çıkamadım :).

      Sil
  8. Öneriler için teşekkürler not ettim kısa zamanda izleyeceğim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim umarım keyifle izlersin :).

      Sil