21 Haziran 2018 Perşembe

Haziranın Getirdiği Güzel Melodiler (Abur Cubur #44)

Bugün benim doğum günüm, yupppiii :). Yılın en sevdiğim günü, yılda en az dört kere (her mevsim bir kere) kutlamak isterim şahsen :). Sizlere bol bereketli haziran ayında çıkan takip ettiğimiz isimlerden mini bir liste bırakırken doğum günü hediyem olarak da (yüzsüzüm çünkü) her yoruma bir şarkı istiyorum :). Bana yeni eski uzun kısa çok sevdiğiniz bir şarkıyı yollayın :). Çekinmeyin çekinmeyin, her şarkı bir kutlama bir dilek <3. Sizleri seviyorum <3<3<3.

1. Mabel Matiz - Maya 


Albüm Spotify ve Apple Music'de. Henüz video yok önceden yayınlanan singlelar dışında ama Mabel severlerin memnun kalacağı güzel bir albüm. Üstüne koya koya güzel albümlere devam :).


2. The Carters - Apes**t 


Tek yayınlanan video, albümü Spotify ve Apple Music'de dinleyebilirsiniz. Beyonce ne yapsa sevme eğilimim var :).



3. Chromatics - Blue Girl 


Sevdik <3.



4. Melody's Echo Chamber - Shirim 


Sonunda beklediğim albüm geldi :).



5. Ezhel - Kazıdık Tırnaklarla


Bayıldım <3.



6. Lykke Li - Deep End 


Çohoş.


7. Kanye West - Yikes 


"I hate being Bipolar, It is awesome" :) :).

Devamını Oku »

12 Haziran 2018 Salı

Limonata Tadında Film Maratonu


Yazın sıcaklarında buz gibi limonataya kim hayır diyebilir ki ben kimim hayır diyeceğim :). Çocukluğumdan beri limonata aşığı biri olarak nanelisine, çileklisine, klasiğine bayılırım, yeter ki el yapımı olsun :). Sevgili Engineering Vibes ve Thesaglams limonata tadında bir film izleme maratonu başlattı; 2016,2017,2018 yılları arasında çıkan seçtiğimiz 30 filmi 9 Haziran ve 9 Eylül arasında izleyeceğiz :). Film listesi yapmayı ve sonra ona uymamayı çok severim, yaptığım diğer listelerde olduğu gibi :). Bu maratonun güzelliği sürenin uzun olması ve ben her zamanki gibi kendime çok güveniyorum :).



Bu üç yıl içinde çekilen ve benim izlemediğim filmlerin bazıları aşağıda. Halihazırda 2018 devam ettiğinden bu yıl izlemek istediğim binlerce filmden bazıları gösterime girmedi haliyle; lakin süper filmler bu yıl da bizi bekliyor. Liste genelde erişilmesi kolay ve izlemekte geç kaldığım filmlerden oluşuyor. Aa hala izlemedin mi bu filmi ne ayıp demek serbest ya da çabuk bu filmden başla durman kabahat demek de :).



Ola ki bu üç yıl içerisinde çekilen bir film izlersem film değiştirme hakkımı saklı tutarım çünkü bu maraton bitecek :).

1. Ahlat Ağacı - Nuri Bilge Ceylan (2018)

2. Annihilation - Alex Garland (2018)

3. Red Sparrow - Francis Lawrence (2018)

4. In the Fade - Fatih Akın (2017)

5. Oh Lucy - Atsuko Hirayanagi (2017)

6. How To Talk Girls at Parties - John Cameron Mitchell (2017)

7. Molly's Game - Aaron Sorkin (2017)

8. Happy End - Michael Haneke (2017)

9. Lucky - John Carroll Lynch (2017)

10. The Little Hours - Jeff Baena (2017)

11. The Killing of a Sacred Deer - Yorgos Lanthimos (2017)

12. 120 battements par minute - Robin Campillo (2017)

13. Loveless - Andrey Zvyagintsev (2017)

14. I, Tonya - Craig Gillespie (2017)

15. Song to Song - Terrence Malick (2017)

16. The Square - Ruben Östlund (2017)

17. Wonderstruck - Todd Haynes (2017)

18. Jupiter's Moon - Kornél Mundruczo (2017)

19. Get Out - Jordan Peele (2017)

20. On Body and Soul - Ildiko Enyedi (2017)

21. Faces Places - Agnés Varda, JR (2017)

22. Mother - Darren Aronofsky (2017)

23. A Ghost Story - David Lowery (2017)

24. Throughbreds - Cory Finley (2017) 

25. A Fantastic Woman - Sebastian Lelio (2017)

26. La Fille Inconnue - Luc Dardenne, Jean - Pierre Dardenne (2016)

27. Divines - Uda Benyamina (2016)

28. Don't Think Twice - Mike Birbiglia (2016)

29. Nocturnal Animals - Tom Ford (2016)

30. Joshy - Jeff Baena (2016)

Dipnot: Listeyi bitiremeden ve yayınlamadan listede olan üç filmi izledim ve onları listeden çıkartıp tekrardan film seçmek zorunda kaldım. Daha fazla yazıyı yayınlamadan film izlememek için günümün önemli bir kısmını listeye harcadım yoksa olacak kısır döngüyü fark ettiniz sanırım :).
Devamını Oku »

10 Haziran 2018 Pazar

Kitaplar Kalbimden Vurur #mim

Uzun bir aradan sonra bir mim yazısından herkese merhabalar :). Sevgili Eslem ve İlkay blogdaşlarım beni de unutmamış ve bu tatlı mime davet etmiş, sorular da çok güzel ben de ilk fırsatta yapıverdim :). Bu arada ilk kez iki kişi tarafından bir mime davet edildim, aşırı mutluyum. Ekstra motivasyonla yaptım mimi :). Bu aralar çok yoğun olduğumdan birçok konuda birçok şeyden uzak kaldım, yazılarınızı da pek okuyamadım ama çok güzel de bir maraton başladı, onun için de liste hazırladığımı ve yakında paylaşacağımı belirteyim :). Hadi başlayalım :).

Bu resim sizce de çok güzel değil mi?


Eslem'in yazısı burada.
İlkay'ın yazısı burada. 
Mimi başlatan blogdaşımın yazısı da burada :).


1. Okumayı size sevdiren ne oldu?


Aklımda kalan en belirgin anı, 13 - 14 yaşlarımda bir yaz günü annemin elime Robinson Crusoe'yu tutuşturup oku demesiydi. Ben de kitabı okumaya başladım ve annem önlenemez bir kitap kurdu yarattı :). O günden sonra geceleri yeter artık uyu gözlerin bozulacak dediği çok oldu tabi :).

2. Hiç bir kitabı sayfalarını çevirerek biriyle okudunuz mu?


Okul sıralarında hayal meyal hatırlıyorum ama hoşlanmadığımı da hatırlıyorum :). Karşıdaki ya önce bitirir ya da sen önce bitirirsin falan sıkıntı :).

3. Yolculuğa giderken yanınıza kaç kitap alırsınız?


Çantamda nereye gidersem gideyim okuyacak fırsatım olsun olmasın mesafe kısa da olsa bir kitap olur. Yeni yeni de otobüs veya sıra beklerken bile okuma alışkanlığı edinmeye başladım. Kısa veya uzun mesafe olsun otobüste kitap okuyamam, midem bulanır. Yolculuğa çıktığımda da çok fazla kitap almıyorum gideceğim yerde genelde kitap okumaktansa gittiğim yeri dolu dolu yaşamak için genelde götürdüğüm kitaplar okunmamış olarak geri dönüyor. O yüzden az kitap alırım ve eğer okuyacak fırsatım olursa elimdeki kitap bitsin bitmesin zaten oradan da güzel bir sahaf ya da kitapçı gördüm mü illa ki kitap alıyorum :).

4. Asla okumam dediğiniz kategori nedir?


Asla dememek lazım, büyük konuşmaktan da elimden geldiğince kaçınırım. Hiç olduğu tarafa bakmadığım kitaplar var ama akıcı olan her kitabı okurum :).

5. Kitaplarınızı renklerine göre mi alfabeye göre mi sıralarsınız?


Yazarlarına ve yayınevlerine göre sıralarım. Mesela sevdiğim yazarlar; Alper Canıgüz, Richard Brautigan, Yalçın Tosun gibi her kitabını okuduğum yazarlar tek bir sıradadır. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Kara Kule gibi seriler de aynı şekilde. Onun dışında kendi tarzı olan yayınevleri mesela Can Yayınları ve YKY kitapları hep yan yanadır onları tek sıra halinde görmek hoşuma gider :). Can Yayınları'nın beyaz kapaklarını çok ama çok severim, onlar eski yeni hep yan yanadır :). İngilizce kitapları da beraber dizerim, takas için ayırdığım kitapları da ayrı koyarım. Onun dışında okuduğum ve okumadığım kitaplar sıram da var, böylece moduma göre okumak istediğim kitabı rahatlıkla seçip okuyabiliyorum :). Biraz karışık olsa da kendime ait bir sistemim var kitaplığımda :).

6. Okurken size eşlik edecek bir hayvan ister miydiniz?


İstemek ne kelime bayılırdım, köpeğim olsaydı. Hatta ona bile okurdum anında sevdiğim alıntıları :). Canım gelecekteki köpeğim şimdiden çok seviyorum seni :)<3.

7. Bookstagram olarak kendi özgün stilinizi oluşturduğunuzu düşünüyor musunuz?


Hehehe, ben bookstagram olarak paylaşımdan çok snailmail (snailmail nedir bakınız) veya el işlerimi paylaştığım için öyle bir stilim de yok :). Çok nadir kitap paylaşıyorum, sadece hikayelerde okuduğum kitapları paylaşıyorum ama onu da unutuyorum bazen :). Okuduğum kitapları en güzel Goodreads'te paylaşıyorum beni oradan takip edebilirsiniz, tıktık :). Instagram'da da çoğunlukla kağıt işleri paylaşsam da okuduğum kitapları da paylaşmaya çalışıyorum beni oradan da takip etmek isterseniz tıktık.

Mimliyorum bu mimi yapmayan ama yapmak isteyen herkesi :).
Devamını Oku »

20 Mayıs 2018 Pazar

Avcısını Taşıyan Ceylan - Erkan Aslan

Uzun uğraşlar sonu alabildiğim ve geçtiğimiz günlerde okuduğum bu kısacık öykü kitabı gerçekten uğraştığıma değdi. Hem yazarıyla tekrardan sohbet etme şansı yakaladım hem de güzel bir öykü kitabı okudum :). Yazarın ilk ve şimdilik tek kitabı Avcısını Taşıyan Ceylan, ne anlattığından çok nasıl anlattığı ile okuyucuyu etkisini alan kitaplardan. Tabi boş şeyler anlattığı izlenimi vermesin size aksine anlattığı şeyi o kadar güzel anlatıyor ki yazar, öyküler sizi sadece hikayesiyle değil anlatım şekliyle daha da çok etkiliyor.



Bu kitapta beni en çok etkileyen öyküler; Avcısını Taşıyan Ceylan, Esirgenen ve Annem Harikalar Diyarında oldu sanırım. Diğer öyküleri de çok sevdim ama bu bahsettiğim öyküler özellikle beni çok etkiledi. Aynı zamanda kitaba adını veren ilk öyküde bir insanın en temel ihtiyaçlarından olan beslenmenin bir çocuğun, yoksulluğa bir de annesinin çaresizliği eklenecek diye duyduğu utanca; göç sebebiyle "uzak"ta yaşayan babanın yokluğu eklenince öykünün sizi hüzünlendirmemesi elde değil. Yazar da bunu o kadar güzel anlatıyor ki öykü sizi alıp başka yerlere götürüyor.

Bu tadımlık özetten sonra size tabi ki bu kitabı önerir, özellikle öykü severlerin şiddetle bu kitabı okumasını tavsiye ederim. Benim gibi Alakarga'dan bulmanız zor olabilir ama Dedalus'tan yeniden yayınlandığını belirteyim. Edebiyatla kalın :).
Devamını Oku »

16 Mayıs 2018 Çarşamba

500 Kitap Meydan Okuması



Kitap almaya bayılırım :). Son paramı kitaba verecek kadar çok severim :). Sahaflardan, kitapçılardan, internetten her yerden kitap alabilirim :). Takas da yapıyorum, kütüphaneyi de kullandığım oluyor :).

Sevgili Mutlu Anlar Koleksiyoncusu yeni bir meydan okuma başlattı. Kitap alma ile kitap okuma orantısızlığını gidermek için 500 kitap meydan okuması başlattı, ben de katıldım :). Muhtemelen aldığım tüm kitapları bitiremeyeceğim, 500 kitabı bitirmek de yıllarımı alacak, zaten kitap almayacağıma söz veremem daha yeni sipariş verdim ve hala almak istediğim birkaç liste var, haftada üç kitap da bitirmem zor.

Eee sen bu meydan okumaya niye neden katıldın diye sorarsanız da eğer daha çok okumak beraber okumak için bir meydan okuma varsa ben de varım demek için :). O yüzden sevgili arkadaşlarım 500 bizim hedefimiz, hayalimiz olsun biz yine bu yıl okuyabildiğimiz kadar çok okuyalım, paylaşalım :). Siz de bu meydan okumaya katılmak, almadan daha çok elden tüketmek isteyenlerdenseniz buyrunuz Mutlu Anlar Koleksiyoncunun yazısına :). Edebiyatla kalın.
Devamını Oku »

13 Mayıs 2018 Pazar

Blog Muhasebesi #mim

Merhabalar :), nasılsınız görüşmeyeli :). Ben fena sayılmam. Merak eden arkadaşlarım oldu sağ olsunlar, bu hafta hastaneye gittim, buradan toplu bilgilendireyim sonuçlar iyi geldi :). Çok teşekkür ederim soran yardımcı olmak isteyen arkadaşlarıma, düşünmeniz yeter. İyi ki varsınız <3.



Yalnız çok ilginç bir şey anlatacağım bu temiz sonuçları aldıktan sonra yolda giderken trilyonda bir olacak bir şey başıma geldi ki böyle şeyler anca beni bulur zaten, beterinden korusun, bildiğiniz sonuçları aldım yolda gidiyorum ayağıma çivi battı! Evet, yolda ayakkabım varken, ayakkabıyı deldi!!! Ve ben bunu çok geç fark ettim, yuh yani. Ayağımda çiviyle yürümüşüm gezmişim bir süre. Dur bir bakayım da şu taşı çıkarayım dememle çevremde küçük nidalara sebep olmam bir oldu ben dahil, evet taş sandım. Ayakkabıya çivi çakılmış ve ayakkabı çorap ikilisini aşıp topuğumu vurmuş. Topuğumdan vuruldum, a dostlar. O çivinin dik durumda durmasını ve benim onu basmamı geçtim, geç fark etmem cabası oldu. Tahminime göre o önceden çiviye çakılmış ve ben bir şeye basınca fark ettim. Gevezeliği bırakırsam sonuç olarak yine soluğu acilde kendimi tetanoz aşısı olurken buldum :/. Yine de gelecek ay acile gitmediğim bir ay olmasını ve süpper bir doğum günü hediyesi almayı umuyorum ki o da uzun zamandır istediğim bir hayalim olur :). 

Konumuz mimdi ben ne anlattım, hahaha :). Canım Her Telden Şef beni mimlemiş ki bilirsiniz mim hazırlamayı da yapmayı da çok severim :). Davete icabet etmek gerektiğinden çok kişisel olmaması kaydı ile her mime de katılmaya çalışırım, o yüzden canım arkadaşımı kıramazdım :), hemen yazdım :).

Şefin yazısı için tıktık.
Mimi başlatan Blogcu Sultan'ın yazısı için tıktık.

Blog alemine nasıl girdin?


Öyle kendi kendime :).

Hangi blog sana ilham oldu?


Bunu daha önce yine bir mimde anlattım ama yine bahsedeyim. Blog okuyucusuydum ve yazmadan önce de baya senelerdir blog açmayı düşünüyordum. Bir de blog açmayı düşünürken ad da düşünüyordum ve adı blogdan çok önce hazırdı :). Her zaman olduğu gibi bir anda karar verip açıverdim yıllarca istedikten sonra bir cesaret. En iyi hatırladığım, Kediler ve Kitaplar diye o zamanlar daha aktif harika bir blog var, her yazısını tekrar tekrar okuyor, çok zevk alıyor, keşke daha çok böyle olsa da okusam diyordum. Sonuç olarak benim de kendime özgü farklı bir kültür sanat blogum oldu :). Umarım bir kişi bile olsa blogumu tekrar tekrar okuyacak kadar seviyordur :). 

Bloga yazdığın ilk yazı ile son yazı arasında fark var mı?


Oooooo, olmaz mı! Yalnız bir şey itiraf edeyim, hala ilk tanıtım yazımı okuyamam, çok utanırım. Güncellemek için bile okuyamıyorum ama okuyacağım :). Onun dışında arada eski yazılarıma yorum gelince ya da başka bir yazıda bahsetmem gerekirse tekrardan okuyor, güncelliyorum; ben de çevrem de değişmiş doğal olarak yazılar da. Değişim iyidir hele ki üstüne katılırsa, umarım ben de bir şeyler katarak ilerlemişimdir. 

Yakın çevrendeki insanlar blogunu biliyor mu?


Benim ilk takipçilerim arkadaşlarımdı :). Okumasalar da takip ediyorlar :), lakin arada bazı yazıları diğer sosyal medya hesaplarımda da paylaşıyorum, herkes benim yazdığımı biliyor mu bilmem :).

Blog yazmak yaşantına ne kattı?


TDK :), şaka değil. Daha dikkatli düzgün yazmaya çalıştığımdan sürekli kelimelerimi TDK onaylı seçmeye çalışıyorum. (Ve tabi ki bir sürü şey ama kaçamak kısa cevap vermek bunu gerektirir, ha bir de üşengeçlik :))

Şu an bu mim ile birlikte blogda kaç yazın ve kaç sayfa görüntülenmen var?


Gerek yok, ama mesela bu yazı ile kaç blog tanıdım, tanıyacağım diye sorarsan bence sınırsız :). Mimler yeni bloglar keşfetmek ve bloggerları tanımak için çok güzel fırsatlardan biri. O yüzden ben bu tatlı keşifleri numaralandırmıyor hepinizi koccaman öpüyorum. Sevgiyle kalın <3.

Mimliyorum,

Devamını Oku »

5 Mayıs 2018 Cumartesi

2. Hatay Kitap Fuarı Günlüğü


Bir fuar günlüğünden herkese merhabalar :). 20- 29 Nisan tarihleri arasında olan fuar genel anlamda hayal kırıklığı olsa da olan güzellikleri es geçmek olmaz. Bu fuarda bir ilk yaşadım ve çok mutlu olduğum anlar yaşadım. Onun dışında üç kere ziyaret ettiğim fuarda gün gün neler yaşadım hepsini aşağıda yazdım. Uzun bir yazıya uzun bir giriş olmasın, aşağıda görüşmek üzere :).

21.04


Merhabalar, hemen sıcağı sıcağına bir fuar yazısı yazmak istedim ama maalesef çok mutlu bir yazı olmayacak çünkü ne Alper Canıgüz geldi ne de fuar dolu dolu bol kitaplı indirimli bir fuardı. Fuara gittiğimde cumartesi olmasına rağmen kalabalık normaldi. Hafta içini düşünemiyorum. Yine de ben gideceğim bir kez daha. Geçen seneye göre hem yayınevi az hem de hiç sahaf yok :(. Geçen seferki sahaflar öyle memnun kalmamışlar ki tercihlerini sanırım diğer fuarlardan yana kullandılar, haklı olarak. Onun dışında yayınevleri de çok az ve indirimler %25'i geçmedi maalesef :(. Bu sefer kuzenim bana eşlik etti fuarda ve en çok onun için gezdik çünkü ben bir daha gideceğim ama yine de bir iki kitap aldım.

Fuardan hiç fotoğraf çekmedim, o yüzden sadece kitap fotoğraflarını paylaşacağım.

İş Bankası modern klasikler dizisinden merak ettiğim iki kitabı fuar vesilesiyle aldım. Özellikle Dr. Jekyll ve Mr. Hyde en merak ettiğim.


Doğan Kitap standında merak ettiğim bir diğer kitap Muhterem Nur'un kitabını da 10 lira standında görünce alıverdim. Bu tarz biyografi/anı kitapları okumayı seviyorum. Kitapta Muhterem Nur'un ağzından değil bir hikaye gibi hayatlarını Müslüm Gürses ile beraber okuyoruz. Bu kitabı da merak ediyordum, "Müslüm" filmini de merak ediyorum. Kitap 5. baskıyı yapmış. Dün okuyup bitirdim bile, çok akıcı bir kitaptı.



Fuarı ilk ziyaretimden aldığım kitaplar ve izlenimlerim bunlardı.

23.04


Fuardaki ikinci günümde bana arkadaşım eşlik etti. Beraber gezelim dedik ama dediğim gibi pek bir yayınevi ya da sahaf olmadığı, indirimler de pek iç açmadığından gezimiz yine kısa sürdü. Lakin bu sefer şöyle bir güzellik oldu.

Yanlış hatırlamıyorsam Ankara'daki bir fuarda Aylak Adam Yayınları genel yayın yönetmeni ve kurucularından Erkan Aslan ile dolaylı olarak tanışmıştık. Dolaylı olmasının sebebi ilk başta adının söylemeyişi daha sonra bana önerdiği kitaplardan biri Minimalist Öyküler'de öyküsünden adını keşfetmemdi :). Ben o kitabı okudum bitirdim, içindeki öyküsünü okudum ve yarım kalan o öyküyü ve diğer öyküleri okumak için yazarın kitabını sipariş ettim ki siz şu yazılardan (yazı 1, yazı 2, yazı 3) nasıl kitabı aldığımı biliyorsunuz :).



Peki bunları neden anlattım? Çünkü kendisi Hatay Kitap Fuarındaydı ve ben de kitabını alıp okumaya başladığımdan bahsettim ve çok mutlu oldu. Ben de mutlu oldum, sohbet ettik ve kendisi beş güzel öykü kitabı hediye etti <3. Hiç beklemiyordum o yüzden benim için güzel bir sürpriz oldu. Kitaplardan birine başladım bile tabi yazarın öykülerini de bitirdim. Fuar bitmeden bir kez daha gidip bu sefer kitabı imzalatacağım umarım :). Şurada söz verdiğim gibi size zaten kitabı inceleyeceğim.


Fuarın bu büyük sürprizi dışında İş Bankası'ndan uzun zamandır okumadığım Moliere'in Hastalık Hastası'nı (daha önce okumuşum ama yine okudum :)) da son zamanlarda özellikle okuduğun oyunlara bir yenisi eklemiş oldum. Eğer gelirse serinin okumadığım tek kitabı Oedipus Kolonus'tayı da bir daha ki sefere alacağım :).


Fuarda maalesef tatil olmasına rağmen talep çok azdı. Azalarak bitecek gibi bir hava var bu fuarda ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Umarım bu hafta sonu gerçekten yoğun bir fuar olur. Ben bu güzel etkinliğin her sene bol katılımlı olmasını her iki taraftan da yürekten istiyorum.

29.04


Fuarın son günü de canım kardeşim ile oradaydık. Maalesef yukarıda bahsettiğim kitabı imzalattıramadım çünkü Erkan bey gitmişti :( ama burada söyleyeyim kitabı çok sevdim. İnceleme yazısını da yazdım zaten. Ben de yayınevinin beş ve on liralık bölümlerinden aşağıdaki kitapları aldım. Fuarda en eli yüzü düzgün indirimde tabi ki her zaman olduğu gibi Aylak Adam Yayınları'ndaydı bu arada. Ankara'da da indirimler düşükken, geçen sene Hatay'da da hep Aylak Adam en güzel indirimleri yapan yayınevi oluyor, not düşeyim.


Onun dışında hiç kitabını okumadığım ama okumak istediğim Doğu Yücel de fuardaydı ama maalesef bir kişi dışında kimse yoktu yazarla iletişime geçen. Keşke bir kitabını okusaydım da sohbet etseydim :(. Bir daha gelmez de kesin :(.  Tabi asıl sıra benim hiç duymadığım yazarların önündeki o uzuunn sıralardı. O sıraları Doğu Yücel'in önünde görmek isterdim :/.

Yazarlardan kaynaklı çok kalabalık bir gündü ve herkes ufaktan toparlanma sürecindeydi. Bu ikisi beni gerdi ve hemen Aylak Adam'dan kitapları aldım, ikinci gidişimde aldığım ayraçlardan biraz daha almayı unutarak oradan çabucak ayrıldık. Çok ama çok sıcak bir gün olduğunu da belirteyim. Diğer günlerin aksine son gün baya kalabalıktı keşke hep böyle olsaydı.

Seneye sahafların katıldığı, insanların test kitaplarından çok okumak için kitap aldığı, birçok yazarın imzaya geldiği, çok çok yayınevinin katıldığı, bol indirimlerin olduğu ve her günün dolu dolu birçok okurla buluştuğu bir fuar olmasını dileyerek bu seneki fuar anılarımı bitiriyorum. Buraya kadar hala sıkılmadan okuyanlara teşekkür ediyor, en azından bir "selam" yazıp okuduğunu belirtmesini rica ediyorum :). Bol kitaplı çok okumalı günlere, edebiyatla kalın :).
Devamını Oku »

19 Nisan 2018 Perşembe

Sinema Güzeldir #7 (Godard ve Ben ve Arada)

Merhabalar canım okuyucularım, bugün sizlere iki farklı mevsimde sinemada izlediğim filmlerden bahsedeceğim. Sinemada günde üç film izleyen ben gitti, her mevsim bir film izleyen ben geldi ama festival vardı da biz mi gitmedik? Ağzımızın suyu aka aka sosyal medyada festival paylaşımları yapanları izledik beğendik. Başka sinema sokak sinemasına geldi diye sevinirken gelmesi ile gitmesi bir oldu şimdi de arada kepenkleri indirdikleri gibi sadece popüler filmleri getiriyorlar ve ona rağmen maalesef seyirci sayısı çok az. Yeniden kapanması an meselesi :/. Başka Sinema filmleri gelmeyince benim de tek seçeneğim olan bu sinemaya doğal olarak yolum düşmez oldu lakin geçenlerde "Arada" filminin geldiğini duyunca sinemanın en kalabalık olduğunu düşündüğümüz saat (biz dahil beş kişi) gittik çünkü iki kişi için filmi oynatmıyorlar :/. Sonuç olarak ana akımda pek de yer almayan bu filmi yine Konak sayesinde izleyiverdik. Darısı "Kelebekler"'in başına diyeceğim ama hiçbir listede maalesef şehrimin adını göremedim :/. Ben hayallerim ve kırıklarımı anlattıktan sonra umarım sizi de sıkmamışımdır artık film yorumlarıma geçeyim. İlk film Ocak ayında, ikinci film ise bir hafta önce izlendi.

Godard ve Ben - Michel Hazanavicius (2017)



Godard tarzında çekilmiş Louis Garrel'ın Godard'ın hayatının Godard rolünü oynadığı eğlenceli bir film :). "Çinli Kız" dönemi Anne ile ilişkisi ve Godard'ın kendini ve sinemasını sorguladığı geçiş dönemi anlatılıyor. Godard filmleri tarzında bölüm bölüm zaman  zaman kameraya konuşarak kayarak çekim yapılarak. Eğer siz de bir Godard severseniz bu filmden oldukça zevk alacaksınız. "Çinli Kız" filmi ve öncesi filmlerinden bolca referanslar ve sevdiğiniz Godard filmlerini de hatırlarken mutlu oluyoruz. Godard'ı yönetmen kimliği dışında izliyoruz. Bir yönetmen, arkadaş, sanatçı, muhalif, aşık kısaca hataları ve seçimleriyle insan olarak. Ben komedisiyle ve Godard'ı farklı bir açıdan görmeyi sevdim. Ne kadarı doğru bu hikayenin bilmiyorum ama yine de güzeldi. Siz de bir Godard severseniz bu film güzel bir seyirlik olacaktır. Önerilir :). (Bir paragraf içinde kaç kere Godard denileilinirse o kadar dedim, yine diyorum Godard Godarddgodardddarg)

Arada - Mu Tunç (2018)



90'lar Türkiyesindeyiz ve konumuz müzik. 60'lar 70'lere uzanan bir müzik yolculuğu ve Türkiye'deki gelmiş geçmiş alternatif, yasaklanan veya yenilikçi tüm sanatçılara kısa bir selam ve muhteşem bir playlist ile yakalanmak istenen bir gemi. Doğu batı çatışması değil müzik yoluyla doğu batı sentezi, doğu ile batıyı birleştiren İstanbul'da aranan "kaçış" bileti.

Zorlama birkaç diyaloğu saymazsak film çok akıcı ve kulaklara şenlik güzel bir film. Gerçek olaylardan esinlenildiği söylenilen bu filmde sonlarda gösterilen fotoğraflarda ister istemez bir duygulanıyoruz ve artık 90'larda yaşayan gençliğin böyle dönem filmleri yapması doksanlardan gelen bir birey olarak beni ayrıca memnun ediyor. Umarım daha fazla bu dönemlerde geçen filmler izleriz. Bu filmde de eski bir Türk Sanat Musikisi sanatçısı babanın punkçı oğlunun isyanını bir bilet peşinde izliyoruz. Gerçek olaylardan esinlenildiği söylenen bu filmde yönetmenin babası da eski müzisyen Altan Tunç ve abisi Orkun Tunç da müzisyen hatta Rashit punk rock grubunun üyelerinden olduğunu da not düşelim. Orkun Tunç filmin soundtrack listesine de imzasını atmıştır. Alternatif bir Türk filmi izlemek isteyenlere özellikle Türk müziğini tür ayırt etmeden dinleyenlere şiddetle önerilir :).
Devamını Oku »

16 Nisan 2018 Pazartesi

Sevgili Güllük #4 (Hatay Kitap Fuarı Program)

Program açıklandı ve benim için programın en güzel ismi tabi ki adına sevmek yazıları yazdığım, çekilişlerde hediye ettiğim, hem okuyup hem okutturmaya çalıştığım en favorilerimden Alper Canıgüz. Gel gel Alper Canıgüz, sefa geldin hoş geldin. Eğer planım olursa size de bir sürpriz yapmak isterim ama tabi bir aksilik olmazsa.



Alper Canıgüz Sevmek

Kan ve Gül İnceleme 
Devamını Oku »

14 Nisan 2018 Cumartesi

Sevgili Güllük #3 (Hastalıklar, Hatay Kitap Fuarı, Etkinlik)

Bayadır sevgili güllük ile buralarda olmuyordum ama biraz sohbet edelim istedim hem de birkaç haber vereyim.

Öncelikle geçen haftalarda maalesef yanlış tedavi yüzünden asıl hastalığım iyileşmedi ve başka hastalıkla ciddi bir şekilde uğraştık, uğraştık diyorum çünkü sadece ben değil ailem de benimle beraber baya hatta benden fazla uğraştı. Neyse ki şu an daha iyiyim ama aynı hastalık olmasa da sağlığım bu aralar nedense beni üzüyor. Şimdi de başka ciddi olmadığını umduğum bir şeyler oluyor, yakında yine hastaneye gitmem gerekiyor. Yine de iyi düşünmek istiyorum. Blogda da daha aktif olmayı umuyorum. Hala kendime ait bilgisayarımın olmadığını belirteyim.


Bu aralar en çok snail mail ile meşgul oldum (nedir ne değildir buradan okuyabilirsiniz) ama geçen haftalarda neredeyse günde iki kere gelen posta bu hafta evimin yakınına uğramadı :). Bir iki mektup kaldı yazmadığım onları tamamlayacağım bu arada. Yeni keşfim daha doğrusu uğraşım flipbooklar :). Yapması çok zevkli ve insanın yaratıcılığını körükleyen bir şey. Onlarla uğraşıp içini doldurup göndermek en çok hoşuma giden şeylerden son zamanlarda, çift taraflı kağıtlarla oyalanmak müthiş rahatlatıyor beni. Bir örneğini de aşağıya bırakayım hatta. Şimdi yeni çift taraflı kağıtlar sipariş ettim onlarla bu sefer vintage konseptiyle flipbook macerama devam edeceğim. Ben de neler çıkacağı konusunda oldukça heyecanlıyım.


Memleketim Hatay'da geçen sene burada ve şurada yazdığım fuarın ikincisi düzenlenecek 20 - 29 Nisan tarihlerinde. Umarım yine birçok sahaf ve yayınevi gelir ve güzel indirimler olur. Sahafları özellikle bekliyorum, geçen sefer snail mail gibi bir hobim olmadığından ilgi alanım sadece kitaplardı ama şimdi liste uzadı :). Bol bol yayınevlerinin Hatay'dayız paylaşımlarını da umarım görürüz, ben birçok kez gitmeyi planlıyorum ama yine de bakalım. Sizler de bu fuarı ne kadar çok duyurursanız hem katılım artar hem de fuar her sene azalarak bitmez artarak çoğalır diye umuyorum. Desteklerinizi esirgemeyin :).

1. Hatay Kitap Fuarı

Etkinliğin eşleşmeleri açıklandı ama ikincisi neden olmasın o yüzden onu da duyurayım. Çok sevdiklerimden kartpostal ve kitabı birleştiren bir etkinlik vardı sevgili İncirli Kurabiye'nin blogunda. Ben de hemen katıldım, sevdiğimiz bloglar da katıldı. Yeni bloglar keşfettim şimdi de kitap seçip güzel kartlarla bana verilen adrese hediyelerini göndereceğim. İşin güzelliği de kim kimle eşleşti bilmiyor, ben de kimden ne gelecek bilmiyorum heyecanla kargoyu bekleyeceğim :). Yoğun ısrarlarla bence bir daha böyle bir etkinlik düzenlenebilir, ben yine seve seve katılırım. Sizin de haberiniz olsun, daha geniş bir hediyeleşme yapabilir ve birbirimizi tanıyabiliriz :).

Şu aralar kitap okuyamıyorum, S. Beckett'in Murphy'si ağlıyor, bitirsem keşke. Yine şu okuyamama durumlarına yakalandım sanırım ama fuar beni çok heyecanlandırıyor, beni baya bir canlandıracak biliyorum. Tecrübeyle sabit :). Burada da güzel yayınlarla fuara özel neler aldım yaptım, hepsini yazacağım :). Fuar dedikodusu yaparız ama hepsi fuarın seneye daha da iyi olması ve birçok açıdan gelişmesi için :).

Sanırım şimdilik benden haberler bu kadar, güzel öneri ve etkinliklerde görüşmek üzere <3.
Devamını Oku »