15 Ocak 2021 Cuma

Street Food: Latin America

Öneri Makinesi

Netflix ağına er geç ben de düştüm! Uluslararası yemek programları izlemek istemem sonucu kendimi üye olurken buldum. Umduğumu bir nevi buldum da. Street Food serisi beni aşırı mutlu eden bir belgesel oldu. 6 ülke ve 6 şehirde adından da anlaşıldığı üzere sokak yemeklerine odaklanan programda bir ana hikaye etrafında ülkenin birçok sokak lezzetlerine ağzımızın suyu aka aka bizi götürüyor. 

Ben yemek delisi, yemek için yaşayan biri olarak izlerken resmen ağladım. Şu an hepsine gidip tüm lezzetleri tatmak için yanıp tutuşuyorum. Zor bir dönemdeyiz ama hayallerimi henüz alamadılar :) o yüzden oralara gitmek, gezmek ve yemek istiyorum. 

Yemekler üzerinden kültürlere dokunması ve anlatması beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu. Odaklandığı hikayeler de özenle seçilmiş, çok belli! O kadar güçlü kadınlar var ki bir kez daha umut doldum. O kadınların mücadeleleri ve azimleri beni yine çok etkiledi, yani ağlattı :). Bir kez daha gördük ki hiçbir şey mücadele etmeden, çalışmadan kazanılmıyor. Bir de kadınsan dünyanın neresinde olursan ol maalesef ki maalesef ayrımcılığa maruz kalıyorsun! Acı ama olan bu! Bunun değişmesini sadece kadınlar için değil tüm ayrımcılığa ve ötekileştirilmeye maruz bırakılan topluluklar ve insanlar için diliyorum. 

Yemeklere gelirsek, balık ve et başrolde. Karbonhidrat olarak el açması mısırdan ya da kuru libiye (siz börülce diyorsunuz biliyorum) unundan yapılan hamurlar ve patates var. Sade un da vardır belki ama bunlar ilgimi çekti. İçecekler var çeşitli, hiç duymadığım. Tarçın sorbe var. Kurutulmuş etler, hindistan cevizi sütünde pişirilmiş balıklar var. Çeşitli baharatlardan yapılmış çorbalar, ballı donutlar da var. Bir de ilgimi çekti, bir ülkede hangisi hatırlamıyorum, konuşmacı şöyle söyledi; burada hiçbir fast food zinciri yaşayamadı. İnsanlar yine yerel lezzetleri ve içecekleri tercih etti. Kolombiya olması yüksek muhtemel. Ben de Kolombiya'ya ya da Bolivya'ya gitsem Burger King değil oranın yerel lezzetlerini tatmak isterim. Yemek bir kültürdür! Bunun korunması ve sahip çıkılması çok değerli.

İster istemez ben de Türkiye'de İstanbul'a gelseler sokak lezzetleri ne seçerler diye düşünmeden edemedim. Aklıma lokma, simit, köfte ekmek, sucuk ekmek, balık ekmek gibi şeyler geldi. Sizce neler olurdu? Hadi daha da ileriye gidelim, hangi mekanlar, noktalar olurdu?

Zamanınız varsa siz de yemekler vesilesi ile güçlü kadınların hikayelerine ortak olun, ilham dolun, umut dolun! Ben bu seriye bayıldım. Sırada gözümün bebeği canımın içi Asya var. Aslında planım ilk onu izlemekti ama Netflix'te seçerken acemilik yaşadım, ahaha! Önemi yok sırada güzeller güzeli, hayalimin odağı Asya var. Siz bu aralar ne izliyorsunuz?


Devamını Oku »

25 Aralık 2020 Cuma

Çekilişle Geldim!

Mutlu yıllar! Hepimiz için zor bir yıldı. Daha güzel günleri ummak ile beraber bu yıldan en azından daha kötüsünü yaşamadığımız bir yıl diliyorum. Karamsarlığım kendini bir kez daha gösterdi sanırım ama ben de yeni yıl gelince ya abi geçen yıldan daha kötü olmayacağını kim nerden biliyor, belki de en iyi günümüzü yaşadık diye düşünenlerdenim :). Pandemiye has değil maalesef bu düşüncem ki bu benim için üzücü sanki biraz, ne dersiniz :). 

Ben ve "umut dolu" yeni yıl dileklerim bittiğine göre güzel habere gelelim. Instagram'da bir çekiliş haberi ile geldim. İlginizi çeker diye düşündüm, buradan da yazayım dedim :). Sadece kırtasiye severlerin değil herkesin ilgisini bir çeken bir çekiliş olduğunu düşündüğümden siz canım bloggerdaşlarıma da duymadıysanız  haber etmek istedim. 

Link aşağıda efem, siz de aşağıya bir dilek bırakın ama bu sefer biraz egoist olun ki fazlasıyla hak ettik ve kendiniz için güzel bir dilek yazın, size özel olsun!

Tekrardan mutlu yıllar güzel insanlar! Seneye de bol önerili bir yıl diliyorum! 


Devamını Oku »

15 Kasım 2020 Pazar

Bir Pazar Klasiği: Feriköy Antika Pazarı

Feriköy Antika Pazarına komşu olmak hayatta aldığım nadir sürprizlerden biridir herhalde :D. Her pazar olmasa da mümkün olan zamanlarda ziyarete gider tüm efemera, kitap ve kartpostal satan amca ve teyzelerin tezgahlarını gezerim. Çoğunu tanır, gidenleri de fark eder oldum zaten. 

Benim ilgi alanım bu olduğu ve bütçem genelde bu tarz şeylere yettiğinden harika tabak çanaklara, antika eşyalara genelde uzaktan bakıp hayran olmakla yetiniyorum. 

En son gittiğimde bal mumu satan bir tezgah vardı. Nasıl güzel kokan bir mumdu öyle, mest oldum. Lakin instagram adresini sormama rağmen anlamadığım için takip edip sipariş veremedim. Denk gelirsem alırım bu sever bolca. El emeği oluyor mumlar ve tamamen doğal. Bulursanız deneyin, mis mis!

Malum günlerden pazar, Feriköy Antika Pazarı günü! Benim gibi bugün gidemiyorsanız sizi videoma beklerim. Bir pazar klasiğini bu sefer hep beraber yapalım!

Devamını Oku »

6 Kasım 2020 Cuma

Sonbaharı kahve ve elmalı turta ile kutlamaya var mısınız?

Öneri Makinesi ile kahve saati :). Sonbahar geldi, gidiyor bile. Gelin birlikte hoşçakal diyelim. Kahveye davetlisiniz, elmalı turta sever misiniz?

Öneri Makinesi



Devamını Oku »

1 Kasım 2020 Pazar

Sahaflar, Tükenmiş Kitaplar ve Yitik Bir Ben

İstanbul'da yaşamanın birçok zorluğu var. Yaklaşık iki yıldır tecrübe ettiğim bu deneyimde iyi kötü birçok şey öğrendim. Şanslıyım ki güzel insanlar tanıdım, gelmeden önce tanıdığım insanlarla daha da yakınlaştım. Yeni yerler görmeye çalıştım, istediğim kadar olmasa da gezdim. İstanbullu arkadaşlarıma yeni yerler önerecek kadar ilgi alanlarım dahilinde güzel yerler keşfettim, keşfetmeye de devam ediyorum. 

İstanbul'a hala özel bir bağım olduğunu hissetmesem de güzel anılarım var. Belirli yerlerden geçerken aklıma gelen düşüncelerim var. İster istemez bir tanıdıklıktan çok arkadaşlık var aramızda. Dostluğa evrilecek mi bilmiyorum. Eski bir arkadaş mı olacak onu da bilmiyorum ama şu an bu arkadaşlığın tatlı meyveleri var. Sahaflar ve kitabevleri gibi, benim gezmeyi en çok sevdiğim yerler. Ne güzel ki İstanbul'da birçok değerlisi bulunmakta. 

Bana Richard Brautigan'ı tanıtan sevdiren 6:45 Dükkan'a gittim mesela ilk kez. İlk tükenmiş kitabımı orada buldum. Filmini izlediniz biliyorum, Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum. İnternette bulamadığım ve başka kitap için gidip bulduğum. Bir de kitapçının önerdiği Kerouac kitabı ekledim listeme. Dönüşte hem kıyafet hem ikinci el İngilizce kitaplar satan bir yerde bir Agatha Christie buldum.

Öneri Makinesi

Kadıköy'de de sahaflar çarşısına ilk kez gittim. Kitap almadım ama güzel kartlar ve defter sayfalarında ya da zarflarda dünyayı dolaşarak yeni hikayelere sahip olacak kitaplar aldım. Yolda bir kırtasiyede eski tip yılbaşı kartları buldum. Hani simlileri de olur, bildiniz siz.

Beyoğlu Sahaflar Çarşısı bunlardan en güzeli ve bana şimdilik en yakını. Hem efemera, kartpostallar ve ikinci el harika kitaplarla dolu olan bir cennet. Eli boş çıkmak imkansız gibi. Ne zaman gitsem yeni bir şey keşfederim. Mesela en son bir sürü Agatha Christie kitapları buldum. Orijinal dilinde ve Türkçesinden daha uygun fiyata. Bazısı tükenmiş hem de. 

Encore Kitabevi dünya tatlısı sahipleri ile benim favori kitapçım olmaya devam ediyor. Modern Sanat'a giderken mutlaka bir uğrayın. İkinci el kitapları bir karıştırın, yayınevinin kitaplarını inceleyin. İngilizce kitaplara bakın, eski kitaplarınızı verin. Sahibi ile sohbet edin. Çok tatlı insanlardır, size güzel kitaplar önerirler. En son Richard Brautigan'ın okumadığım ve tükenen son kitabı Hawkline Canavarı'nı orada bulmam tesadüf mü bu sevgimin karşılığı mı bilmiyorum mesela. 

Öneri Makinesi

Günlerden pazar, komşum Feriköy Antika pazarını ziyaret zamanı. Yine bir sürü güzel kartlar ve kitaplar aldım. Yine okumak için değil, dünyayı gezecek, yine varlıkları ile yeni hikaye yazacak kitaplar. Eski reklam kağıtları buldum.

Büyük Açlık - John Fante kitabı nerede denk geldim hatırlamıyorum (goodreads olabilir) ama ismi ile bana Burning filminde bahsedilen büyük açlığı anımsatmasından ve açıklamasını okuduğumda kesinlikle okumam gerek dediğim kitaplardan biri oldu. Nadir kitap araştırmalarımdan sonra Beyoğlu'nun yokuş aşağılarında bulduğum bir kitabevinde olduğunu öğrenip yola çıktım. Yolda Ankara'dan eski arkadaşım Homer'e denk geldim. Malum İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyanların en az bir kere uğradığı bir yerdir Ankara'da. Meğersem oradaki arkadaş kurumsala dönmüş ve kapanmış. İstanbul'da hala bulabilirsiniz. Muhsin Kitabevi/Sahaf'a ulaştığımda aradığım kitabı hemen getirdiler. Mutlu oldum. Yine yokuş çıktım. Bu sefer John Fante ile. 

Öneri Makinesi

Bu konularda biraz şanslıyımdır. Çok istediğim bir film, kitap ya da çok aradığım bir şarkı beni bulur. Kendime haksızlık etmeyeyim ben de azimliyimdir, bırakmam kolayca peşini. Belki iki yıl sonra belki bir ay ama bulur. Buna inancım yüksek. Neden mi ileride yazacağım bir yazıda bir örneğini daha göreceksiniz. Yine ben ararken o beni iki sene sonra buldu. Keyifli kalın!

Devamını Oku »

21 Ekim 2020 Çarşamba

Mutfak Sırları - Anthony Bourdain

Öneri Makinesi

Merhabalar! Uzun zaman sonra kendi çektiğim kitap fotoğrafım ve incelemem ile buradayım. Birçoğunuzun televizyon serisinden tanıdığı benim ise sadece adını bildiğim ünlü şef Anthony Bourdain'in mutfak anılarını yemek sevdasının başladığı babasının memleketi bir tatil için gittiği Fransa'daki çocukluk anılarından başlayıp son dönemdeki gezi/yemek programlarına kadar bir şeften çok bir rockstarın hayatını okuduğum izlenimini veren anılarını anlattığı bu kitaba bayıldım. Anthony bey gerçekten meslek hayatında çok şey görüp geçirmiş ve rock'n roll hayatını dolu dolu iyisi ve kötüsüyle yaşamış bir de çekinmeden anlatmış. Kitaptaki bu samimi dil ve dürüstlük en çok sevdiğim şey oldu sanırım.

Arada evde aşçılık, restoranda neler ne zaman sipariş edilmeli gibi minik tüyolar da veren şefimiz bunun yanında inişli çıkışlı kariyerinden bahsediyor. Kitabı bir restorana gittiğinizde önünüze gelen servis sıralamasında yazması da ayrıca bir hoşluk çünkü bakınız benim bloğum :). Şarkıların adlarıyla başlıklar koyduğum canım bloğumla ve kendimle minik bir ortak bağ bulmak da keyifliydi. 

Ne yaşarsa yaşasın yazarımız yemek yemeyi ve yapmayı seviyor. Bu sevgisi ve yeteneği ile de büyük çöküşler yaşasa da çıkmayı başarabilmiş. Zaten kitabında da dediği gibi "Vücudunuz bir tapınak değil, eğlence parkı. Tadını çıkarın..." bu mottoyu benimsemiş ve öyle de yaşamış anladığım kadarıyla. Programlarını izlemedim ama izlesem daha donanımlı bir okuma yapabilirdim diye düşünüyorum. Bir ara kesinlikle bakmalıyım :). İlginç ve sıra dışı herkesi sevdiğim gibi Anthony beyi de çok sevdim. Kitabı okurken şunu düşündüm aşçı ya da terzi; mesleği ne olursa olsun böyle samimi bir anlatıma sahip meslek tecrübelerinin anlatıldığı kitaplar daha çok olmalı. Eğlenceli anlatıma sahip bir aşçılık kariyeri okumak ve restoran dünyasına dair fikir edinmek isterseniz aradığınız kitabı buldunuz demektir. Keyifli okumalar :).

Devamını Oku »

Almodovar Teoremi - Antoni Casas Ros

Öneri Makinesi

Kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği bir kitap ile karşınızdayım. Yazar Antoni Casas Ros'un kendi hayatını hayali ile beraber kurgulayarak anlattığı kitabı elime aldığım gibi bitiremedim :). Matematik ve fizik gibi konular ile edebiyat ve sinemanın birleşimini okumak beni yordu açıkcası. Çok detaylı değil ama ben matematiği ders olarak sevsem de akademik olarak sevmeyebilirim sanırım ama bunu net olarak hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz matematik okumayacağım için. 

Antoni elim bir kaza sonucu hem kız arkadaşını hem de yüzünü kaybeder. Yüzünü kaybetmesi ile dünyadan kendini soyutlar ve matematikçi olma hayalinden vazgeçer. Geçimini online dersler vererek sağlayan Antoni sürekli yeni gideceği yerlerin hayali ile birçok yere taşınır ve birkaç Avrupa ülkesi arasında gezinir. En son taşındığı yerde Lisa ve Almodovar ile karşılaşması hayatını farklı bir yere götürecektir. 

Yazarın kitabı hayal ettiği gibi film olsa daha çok ilgimi çekerdi herhalde. Kitapta Almodovar ile yaptığı konuşmalarda Almodovar'ın bahsettiği film daha çok ilgimi çekti. Yaşam ile alakalı yorumları da ilginç. 2008'de İspanya'da en iyi roman seçilen Almodovar Teoremi'ni ben pek tutmadım ama eminim aranızda ilgilenenler olacaktır. Bir bakın, inceleyin derim. Yazarın diğer kitabı Enigma da elimde, umarım bu kitaptan daha akıcıdır ama ne zaman okurum bilinmez. Edebiyatla kalın!

Devamını Oku »

17 Ekim 2020 Cumartesi

İdefix Kitap Alışverişi

 

Yine seçtiğim kitaplar ile sizlerleyim :). Bu aralar kitap bloggerı oldum sanki ama hoşuma da gidiyor :). Bazen daha çok film bu aralar kitap, işte ruh halimin durumunu siz düşünün artık :).

Aylar sonra belki de yıllar ilk kitap alışverişim buydu ama diğeri daha önce geldi :). Bu siparişle beraber hediye çeki de geldi. Kasımda mecbur bir tane daha yapacağız, çünkü herkes bilir ki indirim çeklerine zaafım vardır :). 

Yeni çıkan 2 kitap alışverişin çıkış sebebi onlardan ilki çok sevdiğim Yalçın Tosun'un uzun zamandır beklediğim yeni öykü kitabı. İkincisi de Beni Adınla Çağır kitabının devamı Bul Beni. Geçen Goodreads AÇB yorumuma baktım ve ben cidden fal bakma mesleğini ciddi düşünmeliyim. Bakınız yorumun tamamını koyuyorum :). Tarihe dikkat!



Bir diğer yeni çıkan kitap ise ben ve blogumda özel bir yere sahip İsahag Uygar Eskiciyan'ın yeni öykü kitabı. Onu da ekledim sepete. Zift kitabını da takasla aldım. Sıra sıra bekleniyor hepsi okunmayı :).

Sevgili komşum Mina'nın önerilerinden de merak ettiğim iki kitabı sepete ekledim. Gecenin Dibi yeni kapak ile yeniden basılmış olacak ki o kitaptan dolayı alışverişin geciktiğini düşünüyorum. Merakla okumayı bekliyorum. Küçük Irmakları da nedense küçük bir kitap olarak beklerken dergi gibi geldi. Çizgi roman kültürüm yok ama bu kitabı yine çok merak ederek aldım. Fark ettim ki Sarah Anderson'ın çizgi romanını da çok sevip ikincisini hala okumamışım. Bir dahaki alışverişte almak üzere onu da not ettim. 

Polisiye okuyasım geldi. Öyle böyle değil. Ne okusam ne yapsam derken aşkım Agatha ne güne duruyor hemen okumadıklarım arasından birini seçeyim deyip birçok güzel yoruma sahip Roger Ackroyd'un Cinayeti kitabını da ekledim sepete. Hercule Poirot hayranı olarak yavaştan onun da tüm kitaplarını bitirmeye hazırım sanırım. Sonra da Miss Marple'a falan geçerim. Agathacığım bizleri neyse ki çok kitapla bırakmış ki hemen bitecek diye korkmuyorum. 

Son olarak da Caner Özyurtlu'nun sıkı takipçisi olarak kendisinin son önerdiklerinden ilgimi çeken iki kitabı ekledim sepete. Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk konusu ilgi çekici geldi, umarım kitap da akıcıdır. Ben bilmiyordum ama bu kitap zaten okumak istediğim bir yazarın başka bir kitabıymış. Yazarın bahsettiğim kitabı O Gün İçin Bir Şemsiye'yi de uzun zamandır merak ediyorum. Onu da takas ile aldım Zift ile beraber. Caner beyin bir diğer önerisi Gürültü Çağında Sessizlik'i de alıverdim. Norveç'te geçmesi de cezbetti :). Nedense Norveç'ten okuduğum kitapları genelde seviyorum. 

Benim son alışverişim bu şekildeydi. Şimdi onları okuma zamanı! Son bitirdiğim kitabın da yorumu hazır. Birkaç güne paylaşırım. Siz en son hangi kitapları aldınız? Bu kitaplar arasında okuduklarınız var mı? Yorumlarınızı bekliyorum. Edebiyatla kalın!

Devamını Oku »

15 Ekim 2020 Perşembe

Mini Kitap Alışverişi

Merhabalar! Keyifler nasıl? Ben havadan dolayı çok mutluyum. Güneşli ama neredeyse soğuk :). Sevdiğim yerleri hatırlatıyor. Özellikle evin içi soğuk, koyuyorum yeşil çayımı giyiyorum çoraplarımı hırkalarımı da çıkarırsam bu iş tamam :D. 

Bu aralar kitap okumaya başladım ilginç bir şekilde :). Yaklaşık iki yıldır doğru düzgün kitap okumadım. Şimdi durum biraz daha farklı :). Çok korkuyorum akıcı bir kitap gelmeyecek ve ben yine uzaklaşacağım diye. Sırf benden değil ama akmayan bir kitap olursa da uzaklaşıyorum. Aman yarım bırakmayayım, yeni kitaba o bitmeden başlamayayım duygusuyla bir iki ay okuyamıyorum. Kendi kendime şöyle bir karar aldım, baktım olmuyor sal gitsin :). Aman sonradan açılır ha gayret dişimi sıkayım yok! O sırada seveceğim kitapların ömründen çalıyorum. En iyisi akan kitaplarla yola devam etmek. En azından şimdiki ruh halim bunu destekliyor. 

İki kitap okudum diye bir depresifleşmeler, bir hallere girmeler, sanki kitaplığı bitirdim. Bir de uzun zamandır kitap alışverişi yapmak istiyordum ama okumadığım için yeltenmiyordum. Okumaya başlayınca işin zevkli kısımları yani kitap ve site seçimleri başladı. Aslında bundan önce İdefix'ten sipariş verdim ama uzun süre kargoya vermediler. Bir hevesle sipariş ettiğim alışverişim kaç gündür hazırlanma aşamasındaydı, en sonunda yazdım. Mesajı ilettiklerini söylediler. İki hafta oldu neredeyse yine yazdım ve bu sefer bu gece tam olarak 00:25'te faturası kesildi ve paketlendi mesajıyla cevap verdiler :). Şimdi kargoda :). Geç kargolasalar da hemen cevap vermeleri hoşuma gitti. Görmeyeli kitap siteleri de değişmiş. Mesela bu alışverişimi yaptığım Eganba artık ellerindeki stok sayılarını yazıyorlar kitapların altına. İdefix'ten yaptım sonra Eganba indirimine denk geldim bir de oradan alışveriş yaptım ama minik :D. İstediğim 4 kitabı indirimde görünce kaçırmayayım sonra tükeniyor diye ekledim sepete. Böyle de bir tedirginlik başladı bende. Okumak istediğim kitapların tükendiğini gördükçe hazır stokta varken alayım diyorum sonra üzülmemek için. 

Bu kitaplara gelirsek Marie Kondo izlediğimden beri katlama tarzım değişti. Küçük bir yerde kaldığım için de benim için pratik bilgilere sahip programından oldukça keyif aldım. Küçük ritüelleri de hoşuma gidiyor izlerken :). Artık kullanmayacağın eşyaları hunharca atmak yerine saygıyla katlayıp bugüne kadar sana destek olduğu için teşekkür etmeni önermesi ya da eve önce kendini tanıtıp dilek dilemesi gibi. Amerikalıların bu ritüellere tepkilerini izlemek de komik. Marie Doğu'nun temsili olarak batı yaşam tarzına getirdiği bu farklı kültür özellikleri ile ailelere bir kültür şoku yaratıyor. Kültür farklılıklarını görmek açısından da ilginç bir program. İçinde doddle olarak hangi ürün nasıl katlanmalı onu göstermişler.  

Masterchef izlemeyi seviyorum ama son zamanlarda bıraktım. Yemeklerden çok yarışmacıların kişisel olarak fazla yer almalarından ve fazla fazla uzun olmasını izlemekten sıkıldım. Bazen Survivor izliyor hissi geliyor bana, konseyler eleme yarışları falan fazla gereksiz ve sıkıcı geliyor. Ben bana yeni fikirler katan tarifleri sunumları görmeyi seviyorum. Nitekim mutfağa ilgim var ve bu kitap da merak ettiklerim arasındaydı. Önsözünü de okumaya başladım, şefimizin son düzenlemelerini ve el yazılarını da içeriyormuş. Kendisi biliyorsunuz ki 2018'de maalesef dünyadan ayrılmaya karar verdi :(. 

I'm Thinking Of Ending Things filmini yeni izledim. Kitap tükenmiş ve yayınevi yeniden basacak mı bilmiyorum. Sordum aslında ama cevap gelmedi. Belki yazarlar. Dürüst olayım filmi tam anlamıyla anladığımı düşünmediğimden eksik kısımları birkaç yorum okuyarak tamamladım ve üstünden kaç gün geçmesine rağmen hala aklımın bir köşesinde. Beni etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Karakterle bağ kurdum sanırım :). Kitabını da okumak istiyorum ama tükenmiş her güzel şey gibi :).


Son olarak da sevdiğim yönetmen Miranda July'nin çıktığından beri okumak istediğim öykülerini aldım. Kendisinin bir diğer romanı Birinci Adam'ı sevmedim ama yine de kendisine şans vermek istiyorum :). Onun farklı yerlerden bakmasını seviyorum en azından filmlerini :).

Devamını Oku »

9 Ekim 2020 Cuma

Bukalemunlar Kitabı - Jose Eduardo Agualusa

Coğrafya ve ülkelerin harita üzerindeki yerini bilme konusunda hiçbir zaman başarılı ve bilgi sahibi olmadığımdan kitabın geçtiği yer ve yazarın memleketi olan Angola'ya da internetten baktım. Portekizce'nin konuşulduğu ve Orta Afrika'da yer alan bir ülke olduğu dışında hala pek bir bilgi sahibi değilim fakat gerçekten tropik meyvelerin yendiği bu ülkeye dünyanın adını bildiğim bilmediğim herhangi bir yerine gitmek istediğim kadar gitmek istiyorum. 

Bukalemunlar Kitabı'nı bazen bir kertenkele, bukalemun ya da geko tanımlarıyla adlandırılan ve ev arkadaşının önerisi ile ile bu ada kavuşan Eulalio anlatıyor. Kitaplarla dolu bir evde ev sahibi albino ile yaşayan Eulalio kertenkele doğası gereği yaptığı görevler dışında gün içindeki hobisi Felix'in hayatını izlemek. Felix'in sıra dışı işi de bu işi daha zevkli kılıyor. Geçmiş satan Felix Ventura gelen müşterilerine istedikleri yönde bir şecere, hikaye satıyor. "Çocuğunuza daha iyi bir geçmiş verin" mottosu ile çeşitli meslek gruplarından müşterisi olan Felix'in kapısı bir gün gizemli bir yabancı tarafından çalınır. Kimliğinden bahsetmek istemeyen bu yabancı ve bu yabancı gibi aşk da kapısını çalınca Felix'in yaşamı bu kitabın temelini oluşturur. 

Bukalemun kitapta sadece bir karakter değil birçok şeyin sembolüdür. İnsanlar bazen görünmez olmayı bazen avına ulaşmak için bulunduğu ortamla uyum sağlayıp yokmuş gibi davranırken bukalemunlar gibi kamuflaja sığınır yani yalan söyler. Bu yalanlara gerçeklerden daha çok inanırlar çünkü "Gerçekler kusurlu ve acıdır"(sf.118). 

Rüyalar ve gerçekler, yalanlar ve gerçekler kitapta en çok irdelenen iki konu herhalde. Farklı yazarlardan alıntılanan sözlerle de sıkmadan desteklenince daha etkili bir anlatım olmuş. Bunun için de baş karakterlerin yani iki dost; bir bukalemun ve geçmiş satan adamın yalan ve gerçeğin birbirine karıştığı yaşamlarını anlatmak akıllıca! Edebiyatla kalın efem :).

Devamını Oku »