Dinlenilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dinlenilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2026 Cuma

Ocak Ayının Uzunluğu Şubat Ayının Kısalığı

Ocak ayının uzunluğundan sonra Şubat ayının hızı iyi geldi. Ocak o kadar zor ve uzundu ki geçtiği ve bittiği için mutluyum. Benim için birçok açıdan zorluydu. Sonrasında da kolaylaşmadı ama daha çok alıştım. Şubat da nitekim daha hızlı geçti. Bu arada da değişen koşullara ve psikolojik yorgunluğumun yanında rutinlerimi, ev işlerini ve içerik üretimimi yetiştirmekte zorlandım. Tabi günde 8-9 saat çalıştığımı da unutmayalım. Bir ara beynim yandı ve birini yapsam diğeri eksik kaldı. Hala sürekli bir şeyleri yetiştirmekle zamanımı geçiriyorum. Bu sebeplerle hediyelerimi de Şubat ayının başında gönderdim ama neyse ki sağ salim ulaşmış ve okumak istediği kitaplar varmış Gülşah'ın. Bu haberi alınca da çok sevindim. 

Bu yazıyı yazalı iki ay oldu herhalde ama bir türlü düzeltemediğimden ve o arada da yeni kitaplar filmler eklendiğinden uzadı gitti. En iyisi geçmiş iki ayı bu yazıya koymak Mart ayını da başka yazıya bırakmak diye düşündüm yoksa bir altı ay daha bekleyecek böyle. Ocak ayında 7, Şubat ayında 2 kitap bitirdim. Birkaç film izledim, başka izledim mi hatırlayamadım, varsa eklerim diğer yazıya. Ocak ayı listemi buradan da izleyebilirsiniz. 

İyi Ruhlar - B. K. Borison


Ben noel temalı bir rom-com okumak istiyordum ve bu kitabı özellikle aldım lakin beklentimi hiç karşılamadı. Harriet teyzesinden kalan antika dükkanını işletiyor ve şeker bağımlısı. Sürekli şeker yiyor sinirlenince üzülünce kahvesi de şekerli kahvaltısı da ve çok zayıf nedense. Yani bu nasıl mümkün bilemiyorum ama öyle bir dünya varsa ben de o kişi olmak istiyorum. Bir de Nolan var Noel hayaleti, kendisi noel zamanında yolunu şaşırmış faniler doğruyu bulmaları için rehberlik sağlıyor. Nolan Harriet'a görür görmez tutuluyor ve hayalet olduğuna hiç aldanmayın dünyevi zevklerin hiçbirinden geri durmuyor. Bir de Harriet'ı tanıdıkça da bağları artıyor. Harriet da boş değil tabi. 

Fikir güzel ama kurgu çok kötü. Detaylar var birbirine bağlanmayan. Kitabın başında Harriet ablasına kötülük yaptığını ve bundan dolayı kendisini suçladığını söylüyor ama sonunda o kişi annesi çıkıyor. Nolan desen hikayesinin hiçbir mantığı yok, açıklanmamış geçmişi. Kopuk kopuk amaçsız gibi bir hikaye okudum. Çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum da bunun gibi birçok şey beni rahatsız etti ama yine de noelin hatrına 3 verdim. Beni kitap tasarımı çok etkiledi sevdim baya. Stickerı da vardı. Bir de yazarın eşine ve çocuklarına yazdığı sonsöz çok hoşuma gitti. Kitaba gönderme yaparak eşine pusulam hep seni gösteriyor diyordu ve çocukları için de sizi ömrüm boyunca bekledim yazmış. 

Yeni Soyadının Hikayesi - Elena Ferrante

Napoli kitapları serisinin ikinci kitabı ve bu seriyi ayrı olarak yazmaya karar verdim. Bu kitabı ilki kadar sevmedim ama üçüncü kitaba başladım o gayet güzel ilerliyor.

Nasıl Temizlenebilirim? - Hakan Türkçapar

Psikoloji kitapları okumayı seviyorum. Bu kitapta da Bulaşma-Yıkanma Tipi Obsesif Kompulsif Bozukluk üzerinden aslında obsesif ve kompulsif bozukluğunun ne olduğunu ve nasıl kendine yardım edebileceğimizi anlatmış en basit şekilde. Fikir veriyor ve anlaması kolay. Zaten kısacık bir kitap, akıcı da lakin çok yüzeysel geldi bana seçtiği konu dahilinde olsa bile. Sadece bulaşma ve yıkanma tipi üzerinden bir örnekle anlatıyor ama bence yetersiz. Kitapta örnek olarak Ahmet Bey'den bahsetmiş mesela ve kitabın başında tek çocuğu olduğu yazıyor. Kitabın sonunda çocukları diyor. Bir test verilmiş ama sonucuyla alakalı ne düşünmemiz gerektiği söylenmemiş ya da ne anlamamız gerektiğini. Bu sebeple yüzeysel ve yeterince özenilmemiş buldum. Yine çok beğenmesem de genel fikir vermesi ve olayı anlamak için okunabilir diyebilirim. 

Noel'de Cinayet - Agatha Christie

Yine yılbaşına özel aldım bu kitabı. Hem uzun zamandır Agatha Christie okumak istediğim için özellikle noel temalı okumadığım bir Poirot hikayesi seçtim. Christie yine şaşırttı. Bir kısmını tahmin etsem de bir kısmını anlamamışım okurken ve Hercule Poirot ile gri hücreleri yine beni şaşırtmayı başardı. Agatha Christie romanları bulmaca gibi geliyor bana, çok seviyorum. Bu kadar ara vermeden yine okumalı arada. Neyse ki hala okumadığım kitapları var.

Bu kitapta da multi milyoner bir adamın Noel için evine tüm ailesini çağırması ve onları görmek istemesi üzerine tüm aile yıllar sonra hep beraber toplanır. Simeon Lee hem cömert hem de kinci aynı zamanda da çapkın. Her fırsatta da çocuklarını rahatsız etmenin de bir yolunu buluyor. Tüm çocuklarını, onların eşlerini ve torununu bir odaya toplayıp miras değişikline gideceğini açıklar ve çocuklarının meşru çocuklarının hiçbirinden memnun olmadığını sert bir şekilde dile getirir ve aradan çok geçmeden korkunç bir cinayete kurban gider kendi evinde. Noel zamanı Poirot da tesadüf bu ya komiser arkadaşına ziyarete giden Poirot da bu cinayetin çözümü için kolları sıvar arkadaşının ricası üzerine. Keyifli bir okumaydı, öneririm.

Juliette - Camille Jourdy 


Rosalie Blum serisine bayılan biri olarak Camille Jourdy'nin takipçisiyimdir. Bu kitabı da görünce dayanamadım hemen aldım. Çizimlerine tarzına bayılıyorum. Bu kitap da çok komikti ama aynı zamanda hüzünlüydü de. Baş karakterimiz Juliette ailesini ziyarete gelir Paris'ten. Ablası evli ve 2 çocuğu vardır. Annesi ve babası boşanmıştır. O babasıyla kalır. Annesi rengarenk sergisi olan bir ressamdır. Rengarenk hayat dolu şen şakrak bir kadın. Babası unutkanlıkla baş etmeye çalışır ve yalnız yaşar. Komik de bir karakter. Ablası ise sevgilisi ile kaçamak bir ilişki yaşar ve birçok sorumluluğu aynı anda yürütmeye çalışır. Bir de alzeimer hastası yaşlı bir nineleri vardır hiçbir şeyi hatırlamaz, beni de en çok o kahkahaya boğdu. Az ama özdü karakteri, bayıldım. 

Juliette depresyon ve anksiyete ile savaşır ve bu ziyareti sırasında eski oturdukları evi görmeye gider ve orada bir adamla tanışır, olaylar gelişir. Jourdy'nin çizimlerine bayılıyorum. Bu kitapta da aynı tarzı görmek çok hoşuma gitti. Film olsa izlerim, çok güzel bir hikaye. Çok güldüm bu kitapta hele ki bir doğum günü bölümü var ki sesli kahkaha attım birkaç kere, e biraz da ağladım tabi. Duygusal bir yanı da vardı. Manevi Değer'deki büyük kardeş küçük kardeş farkını çok net bir şekilde görmek de mümkün bu kitapta. Aynı anne babanın farklı çocukları. Öneririm bu kitabı da. 

Happy Place - Emily Henry


Romantik komedi okumaya bayılırım, Emily Henry de severim ama bu kitabı sevmedim. Wyn ve Harriet uzun yıllardır beraber olan ama 6 aydır ayrı olan bir çift. Hem de Wyn sadece bir telefon konuşmasıyla ayrılmış, konuşmaları da totalde 10 dk sürmemiş. Ortak arkadaşlarının daveti üzerine tekrar bir araya gelirler ve sevgili rolü yapmak zorunda kalırlar. Harriet cerrah olma yolunda ilerleyen bir hekim lakin sürekli strese giriyor ve düzenleme yapmayı daha çok seviyor. Wyn ise üniversite terk ve amacını arayan ne istediğini bilmeyen biri. Konuşmuyor da sadece pozlarda. Harriet'ın en yakınları Cleo ve Sabrina. Cleo eşi ile geliyor, Sabrina da. Hepsi arkadaş zaten. Sabrina kontrol manyağı eskisi gibi son kez bir tatil yapmak istiyor arkadaşlarıyla aynı zamanda arkadaş grubunu da bir arada tutan kişi. Cleo atarlı ki zaten onun sürprizini anlıyoruz hemen söylenmese de kitapta Sabrina'yla sürekli çatışma halinde. Kitabın tek sevdiğim yanı bu kız arkadaşlıkları oldu. Onların daha çok şey paylaştığını okumak isterdim Wyn ile Harriet'tansa Harriet ile kız arkadaşlarının ilişkilerini okumak daha eğlenceli olurdu. 

Spoiler içerebilir

Kitabın anlatım tarzı beni rahatsız etti. Tradwife güzellemesi gibi bir hali vardı ve bu benim hoşuma gitmedi. Herkes hekim olmak zorunda değil ve bununla mutlu olmayabilir, seramik yapmak isteyebilir ama kitapta bir şekilde Wyn'in hayatına uyum sağlamak için bu değişiklikler oluyormuş gibi aktarılıyor. Öyle düşünmeyelim diye Wyn benim için benim semtime gelmek zorunda değilsin diyor ama Harriet olur mu öyle şey ben istediğim için senin semtine geliyorum diyor. Wyn telefonla düşüncesiz bir şekilde ayrılıyor ve Harriet neredeyse kendi özür diliyor o terk ettiği için. Wyn'in babası ölüyor, Harriet anlayışlı olmak için düğün konusunda ısrarcı davranmıyor, Wyn diyor ki benim için savaşmadın, düğünü erteledin. Kız sabahtan akşama çalışıyor neredeyse Wyn memleketine gidiyor diyor ki gel demedin, e ben de ayrılayım bari. Ee nerede iletişim? Ben Wyn'e çok kuruldum arkadaşlar ama inanın haklıyım. Konuşmayı bilmiyor, kendi kendine yargıya varıyor ve ayrılıyor en düşüncesiz şekilde. Eşyaları falan da yolluyor, çok garip biriydi ya sevmedim. 

Geber Aşkım - Ariana Harwicz 

Kitap 145 sayfa gibi bir şey ama tek seferde okuyabileceğim bir akıcılıkta değildi. Elimde süründü biraz, yoğundum da zaten bitiremedim hemen. Kitapta bilinç akışı tekniğinin özelliklerini görüyoruz. Hikayeyi takip etmesi bana çok zor gelmedi bazen emin olmam gerekse de kimden bahsettiğini genel olarak takip ederken hikayeyi zorlanmadım. 

Yeni doğum yapmış bir kadının doğum sonrası psikozunu okuyoruz. Karakterin neler yaşadığını anlatması ve anlatım şekli bence çok uyumluydu. O rahatsızlığı bize verdi. Kitapta hiçbir karakterin adı geçmiyor sanırım ve tüm karakterleri rolleriyle tanımlıyor. Anne, baba, benimki, aşkım, kaynanam, kayınbabam, bebek gibi. Burada anlatıcı yani kadın karakterin yaşadığı kimlik krizi benim en çok dikkatimi çeken şeydi. Doğumdan ve bebek olmadan önceki kimliği okuyan yazan bir kadın olması ve şimdi annelikten kendine kalan hiçbir zamanının olmaması. Sürekli kendisine ihtiyaç duyan bir varlığın olması ve duygusal olarak yaşadığı acının fiziksel olarak da şiddet olarak kendine yaşatması da yine çok çarpıcı. Hamile kalmasını anlatması ise tamamen eşinin bir anlık düşüncesiz belki de anlık bir kararıyla oluyor ve bunu düşünmeden edemiyor. Bebekle beraber değişen hayatı ve başa çıkmakta zorlanması düşüncelerini en saf haliyle paylaşması da kitabı aslında gerçek yapıyor. Kitabı çok sevmesem de anlatım dili ve değindiği konular güzeldi. 

Başka Yolu Yok - Park Chan-Wook (2025)


Yönetmenin tüm filmlerini izlemedim ama birçok filmini izledim. Bu en kötü filmi. Sinemada izlemeye gittim ama hiç sevmedim hatta sıkıldım. Film çok şey vadediyor gibi görünüp hiçbir şey vermedi. Kağıt fabrikasına yıllarını vermiş aile babası Man-soo, şirketin el değiştirmesi ile işinden olur. Filmin başında tüm ekibi için yönetici ile konuşma yapmak ister ama onu dinlemezler bile, filmin sonundaki hali ile bu halinin farkı da çok dikkat çekici. Yeni rol açıldığında da olası rakiplerini tespit edip ailesini ve çocuklarını geçindirmek için tek tek rakiplerini elemek ister. Son Ye-Jin'in oyunculuğunu beğendim. 

Wedding Daze - Michael Ian Black (2006)

Parodi gibi bir romantik komediydi ama parodi değil sanırım. Uzun süreli ilişkisinden evlilik teklifi alan Katie ile bir yıl önce evlilik teklif ettiği sırada ölen kız arkadaşının yasını atlatamamış Anderson'ın evlilik macerasını konu alıyor. Katie'nin garson olarak çalıştığı yerde Anderson'ın Katie'yi tanımamasına rağmen ona evlilik teklif eder ve daha da önemlisi Katie de Anderson'ı hiç tanımamasına rağmen teklifi kabul eder ve beraber yaşamaya ailelerini tanıştırmaya başlarlar. İkisinin de sıradışı aileleri vardır ve film bir cümbüşe döner. Ben tahminimden daha çok sevdim. Beklentiye girmeden izleyebileceğiniz absurd bir romantik komedi filmi. 

Dokunmanın Gücü Üzerine - Wilhelm Schmid


İncecik bir kitap. İçinde tatlı mı tatlı illüstrasyonlar da var. En çok aşk üzerine olan dokunma tarifi bölümü hoşuma gitti. Kitapla ilgili eleştirim biraz yüzeysel kalması ve çok derine inmemiş ya da kendi fikirlerini daha çok söylenebilir, örnekler verilebilirdi. Biraz konu başlıkları ve altında madde madde ne olduğunu kısaca açıkladığı bölümler vardı. Dokunmanın rahatsız edici kısmını göz ardı etmeden insan ilişkilerindeki önemini ve anlamlarını güzel tarif ediyor. 

Senso - Alfred

Komik tatlı bir çizgi romandı. Talihsiz Germano tesadüf eseri bir düğüne katılmak zorunda kalır ve daha önce tanıştığı Elena ile sohbete başlar. Sonrasında da beraber güzel bir gece geçirirler oradan oraya. Okuması keyifli komik bir romandı. Sonu da duygusal ve tatlıydı. Çizimleri çok tarzım olmasa da beğendim. 

Lin Pesto Babylon Konseri



Sonunda Lin Pesto konserini yakaladığım için mutluyum. Çok tatlı ve düşünceli biri. Bazı şarkılar tekrar istenince onları en son çalalım metroyla gitmek durumunda olan arkadaşlarımız tüm şarkıları dinleyebilsin dedi. Ulaşımımızı bile düşündü. Bizim için konser afiş çıktıları ve stickerlar hazırlamış çıkışta aldım ve gerekeni yaptım tabiki journal sevdalısı olarak. Sesi de aynı kayıt gibi çok güzel. Bir de sahnenin önüne güzel bir filtre gibi bir şey koymuşlar görsel olarak da mutlu etti. Yakalayınca gidin bence, çok tatlı biri. 


Şubat ayının sonunda da bir Beyoğlu gezisi yaptım ve fotoğrafladım dijital kameramla, izlemek isterseniz linkini paylaşıyorum. Diğer yazılarda görüşmek üzere :). Mutlu bayramlar!

Beyoğlu'nda Bir Gün


Devamını Oku »

3 Aralık 2025 Çarşamba

Son Zamanlarda Dinlediğim Albümler/ Şarkılar ve de Festival Anıları

Yeni yıla da yaklaşmışken şöyle bir saydım da yılların sayısı 12 olmuş. Dile kolay 12 yıldır blogda yazı yazıyorum. İlk blog yazmaya başladığımda yurtta kalıyor, üniversitede okuyor ve Ankara'da yaşıyordum. Şimdi İstanbul'da kendi evimde yaşıyor ve çalışıyorum. Hayat çok garip. Daha doğrusu benim hayatımın bu kadar eski dönemini hatırlamam çok garip ya da benim dünyada insan olarak eski olmam. 

Yıllar içinde ilgi duyduğum konular değişse de temelde 12 senedir kitap, müzik, film, dizi alanında hep söyleyeceğim şeyler olmuş. Sanat dalında farklı etkinlikler eklenmiş, yeni hobiler de edinmişim. Bazılarına ara verip bazılarıyla devam etmiş bazılarını da yazmadan takip etmişim. Yapma şekillerim değişse de temelde bu alanlara ilgim değişmemiş ve yazma ihtiyacım. Bir şekilde az ya da çok her sene paylaşım yapmışım. Bununla alakalı ne hissedeceğimden emin değilim ama günün sonunda mutluyum. Beni ben yapan şeylerin bir parçasının bu olması beni mutlu ediyor. 

Sunny Hill Festival

Her gün müzik dinleyip en az bir şarkı keşfetmeme rağmen en az yazdığım yazılar müzik yazıları olmuş. Bu sene sanırım iki müzik festivali ve birçok konsere de gittim burada bahsetmediğim. Tabi bazı aksilikler de yaşandı. Bu sene daha önceki senede olan bir şey yeniden oldu ve bir konsere gitmeyi unuttum hem de uğruna konserlerde çaldıkları şarkılardan playlist oluşturduğum ve gitmeden önce saatlerce dinlediğim Khruangbin'in Harbiye Açık Hava Konserine. Çok üzüldüm ama o da gitmeyi unuttuğum konserler arasına eklendi maalesef. Konser günü tesadüf takip ettiğim hesaplardan birinin hikayesini izleyince bilet aklıma geldi, yıkıldım tabi. Bu sefer hemen bir gün sonraki DIIV konserini neyse ki hatırlamış oldum ve onu kaçırmadım. Daha önce de Bad Bad Not Good ve Blonde Redhead konserlerine gitmeyi unutmuştum takvimde yanlış tarih işaretlediğim için onlar da art ardaydı ve ben iki bilet için de farklı tarihleri bekledim gitmek için. O tarih geldiğinde konser çoktan geçmişti tabi.

Şimdi son zamanlarda severek dinlediğim albümleri ve isimleri paylaşacağım. Biraz da festival ve konser anıları sıkıştırdım araya. Sizin aralarında sevdikleriniz var mı merak ediyorum.

Tame Impala - Deadbeat (2025)


10 yılın sonunda Kevin Parker bizi sonunda Tame Impala albümüne kavuşturdu. Konserden konsere yere kilim serip klavyesini çalıyor. Orada olup bu deneyimi yaşamak için neler vermezdim ama henüz vizem yok. Şimdilik uzaktan ama belki bir gün canlı olarak bu deneyimi yaşamak istiyorum. Ben albümü çok sevdim ve favorilerim Dracula, My Old Ways, Loser, No Reply ve Afterthought. Albüm çıktığından beri bu şarkılar arasında mekik dokuyorum. Albümün ilk şarkısı "Back into my old ways again" ile de açılması yeterince her şeyi açıklıyor ve hoşgeldin Kevin'cım hoşgeldin Tame Impala diyorum. Kendisi bu arada artık iki çocuk babası ve albüm kapağında da kızı ile poz vermiş. Çok tatlı değil mi?


Dua Lipa - Radical Optimism (2024)


Sunny Hill Festival

Bu sene bir çılgınlık yapıp müzik festival deneyimimi bir üst seviyeye ülke dışına taşıdım ve Dua Lipa'nın babasının Priştin'de düzenlediği Sunny Hill Festival'a gittim. Hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biriydi. Dua Lipa reklamında oynuyor diye aldığım ayakkabılarla Dua'nın memleketine konserine gitmek de varmış hayatta. 7 Aralıkta 10 yıl olacak ama İki Sınav Arasında Konsere giden kız değişmedi arkadaşlarım. Bu kız yine biletlerini aldı, ayarlamalarını yaptı ve o konsere gitti, iyi ki de gitti. Hem yeni sanatçılar keşfedip hem de Dua Lipa'yı dünya gözüyle sahnede izlemek muazzamdı. Umarım son olmaz çünkü ben ağustostan beri etkisinden çıkamadım sadece bu albümü değil tüm şarkılarını sırayla dinliyorum. Seni seviyorum Dua Lipa, sen Priştin'in başına gelmiş en güzel şeysin. Sahne gösterisi de çok güzeldi, tüm sahne dekorunu getirmiş kraliçe. Çok da güzel dans ettiler. Albümde de en sevdiğim şarkıları sıralamam gerekirse seçemem. Hepsi benim bebeğim seviyorum. 


Manifest - Manifestival (2025)


Big5 izleyicisi olarak ben bu grubun doğuşunu başından sonuna takip ettim. Sen hangi üyesin diye sorarsanız cevabım da hazır; Zoktay ve Minayım. Esin ve Sueda'nın da fanıyımdır. Bu albümü tabi ki çok dinledim. Tek ısınamadığım şarkı "Hayır" onu bir türlü sevemedim ama ezberledik yine de yarın öbür gün konserine gideriz lazım olur. Rüya'yı da beğendim ben şimdi de yeni şarkıyı bekliyorum. 


Aydeed - #SOLO (2025)


Big5 izleyicisi olarak ben de Aydeed dinlemeye başladım tabi hemen. Son çıkardığı EP'yi de beğendim, kendisinin şarkıları güzel, Türkçe'de pek duymadığımız tarzda o yüzden de hoşuma gidiyor. Benim bu EP'deki favorilerim; Tane Tane, İtiraf, On ve Bu Aşk. 


Müzik festivalinden bahsetmişken İstanbul'da da üçüncü kez gittiğim Gezgin Salon Festival'inden de bahsetmek isterim zira üç yıl içindeki en kötü seneydi. Bu iki günlük Parkorman'da gerçekleşen festivalin benim için tek artısı Neil Frances'tır. Çok ama çok eğlendim. Çok güzel çaldılar. Konserden çıkınca da bir süre etkisinden çıkamayıp sayısız kez aşağıda paylaştığım şarkılarını dinledim. Festival ise genel anlamda çok ruhsuzdu; Air hayal kırıklığı, Slowdive iyiydi ama sahne iletişimi azdı. French 79 da yine enerjisiyle en iyilerinden biriydi. Blind'da DIIV konseri vardı ona gittim bu sene, o da güzeldi. Sunny Hill Festival'da da Edis rüzgarı esti. Yani orada olan biri olarak söylüyorum müthiş bir hayran kitlesi var ve festivalde Türkiye'den çok insan gelmişti ama onun dışında yabancı da çok fazla hayranı var. Hak ediyor da ama muhteşem bir sahne şovu sundular Elements of Dance Co. ekibiyle. Arasız üst üste neredeyse tüm popüler şarkılarının hepsini söyledi ve o kadar çok eğlendik ki anlatamam. Edis konserine gidilir ve bolca eğlenilir. Zaten çok istiyordum izlemeyi sahnede, normalde de dinlediğim biri olduğu için bu festivalde de ilk kez izlemek çok güzeldi. 




Bir de Girl Power tadında son çıkan şarkılardan en çok Tyla, Tate Mcrae, Lady Gaga, Sabrina Carpenter, Katseye, Raye, Dojo Cat şarkılarını dinliyorum. Aşağıda da en çok dinlediklerimden bir liste hazırladım bakmak isterseniz diye. Müziksiz gününüz kalmasın, görüşürüz efem. 
 

Devamını Oku »

1 Haziran 2022 Çarşamba

İstanbul'da Bahar (Goran Bregovic, Shantel, Baba Zula, Bilal Göregen)

07.05.2022 gününden notlar:

İstanbul'da sıcaklıklar çok artmasa da müzikle ısındığımız bir festival yaşadık. Balkan müziklerine bayılıyorum, gelen isimler de sevdiğim isimler olunca eğlence ve dans kaçınılmaz oldu. Küçükçiftlik Park'a ilk kez gittim ve mekanı biraz öveceğim arkadaşlar yüksek müsaadenizle. Bir mekanın iyi olup olmadığını anlamak için o mekanın tuvaletine bakın, size her şeyi söyler. Bu mekanda ne deli gibi sıra bekledim ne de içeride sıkıntı yaşadım. Aksine görevli ablalarımız sürekli kontrol halindeydi; peçete yenileniyordu ve temizdi. Bu blogda da tuvalet övmedim demem ama gerçekten önemli konu, özellikle böyle öğlenden başlayıp geceye kadar devam eden organizasyonlarda biralar, şaraplar su gibi akarken kendini tuvalet ararken buluyorsun ve böylesini bulmak çok büyük rahatlık. Teşekkürler. 

Konserlere gelirsek önce Bilal Göregen çıktı, adam tek kişilik orkestra ya, her arada çıktı ta ki Shantel'e gelene kadar ama oraya geleceğiz. Daha sonra roman havaları ile coştuğumuz Ahırkapı Büyük Roman Orkestrası geldi. Sonra Baba Zula geldi ama "Bir Sana Bir De Bana" çalmadı ya :/, yine de Baba Zula severiz tabi ki :). Sonra Shantel çıktı ki kendisi coşturdu ortalığı. Ben "Disco Partizani"'den dolayı biliyorum kendisini ve açıkcası Dj olduğunu o gün öğrendim :), şarkıcı sanıyordum. Tek başına çıktı ve tam bir şovmen, hatta oyuncu. Bayıldım. Eğlendirmeyi çok iyi biliyor. Seyircileri sahneye aldı, sonra kendisi seyircilerin yanına geldi falan, net eğlendirmeyi biliyor. Azis çalınca da kalbimizi kazandı tabi ki çünkü Azis kırmızı çizgimizdir. 

Goran Bregoviç Wedding and Funeral Band ile de kapanışı yaptık. Aşırı eğlenceliydi özellikle sahnede ilk sırada olduğumuzdan bir şey göremesek de ben saksafon çalan beye gülümsediğimde karşılık vermesi ve solistlerden biriyle uzaktan işaret diliyle birbirimize kalpler öpücükler göndermemiz paha biçilemezdi :). Goran bey ve solistlerden biri oturduğu için boyun bölgelerine kadar hakimdim gerisini göremedim ayağa kalkana kadar :). Sevdiğim ve bildiğim tüm şarkılarını çaldılar. Caje Shukareji, Chai bella, Gas Gas, Kalaşnikof ve tabi ki Ederlezi. Çok seviyorum hepsini ama Ederlezi ve Caje Shukareji bayılırım. Öyle tatlı bir konserdi. 

Mekanda aile çay bahçesi gibi bir durum da vardı. Çoluğunu çocuğunu köpeğini alan gelmiş yerlere sermiş battaniyesini zaten puf da veriyorlardı minik masalar da vardı. Gayet tatlı bir ortam, çimlere yayılmalık. Biz de aldık biralarımızı yayıldık puflarımıza. Puflarımızdan Shantel'e kadar kalkmadık yemek ve içki dışında. Çok keyifli bir ortam vardı. Tabi içki ve yemek havaalanlarını aratmayacak bir fiyat listesine sahipti. Shantel ve Goran beyde koptuk zaten. Küçükçiftlik Park hikayelerinde de bizi görebilirdiniz, festival yüzü de olmadık demeyiz :). Sonuç olarak keyifli bir cumartesiydi, nice keyifli cumartesilere diyoruz :). 

Devamını Oku »

12 Ağustos 2020 Çarşamba

StrangeLove Playlist

İddia ediyorum bugüne kadar yaptığım en güzel playlist! İçime her şarkısı sinen ve temasına uyan aşk dolu dram listesi. Hepsi birbirini tamamlayan defalarca dinlediğim ve hala değerini bende koruyan şarkılar. Siz de dinleyin, favorinizi söylemeyi unutmayın!


Dipnot: Listenin adı Depeche Mode şarkısından esinlenmekle birlikte ne grupla ne de şarkıyla başka bir ilgisi yoktur :D.

Dipnot 2: Pinterest'ten görsel şov demeyelim mi :)












Devamını Oku »

4 Nisan 2020 Cumartesi

30 Gün Şarkı Meydan Okuması

Herkese merhabalar! Öncelikle meydan okumaya gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim, güzel sözleriniz ve katılımınız beni aşırı mutlu etti. En çok da herkesin kendi tarzıyla listeleri oluşturma şeklini çok sevdim. Kiminiz günlük yazıyor kiminiz gruplar halinde. Kiminiz ise (benim gibi) ben bir yazıya sığdırırım dedi. Sonuç olarak herkes kendi tarzını yarattı. Yoğunluktan hepsini yakın zamanda dinleyemesem de tüm önerilerinize ara ara bakıp yorum yapmaya çalışacağım.

Katılanların listeleri burada! Eksik varsa ben yokum diye bana hemen atarlansın, yorum yazsın ben de hemen ekleyeyim :).

Öneri Makinesi

Yazılardan ve yorumlardan okuduğum kadarıyla en çok 6. ve 7. sorularda zorlanılmış. Sanırım bunun sebebi adında büyük veya küçük harfle yazılıp yazılmadığına dikkat etmemiz; o yüzden de bulmakta zorlandığınız bir bölüm oldu.Bana gelirsek bu maddeler için sevdiklerim arasından seçim yapmakta zorlandım. Hatta daha ilk meydan okumayı okurken birkaç şarkı aklıma geldi bile. Biraz listelerimize bu gözle baksak neler çıkar kim bilir. Yine de herkes zorlandıysa vardır bir bildiğiniz diyorum ve o maddeler için önerilerimi aşağıya koyuyorum. Belki hatırlatmanızda da yardımcı olmuş olurum.

Tekrardan beni kırmayıp katıldığınız için çok teşekkür ederim, şimdi Öneri Makinesi ile müzik keşfine hazırsanız başlıyoruz.

1. Bu ay keşfettiğin bir şarkı


Spencer. - Automatic

Son zamanlarda o kadar çok şarkı keşfettim ki hangisini seçsem diye Spotify'da geziniyorum. İlle bir şarkı seçmem gerekiyorsa Spencer. diyorum. Tam benim tarzımda şarkılar yapıyor, bayılıyorum. En çok Want U Back ve Automatic şarkılarını dinliyorum.

2. Seni tarif eden bir şarkı


Nina Simone - Ain't Got No

Öyle bir şarkı daha yapılmadı ama yaklaşanlar var :). Kendi yazdığım şarkılar var tabi ama onlar belki de hiç yayınlanmadan öyle kalacak o zamana kadar bir şarkı seçeyim :). Zaten Nina Simone olmadan yaptığım bir liste düşünemiyorum. Bu şarkı da hiçbir şeyim yok ama gülüşüm, yaşamım var diyor. Bundan daha güzel bir moral şarkısı olabilir mi? Çoğunlukla elimde bir şeylerin kalmamasıyla sınandığım için bu şarkıyı da moral olsun diye çok söyleyince mottom oluverdi :). O yüzden bu şarkıyı duyarsanız bir gün bir yerlerde bilin ki bir makine içine ağlamak yerine bağırarak bu şarkıyı söylüyor :).

3. İsminde yemek adı geçen bir şarkı


Frankie Cosmos - Korean Food

Bu maddeyi okuduğumda aklıma gelen ilk şarkı oldu. O yüzden onu koyayım, hem yemeyi hem de dinlemeyi seviyorum :).

4. Tüm sözlerini bildiğin bir şarkı


Carrapicho - Tic, Tic, Tac

Bu konuda özel bir yeteneğim olduğu için çoğu şarkıyı ezbere biliyor ve söyleyebiliyorum. O yüzden seçenek çok. Şimdi hava atma zamanı, Portekizce bilmememe rağmen bu şarkıyı korom için ezberledim. Zaten çocukluğumu hatırlatan bir şarkı olduğunda çok severim, onun dışında baştan sona söyleyebiliyorum :)

5. İyi bir zevkin olduğunu kanıtlayan bir şarkı


Morphine - The Saddest Song

Kanıtlar mı bilmiyorum ama bence fena olmadı :). The Morphine'i  bu türden farklı müzik dinleyen hiç ummadığım arkadaşlarımdan duydum, ben zaten severim. O yüzden bu maddeye yakışır diye düşündüm.

6. Adı küçük harflerden oluşan bir şarkı


123 - binalar

Geldik malum sorulardan ilkine :). 123, Lara Di Lara ile tanışma şarkım, bayılırım.

Söz verdiğim gibi size önerilerim aşağıda :).

Billie Eilish - bad guy, bellyache, oceaneyes, youshouldseemeinacrown, lovely
Stromae - tous les memes
Lauv,Anne Marie - fuck, i'm lonely
Nina Zilla- 50mila
Nekizm - ilk kez, sular akar, kaybolunca
123 - the owl, sun in the arms of love
Post Malone - rockstar
Flor - dancing around (tüm şarkıları)
iogi - magic trick,
Spencer. - bbybbybby, 2much

7. Adı büyük harflerden oluşan bir şarkı


Big Thief - UFOF

Aynı şekilde :). Bir de ben bu soruları baya eğlenceli buldum :). Bu şarkıyı da çok dinledim geçen sene, hala da dinliyorum. Dikkat ederseniz bu listede daha çok 2019 çok dinlenilen şarkılar var, önceki yazılarımla tekrara düşmemek için hep en son beğendiklerimi seçmeye çalıştığımdan ötürü :).

Büyük Ev Ablukada - FIRTINAYT (albüm komple)
Murda, Ezhel - AYA
Dua Lipa - IDGAF
Anne Marie - FRIENDS
Karen O, Michael Kiwanuka - YO! MY SAINT
Rihanna - S&M
Zayn - PILLOWTALK
Frank Ocean - DHL
Troya Sivan - BITE
Sam Evian - IDGAF
Litany -PS2
Jenny Wilson - LET MY SHOES LEAD ME FORWARD
Mac  Demarco - K
Katy Perry - E.T
Nick Hakim - JP

8. Hak ettiği değeri görmemiş bir şarkı


The Smithereens - In a Lonely Place

Nasıl hala unutulmaz aşk şarkıları 80'ler top ten'de değil anlamış değilim. Umarım ben denk gelmemişimdir ama en iyi açılış sözlerinden birine sahip şarkılardan biri. Bu şarkı çıktığı zaman arada kaynadı gibi hissediyorum.

Bir de Nekizm - ilk kez. Bence bu şarkının hakkı da çok yeniyor. Buraya yazıyorum bu şarkının patlaması bir dizi ya da filme bakar. O zaman gelecek ve ben bu notumu alıntılayıp tarihiyle beraber paylaşacağım. Etiketlere de bir tek bu grubu ekleyeceğim bulmak kolay olsun ileride, böyle de iddialı ve öngörülüyüm aaddasfsasvf :).

9. Adı 3 kelimeden oluşan bir şarkı


Jakuzi - Koca Bir Saçmalık

Gel de seç şimdi. Benim spotify listemde 4000 küsur şarkı var arkadaşlar. Ben sözde sınırsız Spotify'ın bana daha fazla şarkı kaydedemezsin dediğini bilirim. Neyse, madem 2019'dan gidiyoruz ben 2019'da onu bunu değil en çok Jakuzi'yi dinlemişim. Geçen sene bu zamanlar yeni albüm lansman konserine gittiğimde çok dinlediğimden listede başı çekti ama ondan sonra da çok dinledim. Seçtiğim şarkısı ilk albümden, Jakuzi denince akla gelen imza şarkılarından. Benim için ve birçok insan için eskimeyecek bir şarkıdır herhalde.

10. Dinlediğin son şarkı (dürüstlük arkadaşlar :))


Sarah P. - Athena

Bu şarkıyı daha geçen gün Instagram reklamlarında görüp aa neymiş deyip dinledim ve beni ele geçirdi. Baya hoşuma gitti. En çok Spotify reklamlarına baktığımdan bana hep sevdiğim türlerde müzik önerileri harika görsellerle geliyor bayılıyorum, en sevdiğim reklam :).

11. Aşk hakkında bir şarkı


Sam Evian - Next to you (feat. Kazu Makino)

Benim bir spotify listem var, işte şuraya konduruyorum. Hepsine de kefilim. Bu madde için seçtiğim şarkı da onlardan biri. Sam Evian'ın iki şarkısını da (diğeri IDGAF) işe giderken metroda sabahları az dinlemedim ki 2019'da benim listemde zirveye oturdu bu iki şarkı zaten.

12. Dinlemeye utandığın bir şarkı


Simge - Aşkın Olayım

Utanmıyorum ama her yerde söylemem :). 2019 yılında en çok dinlediğim şarkılardan biri. Sözlerini Onurr'un (Eski Sakin solisti) yazmasının etkisi olabilir. Sakin sonrası pop sanatçılarına verdiği şarkılardan en sevdiğim şarkı budur bir de İzel'e verdiği Göz Göre Göre ama kendilerinden dinlemeyi seviyorum, Sakin üyeleri back vokali ile o da burada. Keşke indieye geri dönse :(, ben upuzun bir yazı yazdım zamanında Sakin'in dağılmasına üzüldüğümde ve son şarkılarını dinlediğimde iç döktüğüm amayayınlamadım.

Bu arada böyle daha çok şarkı var, arada dinleyip bahsetmediğim, en hafifi bu sanırım :). Bu arada genel olarak Simge'nin sesini beğeniyorum, söyleme tarzını da.Onurr her şeye rağmen hala güzel sözler yazıyor.

13. Playlistinde karışık modda çalan ilk şarkı


Vashti Bunyan - Don't Believe

Güncel olarak 4216 şarkı içerisinden Spotify benim için bu şarkıyı seçti, teşekkür ederim. Bayadır dinlemiyordum. Sanatçının bu şarkının olduğu albüm kapağına bayılmak ile birlikte içindeki en sevdiğim şarkı "Train Song"'dur. Dinlemeniz önerilir.

14. Birinin bilmene vesile olduğu bir şarkı


Agar Agar - You're High

Son zamanlarda azımsanmayacak ölçüde arkadaşım dolayısıyla Techno dinlemeye başlayınca benim de o konuda az çok fikrim oldu. Agar Agar da o dönemden bana kalan güzel bir hediye oldu.

15. Film soundtrackinden bir şarkı


John Lurie - Eva Packing

Canım Jim Jarmusch ve John Lurie işbirliklerinin harika örneklerinden biri. Bu kategori için yılda ortalama 150-200 film izleyen biri olarak seçeneğim çoktu. Hele ki sevmediğim filmlerden bile güzel müzikler çıkınca liste kalabalıklaşıyor ama bu müzik benim tüm zaman enlerimden.

16. Adını sevdiğin bir şarkı


The Psychedelic Furs - Love my way

"It's a new road, I follow where my mind goes" diye de devam eder :).  Kendimi çok sevdiğimden değil ama kararlarımı kendim almayı sevdiğimden hoşuma gider herhalde bu şarkı :).

17. 17 yaşında olmak hakkında bir şarkı


The Smiths - Please please please let me get what I want

Ben bu soruyu keyfime göre yorumlayacağım. Ben 17 yaşında lise üçte dil bölümünde okumaktaydım ve alternatif başta olmak üzere arkadaşımın etkisiyle de metale göz kırpıyordum.  Birçok şarkı dinliyordum. Lisemi anlatan şarkılardan birini düşünecek olursam da aklıma ilk Emre Aydın gelir. Aşıktım :). Defterimde falan resminin çıktısı vardı :). Gerçi bu Lise 1 veya 2'ye denk geliyor olabilir çünkü albüm 2006'da çıkmış. Kırmızı çizgimdi, ahaha :). Forumuna falan üyeydim a dostlar, katıksız tam bir ergen almaz mıydınız :). Sonra ne mi oldu? Hatay'a konsere geldi, gidemedim diye çok üzüldüm. Üniversitedeyken şenliğe geldi, havadan ötürü iptal oldu yine üzüldüm. Sonra yine de şenliğe geldi, çok mutlu oldum :). Bu da böyle bir anımdır :). Afili Yalnızlık ve 6. Cadde albümleri dışında dinlemedim sonra, sevemedim ama Afili Yalnızlık güzel albümdü. O klipler ne olay oldu ama. Çıkış şarkısında şarkıcının kendisi yok diye de baya merak konusu oldu, kısa film gibiydi falan filan :). Çenem düştü, çal kemancı, anılarrr :).

Ben bu hikayeyi boşuna anlattım çünkü 17 değilim, 17'de ne dinliyordum acaba? Kesin Limewire'dan indirdiğim şarkıları dinliyordum :). MSN'de de durum açıklamama yazıyordum sözlerini :). Kendimi anılarını torunlarına anlatan nineler gibi hissetmeye başladım. Neyse buldum. Benim The Smiths ile tanışma senem bu zamana denk geliyor olabilir. Eğer 500 Days of Summer'ı (2009) çıktığı yıl ya da bir sene sonra izlediğimi varsayarsak benim Morrissey'in güzel sesi ve sözleriyle tanışma dönemlerime geliyor olabilir :). Ondan önce The Smiths dinliyor muydum hatırlamıyorum açıkçası. Kaç kere filmin sountrackini dinledim belli değil, bunlardan bazıları internet kafeleri içeriyor evet, offf :). Yine film soundtracklerinden Regina Spektor - Hero, Us falan da az dinlemedim :).

Bir de Radiohead çok dinliyordum, onu da ayrı bir yazıda anlatayım, isterseniz devamı gelsin anılı şarkı yazıları yorumlara yazıverin :). Anlaşılan melankolik ve zor bir ergenlik dönemim olmuş ama indienin temelleri de orada atılmış. Birçok tür dinleyip kendi tarzımı bulmam da bu dönemlere denk geliyor olsa gerek. Hala birçok tür dinlerim ama indie benim bebeğimdir :).

Şu sorunun cevabı bazı yazılarımdan uzun oldu, sonuna kadar okuyan benden MSN emojisi alacak :).

18. Sana birini hatırlatan bir şarkı


Hedonotopia - Maymun Kral

Bu şarkıyı seçmemin sebebi sadece bu listede Hedonotopia olmasını istediğimden :). Kendilerini çok severim, evimin dibinde ücretsiz konser verdiler, gidemedim hala çok üzülürüm ama bir gün gideceğim :). Bana birini değil One Love festivaline gittiğim arkadaşlarımı ve o güzel yaz kokusunu anmsatıyor. O gün yine Hedonotopia konserine gidemedim, ondan dolayı festivali ve arkadaşlarımı daha çok da kaçırdığım konseri hatırlatıyor :).

19. Öfkeli olmak hakkında bir şarkı


John Maus - Just Wait Till Next Year

Flyleaf'ten bir şarkı yazacaktım da yine hikaye yazmamak için vazgeçtim. Yorumlarda isterseniz bu tarz blogda yazılar yazacağım, lütfen isterseniz beni yorumlarınızla cesaretlendirin :).

John Maus 2019'un ve dünyamızın o son sağlıklı günlerinde keşfettiğim isimlerden biri oldu. Tarzına, sözlerine ve müziğine bayıldım. Çok sevdim. Bu şarkıyı gece gündüz demeden de sürekli dinledim. Aşkın öfkelisi tehlikeli arkadaşlar, sözleri dinleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız  :).

20. Adı akronim olan bir şarkı (biraz araştırma isteyen bir bölüm :)


Her's - What Once Was (WoW)

Bu baya araştırma isteyen bölüm, ben en çok bunda zorlanırım diye düşünüyordum ama çok uğraşmadan buldum. Yine çok tatlı bir şarkı, tam indie film soundtrack şarkısı, al koy baş karakterin karmaşık melankolik hayatının ortasına :).

21. Gecenin 3'ünde dinlediğin bir şarkı


Mitski - Francis Forever (Blunt Mechanic - Thrown out at third)

Moduma göre her şarkıyı gece 3'te dinlerim bu arada(bknz. ikizler burcu). Lakin (hikaye geliyor hazırsanız), oyunculuğundan çok yönetmenliğini sevdiğim Josh Radnor namı diğer Ted Mosby'nin ilk filmi, Happythankyoumoreplease de çalan bu şarkıyı seçmemin sebebi ilk olarak filmi gerçekten gece yarısı izlemem; ikinci olarak, bu şarkıyı bulmak için film süresinden uzun aradığım için (no shazam time); son olarak daha da vahimi şarkı oyuncular konuşurken arkada barda çaldığı için bulması ekstra zordu. O zaman soundtrack listeleri var mıydı benim haberim var mıydı yine o şekilde mi buldum inanın hatırlamıyorum belki blogda daha önce bahsetmişimdir  (bu durum son zamanlarda çok yaşanınca yaşlandığımı hissediyorum, beyin bir süre sonra eski anıları yenileri gelince siliyor mu?)  ama bir şekilde buldum ve çok dinledim. Hala da severek dinlerim.

Yine de bu şarkıyı koyamadım, çünkü spotify'da hala yok :(. Yine bu başlığa uyan çok manalı çok sevdiğim şarkı seçtim. Mitski'yi zaten çok severim. Bu şarkıyı seçmemin sebebi Mitski'nin şarkısında bu sözleri üçte yazdığını iddia etmesi :).

22. Adı uzun olan bir şarkı


Hala - What is love? Tell me, is it easy?

Daha uzununu bulan var mı? 8 bence gayet iyi :). Çok tatlı bu şarkı ya, yeni keşfettim ama sevdim. Siz ne diyor? Catchy :).

23. Sahilde dinlenecek bir şarkı


Best Coast - Boyfriend

Yaa yine çok tatlı bir şarkı, benim biiç'imde bu çalsın. Adı da albüm kapağı da çok uyumlu zaten :). Bu başlık için yapılmış sanki :).

24. Bütün gün aklına takılan bir şarkı


Murda, Ezhel - Bir Sonraki Hayatımda Gel

Şarkılardan biri aslında. Bu aralar çok çirkin şarkılara maruz kalmak durumunda kalıyorum, kalacağım da gibi. Nedenini sormayın :). Bu maruz kaldığım en iyi şarkı ki Ezhel seviyorum zaten, ya kim ne derse desin. Müzikleri bana hitap ediyor. Ankara ile olan tatlı geçmişim de bunu etkiliyor :). Ne yapsa güzel geliyor, hepsini açıp dinliyorum. Free Ezhel dinleyenleri, bir rahat verin :).

25. Farklı bir dilde şarkı (hadi bunu İngilizce ve Türkçe dışı yapalım :)).


Kourosh Yaghmaei - Gole yakh

Bu şarkıya ba-yı-lı-yo-rum! Appropriate Behavior filminde çaldığında öğrendim ve aşık oldum.

26. Uyumana yardımcı olan bir şarkı


BADBADNOTBAD - Speaking Gently

Ben uyurken şarkı dinleyemem çünkü kendimi çok kaptırdığımdan olan uykum da kaçar. O yüzden uykumu getiren şarkı değil de uyuyana kadar kulağımda kalmasını istediğim ama en sonunda yine de kapattığım şarkılar vardır :). Bu da onlardan biri, çok seviyorum. Beni başka alemlere götürüyor :).

27. Şu an nasıl hissettiğini tarif eden bir şarkı


Belle and Sebastian - Get me away from here, I'm dying

Kaygılı bir dönemdeyim birçok sebepten ötürü, yine de umutlu olmaya çalışıyorum ama düşünceler ve varoluşsal sorunlar peşimi bırakmıyor. Bu şarkının adı da ruh halimi yansıtıyor tek başına. Bir de şarkıda da dediği gibi "I always cry at endings".

28. Eskiden nefret ettiğin ama artık sevdiğin bir şarkı


Büyük Ev Ablukada - EVREN BOZMASI

Ben kendilerini pek dinlemezdim ama bir yerde bir şey koptu ve FIRTINAYT albümü en sevdiğim albümlerden biri oldu. Blogda da kesin yazmışımdır, sevmiyorum diye ama bu albüme bayılıyorum. Evren Bozması'ını önceden sevmeme durumum yok, genel olarak grubu sevmiyordum. Bu şarkı da albümde en sevdiklerimden.

29. Romantik bir buluşmada çalınacak bir şarkı


Sibylle Baier - Tonight

Biri benim için bu şarkıyı açsa ciddi düşünürüm :). Aşkı ve sevgiyi bu kadar naif ve gündelik yaşadığımız anların güzelliği ile anlatan çok az şarkı vardır. Ben birine açarsam o da anlasın ki boş değilim :). Bir de Nick Cave - Into My Arms :).

30. Bizle paylaşmak istediğin bir şarkı


Altın Gün - Leyla

Bu şarkıyı bu yazıyı okuyan herkese hediye ediyorum. Canım Altın Gün, çok sevirem :). Hele bir dünya olarak iyileşelim, konserlerine gideceğim daha :).

Bonus Şarkı: Bu şarkıya madde bulamadım ama bence bu listede olmalı :). Playlistin sonunda dinleyebilirsiniz :). Çok güzeldir :).


Devamını Oku »

28 Mart 2020 Cumartesi

30 Gün Şarkı Meydan Okuma Listesi

Merhabalar! Neredesiniz biliyorum. Peki nasılsınız? Yani gerçekten nasılsınız? Nasıl hissediyorsunuz? Bu süreci nasıl geçiriyorsunuz? Ben kendimi daha birkaç hafta önce izlediğim Zombieland filminde gibi hissediyorum. Özellikle marketlerdeki boş rafları görünce bu duygum daha da artıyor.

Öneri Makinesi

Herkes evde çalışıyor ya da bir şekilde zaman geçiriyor. Evde zaman geçirirken günlük olarak bloğa uğramayı sevenler için güzel bir hatta iki meydan okuma buldum ve Türkçe'ye çevirdim. Meydan okumanın sahibi Eggtaurus adlı instagram hesabı. Kendisinden özel olarak izin aldım blogda yayınlamadan önce, orijinal şablonları Instagram hikayelerinde yapmak isterseniz hesabındaki öne çıkan hikayelerine göz atmanız yeterlidir.

Hatırlarsanız bundan yaklaşık iki sene önce bir mayıs ayında yine böyle bir etkinlik düzenledim ve çok güzel şarkılar keşfettik, dinledik her gün. Tekrara düşmemek için meydan okuma sahibinin iki listesinden de maddeler seçip bu meydan okumayı hazırladım. Bu sefer yine çok güzel şarkılar keşfedeceğimizi ve kendimizi biraz da olsa avutacağımızı umuyorum.

Hiçbir kural yok, ister benim gibi tek yayında isterseniz 30 gün boyunca isterseniz de belli soru grupları halinde şarkılarınızı bizle paylaşabilirsiniz. Tamamen size kalmış. Hepsi de güzel olur.

Tek şartımız aşağıya yorum yapmak olsun ki ben de katılanları yazının sonunda belirteyim, daha çok kişi gidip görebilsin. Meydan okuma bugün başladığına göre kendi kendine zaten yayıldıkça devam edecek yayılmazsa da yerinde sayacak olduğundan tamamen doğal akışına bırakmanın yararlı olacağını düşünüyorum.


1. Bu ay keşfettiğin bir şarkı

2. Seni tarif eden bir şarkı

3. İsminde yemek adı geçen bir şarkı

4. Tüm sözlerini bildiğin bir şarkı

5. İyi bir zevkin olduğunu kanıtlayan bir şarkı

6. Adı küçük harflerden oluşan bir şarkı

7. Adı büyük harflerden oluşan bir şarkı

8. Hak ettiği değeri görmemiş bir şarkı

9. Adı 3 kelimeden oluşan bir şarkı

10. Dinlediğin son şarkı (dürüstlük arkadaşlar :))

11. Aşk hakkında bir şarkı

12. Dinlemeye utandığın bir şarkı

13. Playlistinde karışık modda çalan ilk şarkı

14. Birinin bilmene vesile olduğu bir şarkı

15. Film soundtrackinden bir şarkı

16. Adını sevdiğin bir şarkı

17. 17 yaşında olmak hakkında bir şarkı

18. Sana birini hatırlatan bir şarkı

19. Öfkeli olmak hakkında bir şarkı

20. Adı akronim olan bir şarkı (biraz araştırma isteyen bir bölüm :)

21. Gecenin 3'ünde dinlediğin bir şarkı

22. Adı uzun olan bir şarkı

23. Sahilde dinlenecek bir şarkı

24. Bütün gün aklına takılan bir şarkı

25. Farklı bir dilde şarkı (hadi bunu İngilizce ve Türkçe dışı yapalım :)).

26. Uyumana yardımcı olan bir şarkı

27. Şu an nasıl hissettiğini tarif eden bir şarkı

28. Eskiden nefret ettiğin ama artık sevdiğin bir şarkı

29. Romantik bir buluşmada çalınacak bir şarkı

30. Bizle paylaşmak istediğin bir şarkı


Bu yazıyı okuyan herkes mimlidir ama ben aşağıdaki isimlerin kesinkes yapmasını umuyorum. Katılanlar yorum yapmayı unutmasın ki takip edebilelim. Siz de beni referans gösterirseniz yazılarınızda hem mutlu olurum hem de yeni yapacak arkadaşların meydan okumalarını takip etmelerini bu şekilde kolaylaştırırız diye düşünüyorum :).

Kağıttan Dünyam
Bonheur
Bir
Deeptone
Momentos
Belle'nin Kütüphanesi
Beyda'nın Kitaplığı
Fermina Daza
Pastelden
Kağıt Salıncak
Oytunla Hayat
Tanterosa
Zihnin Arka Sokakları
SoniPan
Sakura Mevsimi
İrem'in Yaşamından
Mor Düşler Kitaplığı
Kamusutopu
Saçaklının Not Defteri
Mindmills
1Günce
Gonca'nın Dünyasından
Mavi Kalemdekiler
Bir Kare Mavi
Mavi Gökyüzünün Elleri
Perili Evdeki Samara
Siyah Su Zambakları

ve bu yazıyı okuyan herkes :).

Bu sefer hem müzikle hem de evde kalın!

Devamını Oku »

27 Kasım 2019 Çarşamba

Baseborn - Damnation (2018)

Baseborn

Merhabalar, bugün sizlere blogda bugüne kadar önerdiğim gruplar arasında tarz olarak görmeye alışık olmadığınız iddialı bir grup tanıtacağım. Zaten her gün aynı yolu yürüsek aynı yere gitsek aynı kişileri görsek de farklı bakabilmek; ayrım yapmadan sınırlamadan ve kategorize etmeden güzel olanı görebilmek bizim ayrıcalığımız değil mi? O yüzden içine sıkıştığımız günlük rutinde bile bakış açımızı geniş tutup alışkanlıklarımızı kırmayı unutmamak dileğiyle sizleri bu melankolik kış gününün tadını beş şarkıdan oluşan Damnation ile çıkartmaya davet ediyorum.

Bugün önereceğim EP'nin sahibi Baseborn, 2009 yılında Kocaeli'nde kurulan bir metal grubu. 2018 yılında çıkardığı ilk EP'si Damnation ile müzik dünyasına sağlam bir giriş yapıyor. Dört kişi yola çıkan grup üyeleri, şimdilik üç kişi yoluna devam etmekte. İkinci EP'leri In Perpetual Motion ise Aralık ayında bizlerle olacak.

Sadece yerli gruplar arasında değil dünya genelinde de sayılı ve özel vokal türlerinden brutal vokali ile dikkatleri üzerine çeken Baseborn, metal severleri memnun ederken kulağınızı daha da şenlendirecek ezgileri ile ise sadece metal dinleyenleri değil tüm müzik severleri cezbediyor.

Baseborn

Açılış şarkısı Memoria, ruhumuzun en karanlık köşelerinde bizi gezintiye çıkarırken sıradaki şarkılar için bizi heyecanlandırmayı da ihmal etmiyor. Ardından gümbür gümbür ben de buradayım diyen brutal vokalin sahneye çıkmasıyla işler iyice kızışıyor. Memoria'dan gelen o sakin ama etkili müzik  Casualty of Truth ile yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır diyor. Daha fazlasını beklediğimiz anlarda Volition'ın gelmesi de tesadüf olmasa gerek zira burada olan oluyor ve artık biz de Damnation'ın bir parçası oluyoruz. The Inhumed ile çıktığımız bu yola tam gaz devam ediyoruz. 

Klasik kemençenin konuk olduğu "Ripples" ile dalgalanan ve isyan eden ruhumuzu dinlendiriyor ve bu sefer yaşadığımız gerçeklikteki hayatın hüznüne yeniden kapılmamıza neden olan o kadar güzel bir kapanış yapıyoruz ki aç aç dinle ve kişisel favorim olan bu son şarkı ile Damnation'ın sonuna geliyoruz.

Şarkıların sözlerine ayrı bir parantez açalım çünkü liriklere baktığımızda Homeros eserinin tanrılara yakaran bir karakterinin sözlerini mi yoksa 18. yüzyıl İngiliz şairlerinden birinin içimizi dağlayan bir şiirini mi okuyoruz emin değilim. Kesin olan bir şey varsa o da sözlerin ahenge sahip şiirler gibi bizi sarstığıdır (bir de benim en son Norton Antolojisinden bir şiir okurken sözlüğe bu kadar bakma ihtiyacı hissetmem :)).

Baseborn

Alternatif ve yerel sahneyi desteklemek ama sadece bu nedenle değil güzel müzik dinlemek için Baseborn'u her yerden takip edin, dinleyin ve dinlettirin. Müzikle kalın!

Baseborn



Sosyal medyada Baseborn'u takip edin.

Instagram: https://www.instagram.com/baseborntr/?hl=tr
Youtube: https://www.youtube.com/channel/UCq0doRJxignDg0Xb-9XDqvw
Bandcamp: https://baseborntr.bandcamp.com/releases
Devamını Oku »

5 Eylül 2019 Perşembe

One Love Festival 2019


İstanbul'a geldim geleli yaptığım en kayda değer şey konserlere gitmek herhalde. 20 Temmuz tarihinde öğlen Park Orman'da başlayıp gece Volkswagen Arena'da devam eden tek güne sığdırılmış One Love Festival'i Day etkinliğine ben de katıldım.



Gerek programın kötülüğü gerek girişte yaşadığımız sıkıntılar gerekse bazı ihtiyaçların (tuvalet) yetersizliği gibi sıkıntılar olsa da Years and Years konseri için gitmeye değer bir festival oldu. Years and Years sonrası ana sahnede çıkması beklenen The Blaze bir sonraki güne sarktı ama benim özellikle beklediğim bir konser olmadığından gününde kalmadığım gibi ertesi gün de katılmadım.

İstediğim birçok konsere saat uyuşmazlığından gidemedim; misal Oh Land, Hedonutopia, Gaye Su Akyol. Bu yüzden geç gidip erken döndüğümden benim için 3 konser izlemiş biri olarak festival havasından çok konsere gitmişim hissi oldu. In Hoodies, Michael Kiwanuka ve Years & Years konserlerini izledim ve hepsi de birbirinden güzeldi.

Öneri Makinesi

Öneri Makinesi

In Hoodies daha önce adını duyduğum ama hiç dinlemediğim bir gruptu ve enerjilerini sevdim. Bundan sonra açıp dinlerim.

Michael Kiwanuka konsere gittiğim arkadaşlarımın favorisiydi ve onun için ayrıca heyecanlılardı ki gerçekten dedikleri kadar varmış baya sevdim. Son kapanış şarkısı tek bildiğim şarkıydı o yüzden güzel de bir kapanış yapmış olduk.

Öneri Makinesi

Ardından çıkan Years & Years ise beni benden aldı. Solist Olly'nin sahne şovu, dansları ve müthiş enerjisine ba-yıl-dım. Bildiğim bilmediğim tüm şarkılarında dans ettim. Grup üyelerinden klavyeden sorumlu kişi biliyorsunuz ki Emre Türkmen ve Olly kendisine özellikle söz verdi. Diyorum size Olly çok tatlı :).



İlk gittiğimde Jungle By Night vardı. Ben uzaktan bakma fırsatını yakaladım ve insanlar baya eğleniyor gibi görünüyordu.


4 ya da 5 farklı sahnede konserler verildi. Ormanın ortasında her yaşta insan eğlendi, yedi, içti, güldü ve dans etti. Hava da güzel olunca içimiz açıldı. Daha düzenli ve organize bu tarz etkinliklerde görüşmek üzere diyor ve festival gibi günleriniz olmasını diliyorum.


Devamını Oku »

21 Haziran 2019 Cuma

Nil İpek - Can Kazaz Konseri - World Akustik

Öneri Makinesi

Bomontiada yazlarımızı harika açık hava sinema ve konser etkinlikleriyle şenlendirmeye geliyor hatta geldi. Etkinliklerde ikinci hafta bitti bile. Yapıkredi Bomontiada her Çarşamba Başka Sinema ile filmleri izlemeye, hep Perşembe ise World Akustik sahnesinde alternatif isimleri dinlemeye bizleri davet ediyor. Bu iki etkinliğin de Eylül ayına kadar her hafta tekrarlanacağını ve ücretsiz olduğunu belirteyim.

Öneri Makinesi

Bu Perşembe World Akustik sahnesinin konuğu daha önce Nilipek Sevmek ve Can Kazaz - Sürsün Bahar gibi yazıları başta olmak üzere birçok şarkılarını kaç Abur Cubur yazısında önerdiğimi hatırlamadığım iki ismi arka arkaya dinlemek gerçekten güzel bir tesadüf oldu. Hele bir de mekan olarak güzel olunca tadından yenmedi tabi.

Öneri Makinesi

İlk önce sahneye Nilipek çıktı. Hatta şöyle bir güzellik oldu ki erken gittiğimizden provasının sonuna da denk gelip öncesinden bir doz aldık. Daha sonra saatler dokuzu geçe Nil Hanım sahnede arz-ı endam ederken biz de en önde yerimizi aldık. Nilipek sahnede pek bir işveli cilveli sanki evimize şarkı söylemeye gelmişçesine iki şarkı arasına güzel sohbetler eklemeyi ihmal etmedi. Gayet neşeli güzel ve dolu dolu bir konser geçirdik. Albümlerinden tatlı tatlı şarkılar söyledi. Dans etti ve hatta ettik. Güzel bir konser oldu.

Öneri Makinesi

Öneri Makinesi

Sonrasında sahneye Can Kazaz beyler geldi ki o ne gelmek. Albüm kaydı gibi şarkılar söylemeler, ıslık şovlar, seyirciyi de işin içine katıp bir coşmalar... Can Bey'in konser performansı da pek başarılıymış. Ben gerçekten çok sevdim. Birçok şarkıyı herkes ezbere bildiğinden daha da keyifli oldu. Daha ilk notalardan başlayan iç çekişler ve eşlikler çok güzeldi. Biraz daha konsere devam edip sonra elveda edeceğiz demesi biraz üzse de küçük bir ara olacağını ummayı seçiyorum.

Tabi beklenen Can Bey akustik gitarı eline aldığında gerçekleşti. Nil Hanım sahneye geldi ve "Kendi Halimde" düeti ile bizi çok mutlu ettiler.

Öneri Makinesi

Bomonti dinleyicisi de çok güzeldi gerçekten, birkaç gereksiz insan tipi dışında. Konser alanında bir kısım yerlere puflara yayılmışken bir kısım ayakta salına salına (mesela ben) şarkılara eşlik etti. Akustik konser değildi baya bildiğiniz ekipmanlı bir konserdi.

Sonuç olarak süper bir konser oldu. Siz de Bomontiada etkinliklerini Instagram hesaplarından takip edebilirsiniz. Görüşmek üzere, müzikle kalın <3.

Bomontiada Instagram
Devamını Oku »