Etiketler

Okunulası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okunulası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2017 Salı

Kütüphane Günlükleri

Sonunda gittim. Kaydımı yaptırdım ve sınır olan üç kitabı aldım :).

Lakin önce belirtmem gereken şeyler var, onlardan biri telefonum servise gitti büyük ihtimal uzun süre eski telefonumla haşır neşir olacağım ki bu da demektir ki telefonun icat amacına uygun yaşayacağım. Yani şöyle; mesaj çekebilir, arayabilir hafıza kartı olmadığı için fotoğraf çekemez, Instagram'a bağlanamaz ama gmail açık olur :). O yüzden maalesef Instagram'da pek aktif olamayacağım günler başladı aynı zamanda fotoğraf çekemeyeceğim günler de. Dua edelim de çabuk yapılsın telefon ya da elime fotoğraf çekebilen bir telefon geçsin. Bu fotoğrafı nasıl çektiğimi sorarsanız da kardeşim iyi ki var derim :).

İkinci olarak evet sonunda gittim kütüphaneye. Çok istiyordum ve kitap arattırdım buldum hatta daha fazlasını buldum. Beş kitap seçtim ama üç kitap sınırıyla çıktım. Bunlar bitsin göz koyduklarım bile var yani. Hem de bedava. Kayıt ücreti bile yok :).

İşte bunlar da aldıklarım :);




Kütüphane çok kalabalıktı. Lise öğrencileri yazık bu yaz sıcağında klimalı yer bulunca çökmüşler ders çalışıyorlar harıl harıl :(. O kadar güzel hayal dünyaları barındıran kitapların arasında o test kitaplarının arasında sıkışıp kalmışlar. Çalışsınlar tabi ama böyle güzel bir yaz gününde tatilde o kadar genci açık alanda zaman geçirirken değil de kapalı alanda birbirinden bağımsız kopuk endişeli yüzlerle ders çalıştıklarını görünce üzüldüm :(. Ahh şu sınav sistemi, neyse.

Yalnız güzel bir yaz günü dedim de insan olarak çıkıp pancar olarak döndüğümü söylemiş miydim :). Bizim burada pancar dışında güzel bir ifade var da söylemeyeyim şimdi :). Gerçekten çok sıcaktı ve şu Antalya'da başıma işler geldi dedim ya, kırk yılda bir denize gittim, bronzlaştım diye sevinemeyip güneş alerjisi oldum, yüzüm gözüm Hermonie'nin Harry Potter'a tanınmasın diye yaptığı büyü çarpmışa döndüm. Ahanda böyle;



Sabah bir kalktım abartmıyorum böyleydim. Aynaya baktığımda kendimi değil Harry Potter'ı gördüm. Sonunda Potterhead oldum ama ne bileyim Hogwarts'daki mutlu Harry de olabilirdim Felix Felicis içen ama muggle hayatımda neyim ki Potter dünyasında ne olayım. Çok da şe yapmamak lazım. Sonra işte acile gittik, bayramdı da, serum takıldı daha da şişip ölmeyeyim diye, nefes alamayabilirmişim daha da şişerse. Şanssızlıkta bir kez daha level atlamanın haklı gururuyla sıradaki olayımı bekledim akan damla damla serumda. Şimdi bugün güzel kızardım yarına yine böyle uyanmam umarım ya da hiç uyanmam bilmiyorum, tehlikeli güneş alerjisi dikkat edin :(.

Ben kütüphane anlatıyordum nelere geldim. Laf lafı açtı resmen. Şu aşağıdaki başlık da tam benlik çekirge gibi sıçramalarıma devam edersek :). Sadece gece değil günlük hayatta ve anlaşılan yazılarımda da böyleyim :).



Bu arada şu aralar Puslu Kıtalar Atlası ankette önde konumuza dönersek ve son beş gün. İtirazınız var ise oylamaya sağ üst köşede bekleriz. Kararsız kalırsanız birden fazla oy kullanabiliyorsunuz hatırlatayım :).

Kitap önde ya ben de önce kütüphaneye bakayım zaten çoktandır gitmek istiyorum, bahanem olur diye gittim ve kitabı buldum. Çokkk sevindim :). Hatta o kadar güzel kitaplar buldum ki ikisini bıraktım bu üçüyle çıktım. Hangi kitap kazanırsa kazansın zaten bir ara hepsini alıp okumak istiyorum, beş gün sonunda bu kitap kazanmasa da yine de benim için bu liste güzel bir okuma listesi oldu. Diğer kitaplar için de aynı şey geçerli. Onları da kütüphane de araştırmalarım devam edecek olmadı alırım artık :), çünkü önerilerinizin hepsini okumak istiyorum.

Sevgi Soysal'ın Tante Rosa'sına bayılırım ve Tutkulu Perçem/Hoşgeldin Ölüm'ü de okuyup sevmiş biri olarak İletişim'in çok az indirim yaptığını düşünürsek bu çokk okumak istediğim kitabını görünce hemen kaptım. Valla kütüphane güzel şey :).

Yusuf Atılgan'ın iki romanını okuyup sevdim hatta birini çok sevdim bu yarım kalmış romanı görüp arka yazısını da okuyunca alayım bir günde biter zaten dedim.

Kitapları teslim tarihi 9 Ağustos ve bu durum bana iyi gelecek diye düşünüyorum, son tarih olması kısıtlayıcı olsa da okuma hızını arttırabilecek bir şey o yüzden bu da hoşuma gitti :). Sonuç olarak memnun olarak ayrıldım. Herkese tavsiye ediyorum. KÜTÜPHANELERE GİDİN!

18 Temmuz 2017 Salı

Atıştırmalık #21 (Bisiklet Hırsızları, Alphaville, Kieslowski)

Merhabalar, nasılsınız? Tatilde misiniz? Çalışıyor musunuz? Nasıl geçiyor zaman :).

Ben bu aralar siyah beyaz eski klasiklerden izlemişim. Bir tane de sinema ile ilgili kitap okumuşum. Size de kısaca bahsetmek istedim. Gönül ister ki uzun uzun incelemeler listeler yapayım ama yok elim gitmiyor bu aralar :).

Bisiklet Hırsızları - Vittorio De Sica (1948)




Neden bütün iyi klasik filmler dram olmak zorunda hem de böylesine. Valla içim çıktı. Ben yoruldum hayat :'):'). İkinci Dünya Savaşı sonrası işsizlik ve onun getirdikleri. İtalyan yeni gerçekçilik akımından bir film ve katıksız bir dram. Zar zor bulduğu bisiklet isteyen bir işten bisikleti çalınınca sevinci kursağında kalan iki çocuk babası karakterin dramı. Hele bir de çocuk oyuncu var ki hem ağlatıyor hem güldürüyor, çok fena rol kesiyor :). Siyah beyaz muazzam bir film. İzleyin. Beş yıldız on yıldız <3.

Alphaville - Jean Luc Godard (1965)




Godard tarzı siyah beyaz bir bilim kurgu. Alphaville dünyası Orwell'in 1984 dünyasına benziyor sanki. Duyguların olmadığı bir yer. Duygu taşıyanların öldürüldüğü bir yer. Kelimelerin kaldırıldığı bir yer. Oraya dış bölgelerden gelen bir ajan. Kelimeleri ve geçmişi unutmuş bir Anna Karina <3. Ağır bir film ama çok güzel. Godard severler kaçırmasın.

Kieslowski - Slavoj Zizek




Aslında bir yazı yazmayı planlıyordum hala yazabilirim ama şimdilik kısaca bahsedeyim. Kieslowski'nin Decalogue'nin bir okuması. Yönetmenin diğer filmleri ile de ilişkili, başka filmlerden de örnekler var. Ben o örnekler yerine sadece Kieslowki filmlerinden bahsedilmesini tercih ederdim, bence diğer örneklemeler biraz fazla olmuş yoksa örnek verilmesi güzel daha iyi anlatılması için. Çok ilginç yorumlar, tespitler var. Benim gibi Kieslowski seviyor ve biraz daha bilgi diyorsanız okuyun. Küçücük bir kitap. Encore Yayınlarından çıkmış ve yine yazarın başka yönetmen filmlerinin okumaları da var yayınevinden çıkmış, meraklısına duyurulur :).

16 Temmuz 2017 Pazar

Atıştırmalık #20 (Komik Bir Hikaye, Transcendence, Tree of Life)

Ben atıştırmaya devam :). Bakalım sizler neler atıştırıyorsunuz? Bu filmleri izleyip kitabı okudunuz mu? Ya da bu aralar neler izleyip okuyorsunuz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum :).

Komik Bir Hikaye - Ned Vizzini



Yazın rahat kolay okunacak kitaplar listesinde aldığım kitaplardan biri. Filmini ortalama bulduğum bu kitabın kendisini de ortalama buldum. 15 yaşında depresyona giren bir çocuğun yaşadığı sıkıntıları onun ağzında bu konuma nasıl geldiğini ve intihar düşüncesine nasıl takılıp kendi rızasıyla hastaneye yatışını okuyoruz. Craig depresyonda ve ciddi derecede bu yaşamını etkiliyor. Uzun paragraflarla bunu anlatmasında onun neler hissettiğini ve nasıl buraya geldiğini çok iyi anlatmış yazar. (Spoiler başladı) Sonundaki yapay mutluluk ya da umut bana pek inandırıcı gelmedi çünkü diyaloglar baştaki anlatımın aksine oldukça didaktik ve yapaydı. Sonu iyi gibi görünse de karakterinde dediği gibi yaşam bu ne olacağını bilemiyoruz ancak tahmin ederiz. Yine de umutlu bir sonla bitmesi beni sevindirdi.

Öğrendim ki yazar ağır depresyon geçirmiş ve yaşamına son vermiş. Craig'in anlatımındaki bu gerçekçilik buradan geliyor sanırım. Bunu okuduğumda çok üzüldüm ve kitaptaki olumlu sonun yazarda görülmemesi beni çok üzdü. (Spoiler Bitti)

Kitapta çeviri ve isim hataları var. Johnny bir anda Tommy oldu mesela. Onun dışında çeviri tam anlamı karşılamıyor ve kitapta o orijinal addaki (It's Kind of a Funny Story) tadı hissetsek de kitaptaki o komik durumu hissedemedim. Bir çeviride Komik Bir Hikaye diye çevrilince olmamış sanki çünkü komik bir hikaye ile alakası yok. O orijinal adı gibi bir durum var. Hatta ben o kadar bile komik bulmadım, hiç bulmadım. Filmi izlediğim için ne olduğunu biliyordum şaşırmadım ama söylemek istedim :).

Transcendence - Wally Pfister (2014)



Yok ya olmamış. Ortalamanın biraz altı bilim kurgu. Sanki filmi yazanın aklına bir fikir gelmiş (ama dünyanın en orijinal fikri de değil) ve olduğu gibi çekmiş. Ne bir kurgu ne güçlü bir hikaye, yok. Şaşırtmadı ya da güzel dedirtmedi. Öylesine bir film olmuş. Vermek istediği mesajı da öyle alelade vermiş. Başarılı bulmadım, üzgünüm Johnny Depp ama olmamış. Senin suçun yok gerçi de yani niye seçtinse oynamayı daha doğrusu ses dublajını bilemedim. Çok yüzeysel bir film. Konusu da şu; bir çift var kendini bilime, teknolojiye adamış bir de onları engellemeye çalışan bir grup. Yan karakterlerin sadece adı geçiyor hiçbir katkıları yok. Filmde karakterler sanki gruplara ayrılmış ve her grubu göstermelik bir kişi temsil ediyor. Karakter yazımı da sıfır. Galiba kötüydü ya, içimden gelmiyordu kötü demek ama yok yani olmamış.

Tree of Life - Terrence Malick (2011)



Yine izlemekte geç kalınmış bir film. Deneysel bir drama ve bayıldım. Çok güzel olmuş. Kullandığı çekim teknikleri, müziğiyle birleşince daha da etkileyici olmuş. Bana çokça Kubrick'in 2001: A Space Odyssey'ini anımsattı. İşte o karakterin iç çatışmaları, hayatın anlamı, hayatın kendisi, doğa, inanç, elementler her şeyi her şeyi düşündürttü. Çok katmanlı bir film. Bir kere daha izlesem başka bir şeyler çıkarırım herhalde ama yakın zamanda izlemem çünkü çok etkiledi beni. Kısaca sinemayı sevenler hemen izleyin. Bu arada gönül isterdi ki uzun uzun yazayım ama şu an kendimde o gücü hissetmiyorum. Bir gün belki lakin hemen izleyin.

13 Temmuz 2017 Perşembe

Atıştırmalık #19 (Copia Conforme, Sihirbazlar Çetesi 2, Lolito)

Bugün bir hata, normalde yapmayacağım bir şey yaptım ve bir kez daha öğrendim ki yazılı kaynaktan teyit etmediğin sürece bir şey paylaşırken ne kadar araştırırsan araştır iki kez düşün. Çevirmenlik gibi yani kelimenin anlamını bilmiyorsan bir; biliyorsan iki kez kontrol et :). Bu da bugünün dersi oldu.

Copia Conforme - Abbas Kiarostami (2010)




İlk izlediğim Kiarostami, izlemekte geç kaldığım bir yönetmen biliyorum :). Juilette Binoche'yi "Mavi" filminde izlediğimden beri hayranım. Müthiş bir oyuncu, bu filmde de duyguları o kadar güzel geçirdi ki bir kez daha hayran oldum. Bazı insanlar oyuncu olmak için doğmuş ve kime sorsam herhalde Binoche için aynı şeyi söyler. Aklıma Stewart ile başrol oynadığı gelince arada kalbim parçalansa da kendisini çok seviyorum <3.

Bu filmde de gerçek algım alt üst oldu ki sanırım yönetmenin istediği de buydu. Filmde kitabının tanıtımı için gelen karizmatik yazarımızı Toscana'da gezintiye çıkaran Elle'nin bir gününü izliyoruz, İtalya'nın  güzel manzarası eşliğinde.

Sihirbazlar Çetesi 2 - Jon M. Chu (2016)




İlkini sevdiğim bir filmdi. Nedense bu tarz filmler tahmin edilebilir olsa da konusu bakımından beni çeker. Bu film de eğlenceli ve güzeldi o yüzden bana göre :). Ekibimiz yine iş başında ama bu sefer rakipleri var :). İşleri pek kolay değil ama bakalım atlılarımız alınlarının akıyla bu işin altından da kalkacak mı?

Lolito - Ben Brooks




Kitap Lolita kitabının parodisi sanırım o kitabı okumadım ama adı bunu düşündürttü. 15 yaşındaki bir çocuğun sevgilisinden ayrılması sonucu, sanal chat üzerinden tanıştığı kendinden büyük yetişkin bir kadınla girdiği ilişkiyi anlatıyor. Vadettiği kadar gülmedim ya da eğlenmedim ve kitabı bitirdiğimde ee mesaj neydi diye düşündüm ve bulamadım. Belki kaçırdığım bir şey vardı bilmiyorum, okuyanınız varsa yorumunu benimle paylaşırsa sevinirim. Yazın hafif bir şeyler okumak için aldım, gerçekten hafif bir kitaptı ama çok beğenecek kadar eğlendirmedi.

Kurt Vonnegut son zamanlarda çok gördüğüm bir yazardı ve bu kitapta da ismi geçiyordu. Merakım daha da arttı ve sipariş ettim. Bugün geldi, hatta balkabağına dönüşmeden Instagram'dan kargo açma hikayelerimi izleyebilirsiniz :).

Son zamanlarda sizler neler atıştırdınız? Yorumlarınızı merakla bekliyorum :).

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Müzisyen Yazarlar

Merhabalar, bugün sizlere müzisyen yazarların kısa bir listesini hazırladım. Sanat bu ya hep birbiriyle ilgili ve ilişkili. Yazar olup müzik yapan, müzik yapıp film çeken, film çekip oyuncu olan, oyuncu olup resim yapan birçok sanatçı var ve ben bu sanatın bir dalı değil birçok dalıyla ilgilenen sevdiğim isimlerden bir liste yaptım. Bakalım siz hangilerini zaten biliyordunuz, hangileri sürpriz oldu bu müzik yapıp edebiyatla da ilgilenen yazarlardan :).




Nick Cave


Nick Cave efsanevi bir müzisyendir. Yeni öğrendim ki aynı zamanda kitapları da varmış. Şarkı sözlerinden, kısa hikayelerden oluşan kitapları olduğu gibi iki de romanı vardır. Ülkemizde de bu iki kitap çevrilmiştir.

Ve Eşek Meleği Gördü - 1989
Bunny Munro'nun Ölümü - 2009

Patti Smith


Patti Smith çok güzel bir müzisyen. Şarkılara kattığı yorumla da dinleyeni mest eder. Smith bu yaratıcı kişiliğini müzikle sınırlandırmamış ve birçok kitap da yayınlamıştır. Üç kitabı çevrilen bu müzisyen yazarımızın birçok şiir ve çevrilmemiş kitabı da vardır. Türkçe'ye sadece üç anı kitabı çevrilmiştir.

Hayalperestler 1992
Çoluk Çocuk 2010
M Treni 2015

Umay Umay


Umay Umay'ı 90'lar gençliği rahatlıkla hatırlayacaktır, videolarını ve şarkılarını :). En son 2002 de solo albüm yapan Umay Umay, kitapları ile de sevilen bir yazar/şair.

Elleri Kara Çocuk
Orospu Kırmızı
Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz
Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli
Rüya Duvarları
34 U 442/Veda Busesi
Cevapsız Ağrı

Mehmet Güreli


"Kimse Bilmez" şarkısı ile tanınan ama o şarkı dışında da çok güzel şarkıları olan Güreli'nin bir deneme, bir roman, iki hikaye kitabından oluşan dört kitabı bulunmaktadır.

Sıcak Bir Göz 1985
Alope'nin Odası 1993
Hayaller ve Sokaklar 2009
Bedrufi'nin Nefesi 2015


Hüsnü Arkan


Ezginin Günlüğü'nden sonra solo albümleriyle de kalbimizi kazanan Arkan'ın yedi romanı ve iki şiir kitabı vardır. Yazar olarak da başarılı olan Arkan'ın Hırsız ve Burjuva adlı romanıyla da Orhan Kemal Roman Armağanı 'na layık görülmüştür.

Ölü Kelebeklerin Dansı 1998
Menekşeler, Atlar ve Oburlar 2001
Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer 2005
Hiçe Doğru 2005
Uyku 2008
Mino'nun Siyah Gülü 2011
Hırsız ve Burjuva 2014
Naş 2016
Gülhisarlı Terziler 2016

Zülfü Livaneli 


Bu listede en bilinen müzisyen yazar olabilir. Hatta eminim çoğunuz kitaplarını okudunuz bile :). Müzisyen kişiliğinin yanında yazar kişiliğiyle de öne çıkan Livaneli, bu alanda da başarılı olduğunu 34 dile çevrilen kitaplarıyla kanıtlamıştır. Birçok kitabı olan Livaneli'nin en çok bilinen kitaplarından bazıları;

Huzursuzluk
Son Ada
Serenad
Kardeşimin Hikayesi
Mutluluk
Leyla'nın Evi
Konstantiniyye Oteli

Aydilge


Şu aralar adını dizi müzikleriyle duysak da ödüllü albümleri ve solo kariyeriyle müzik dünyasında da rüşdünü ispatlayan Aydilge aynı zamanda 4 kitabı olan bir yazar.

Kalemimin Ucundaki Düşler 1998
Bulimia Sokağı 2002
Altın Aşk Vuruşu 2004 (Biyografisinde yazmayan bir kitap ama kayıtlarda var)
Aşk Notası 2011


Leonard Cohen 


Yakın zamanda kaybettiğimiz Cohen, birçok dinleyicinin idolü olması dışında birçok müzisyenin de ilham kaynağıdır. Gitmeden bu dünyaya güzel albümlerinin yanı sıra birçok kitap da bırakmıştır. İşte dilimize çevrilen kitapları;

En Sevilen Oyun
Görkemli Kaybedenler
Sevda Kitabı
Bir Kadına Dokunmayı Özlüyorum
Kendi Ağzından


Can Bonomo


Şarkılarının yanı sıra şiir kitaplarıyla da sevilen Bonomo'nun iki şiir kitabı bulunmaktadır.

Delirmek Belirmektir 2013
Şu Sevdalar Tevatürü 2016

Bob Dylan


İlginçtir ki Bob Dylan'nın hiç roman veya şiir kitabı olmamasına rağmen şarkı sözleriyle Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış ve bu ödülün "Amerikan şarkı geleneğine yeni ve şiirsel bir ifade tarzı getirdi" ifadesiyle Dylan'a verilmesi birçok tartışmaya yol açmıştır.


Bana sorarsanız ben buradaki tüm isimlerin şarkılarını sever, dinlerim ama sadece birkaçının kitabını okuma şansına sahip oldum. Sizin ilk aklınıza gelen müzisyen şair/yazarlar kimler? Bu müzisyenlerin hangi kitaplarını okudunuz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum :). Sanatla kalın.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Mim: Yarıyıl Raporu (Mid-Year Book Freak Out 2017)

Yolla yolla kaderim yolla acıları bana yolla ne de olsa dert babasıyım ya ben, vur ya lafı mı olur vur ya düşüne bir de sen vur ya ne de olsa sabır taşıyım ya ben... DIDIDIDIDIDI.



La La Land - Damien Chazelle (2016)

Sebastian - I'm letting life to hit me until it gets tired. Then I'll hit back. It's a classic rope-a-dope.

Bu sefer de şarkı söyleyerek açılış yapayım, merhaba falan her seferinde sıkıcı oluyor zaten, değişiklik olsun :). Bakarsınız hep böyle başlarım yazılara artık :). Bu Tarkan'ın şarkısını günde bir kez dinlemesem eksiklik hissediyor, kendim gün içinde sesli sessiz söylemeden duramıyorum. Tarkan 7 yıl hazırlanmamış bu albümü ben sanki yedi yıl beklemişim bu şarkıyı, niye bilmem :).

Sevgili Esseve Rin beni bu yarıyıl miminde etiketlemiş, biz Yarıyıl Reading Challenge ile ikinci yarı on iki kitabı okuyaduralım ama bu sırada gelin hep beraber bu ilk yarıyı yorumlayalım demiş, ben de kolları yazmak için sıvadım :). Söylemesi ayıp Goodreads'deki Reading Challenge'mda ilk yarıda hedefimi bitirdim ve yeni hedef koydum :). Gaza gelip uçmadım makul bir hedef koydum umarım yıl bitmeden yeni hedefi de bitiririm :). Şimdi artık sorulara geçeyim, biraz da orada konuşalım :).

1. Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap?


Karpuz Şekerinde - Richard Brautigan. Benim için 2017 eşittir Richard Brautigan.

2. Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı?


Şu zamana kadar serilere daha el atmadım :/.

3. Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap?


Miranda July'nin Birinci Kötü Adam'dan sonra hikaye kitabı Hiç Kimse Buraya Senin Kadar Ait Değil'in yine orijinal kapakla Everest'ten bugün yayınlanması beni mutlu etti. Birinci Kötü Adam fena değildi bu kitaptan beklentim büyük, July'i de seviyorum.

4. İkinci yarıda çıkmasını beklediğiniz bir kitap?


Yakın zamanda çıkmayacağını bile bile Brautigan ve Sinek Sekiz Yayınlarının tükenen kitapları :(. 

5. Sizi hayal kırıklığına uğratan bir kitap?


İlk aklıma gelen Lena Dunham'ın kitabı. Nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum ama vadettiği gibi bir kitap değil hatta sanki birkaç konuda öyle şeyler yazmış ki bunları karşılamadığı gibi başka konularda yaptığı yorumlarda gerçekten böyle mi düşünüyor dedirtti :/. Bir şeyi eleştirirken onu yapamayıp başka bir şey tarafından eleştirilecek şeyler söyleme gibi :).

Bir de Oz vardı off ki ne off yarım bırakmak zorunda kaldım :/.

6. Sizi şaşırtan bir kitap?


Junky çünkü beklenti büyük ama karşılığı hüsrandı benim için. 

7. Favori yeni yazarınız?


Bu senenin yıldızı, aşk yaşadığım Richard Brautigan. Benim için çok güzel bir keşif oldu. Tüm kitaplarını okuma gibi bir amacım var ve yayında olanların hepsini okudum sayılır. Onun dışında da ilk kez okuyup sevdiğim yazarlar oldu.

8. En yeni kurgusal aşkınız?


Kurgusal aşkım yok. Sadece bu sene Brautigan ile karşılıksız aşk yaşıyorum :).

9. En yeni favori karakteriniz?


Yok ama Brautigan'ın "Kürtaj" kitabında 24 saat sıradışı bir kütüphanenin içinde yaşayan bir karakter vardı. Favori karakterim olmasa da mesleği ve yaşamı ilgi çekiciydi. 

10. Sizi ağlatan kitap?


Cık ağlamadım, filmlerde çok ağlarım, ağladım ama kitaplarda yok. Birkaçında çok duygulandım, ilk aklıma gelen de Didem Madak'ın Ah'lar Ağacı. Beni çok üzdü ve şiirler yüreğimi dağladı desem abartmış olmam herhalde :(.

11. Sizi mutlu eden kitap?


Ben, Earl ve Ölen Kız kitabı beni güldürdü, sevdim :). Bugün Bize Kim Geldi'deki ilk öykü başta olmak üzere birçok öyküde kahkaha attım :).

12. En beğendiğiniz kitaptan uyarlanan film?


İki uyarlanan kitap okudum; Ben Earl ve Ölen Kız ve Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? İlkinin filmini izleyip kitabını okudum zaten, beğendiğim bir filmdi. İkincisini okudum sonra izledim. Kitabı sevdim, filmi beğenmedim.

13. Bu yıl yazdığın favori kitap yorumun?


Bu yıl Sinek Sekiz Yayınları'ndan üç kitap okuduğum için mutluyum. Biri burada diğeri burada, öbürü de burada :).

14. Bu yıl satın aldığın en güzel kitap?


Karpuz Şekerinde - Richard Brautigan

15. Yıl sonuna kadar neleri okumak istiyorsun?


Brautigan'nın tükenen kitapları, Highsmith'in Ripley serisi, Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni kaldığım yerden, yaza özel aldığım okuması kolay kitapların hepsi ve elimde okumadığım kitapların çoğunu okumak istiyorum :).

Bir de baktım ki o da ne sürü sürü bir sürü çileeee. Kapanışı da "Yolla" ile yapıyorum. Yolla mimleri yolla bu bitti yenisini yolla :). Sıcakların daha az etkilediği bir günde görüşmek üzere, dertlerinizin eğlence havuzunda şarkı olup sizi eğlendirdiği günleriniz olsun, yolla ile pardon müzikle kalın :).

9 Temmuz 2017 Pazar

Mim: Elimin Gitmediği Kitaplar

Bana ne yapıyorsun diye sorarsanız size eriyorum diye cevap veririm. Şu an size su kütlesi olarak yazıyorum zaten. Bu sıcakların cildime pek iyi geldiği de söylenemez kabartılar oluyor, soğuklar da (aslında çok soğuk olmasına da gerek yok) kronik burun akıntısı yapıyor. Vücudum aşırılığı kaldırmıyor sanırım :). Ben olmak zor :).

Kağıt Salıncak sağ olsun beni mimlemiş, ben de mimlenirsem elimden geldiğince kısa sürede cevaplamaya çalışıyorum. Mimler daha önce de bahsettiğim gibi blog tanımak ve bildiğimiz blogları daha iyi tanımak için güzel yazılar, severek yazıp okuyorum. Bu mimde elimizin gitmediği kitapları yazıyoruz. Benim elimde öyle çok kitap var, niye bilmem :). Halbuki her kitabı isteyerek alıyorum ama sonra bazılarından bir çekiniyorum. Çekinip almadıklarım da var da o ayrı bir mim :). Elimde olup da çekindiğim kitaplardan beşini yazayım :).


1. Oliver Twist - Charles Dickens


Elimde 60 yıllık orijinal dilinde Oliver Twist var ama cesaret edip bir türlü başlayamıyorum :(.

2. Pride and Prejudice - Jane Austen


Bu kitabı iki kere elime aldım başladım ama devamı gelmedi. Biraz daha ilerlersem bırakmayacağımı umuyorum :). Biliyorum ki dördüncüsü zor olur üçten sonra :/.

3. Her Şey Seninle Başlar - Mümin Sekman


Kişisel gelişim kitaplarını pek okuyamıyorum, 2015 challenge için aldım başladım, akmayınca bıraktım bir şans daha vereceğim olmazsa yapacak bir şey yok, herkes kendi yoluna :).

4. Boş Koltuk - J. K. Rowling


Sayfa sayısı ve sevmeme korkusu işte bütün mesele bu :(. Çok zor, korkuyorum eşkıya :(.

5. Çanlar Kimin İçin Çalıyor - Ernest Hemingway


Benim için çalmadığı kesin, halbuki ne de severim Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler kitabını :(. Üzülüyorum :(.

Son yaptığım mimlerde unutmuşum hep mimlemeyi, bu sefer unutmadım canı yapmak isteyen herkes Makine mimledi yazsın :). Sağ üst köşede bir anket var, hiçbirini okumadıysanız bile ismini beğendiğinize tıklarsanız sevinirim :).

Benim elimin gitmediklerinden bazıları, sizinkiler neler?

6 Temmuz 2017 Perşembe

Atıştırmalık #18 (Yüzbaşının Kızı, Things To Come, Junky, Elle, La Pianiste)

Merhabalar yine kısa kısa son izlediklerim ve okuduklarımdan notlar :). Eksikler var, kendi başına yayın olanlar var hiç yazmayı düşünmediklerim var ama öyle işte :).

Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Puşkin




Sahaftan aldığım bir kitap, akıcı hızlı okunan kısa bir kitaptı. Başladığı gibi bitti. Romantizm akımının etkilerinin görüldüğü savaş ortamında bir aşk hikayesi. Fazlaca romantik ele alınan naif bir hikaye. Uzun zamandır da Rus Klasikleri okumuyordum, Andreyiçler, Andreyovskiler falan iyi geldi :). Çok hoşuma gidiyor bu tarz isimleri okumak :). Güzel bir klasik tavsiye olunur :).

Things to Come - Mia Hansen - Love (2016)




Bu aralar Isabelle Huppert'a takığım gibi, filmlerini izliyorum. Huppert; depresif bir anne, başkasına aşık olan bir eş ve çocukları arasında yaşayan bir öğretmeni canlandırıyor. Bir de öğretmen olan sevdiği bir öğrencisi var arada gelip giden. Filmi sevdim ama bir şeyler eksikti sanki, filme bayıldım diyemememin sebebi oydu herhalde. Çok iyi film, güzel ama bir şey eksik daha bulamadım :). Benim huysuzluğum da olabilir bilemiyorum :). Yoksa güzel film. En çok park, çimen, yeşil gördüğüme sevindim bir de çok sevdiğim Fransız evlerini, iç dizaynını. Kitaplar da filmde yan rolde ki okuduğu kitaplar benlik olmasa da kitapları her karede görmek güzeldi. Müzikler de güzeldi. Huppert'a laf söylemek olmaz zaten çok iyiydi hele ki birkaç yerde beni de ağlattı ve özellikle bir yerde vauv dedirtti :). Muzaffer'in önerdiği filmlerdendi ama gitti yine beni duygusallaştıran bir film seçti iyi gelecek diye :). Gelmesine geldi de yine bir burukluk bıraktı :). Teşekkür ediyorum kendisine, önerilere devam. Onun film yorumları paylaştığı güzel bloguna gitmek isterseniz de burada :).

Junky - William S. Burroughs




Ayy ne umutlar ve beklentilerle okudum da sonra bitsin diye dua ettim. Sevemedim, sevenlerinden özür dileyerek. Beat kuşağı severim ama bu kitap beni sıktı. Yazara kesinlikle bir şans daha vereceğim ama zaman geçtikten sonra ancak herhalde. Bu kitap bir eroinmanın günlüğü gibi. Arada bazı tespitler var beni etkiledi ama çok düz bir anlatıma sahip. Kolay okunan bir kitap.

Elle - Paul Verhoeven (2016)




Off off of ki ne of. Valla abartıldığı kadar var. Huppert'ten nefis bir oyunculuk, güçlü bir hikaye, gerilim dozu çok iyi. Yani ne kadar övgü varsa sıralayabilirim. Almodovar tadında bir gerilim filmi hissettim. Sonu biraz düşündürttü ama gayet güzel gerilim filmiydi. Film baştan sona rahatsızlık verici uyarmadı demeyin.

La Pianiste - Michael Haneke (2001)




Uzun zamandır psikolojimi bu kadar bozan bir film olmamıştı. "Elle" de etkiledi gerçi ama Haneke yine farkını konuşturmuş. Huppert annesiyle yaşayan orta yaşlarında annesinin baskı ve kontrolünde yaşayan bir kadını canlandırmış. İnsan taştan değil ya onun da bastırılmış duygularının dışa vurumunu yine rahatsız edici biçimde bizlere gösteren Haneke'nin önemli filmlerinden. Bu film bana belki okuyanınız vardır "The Beauty Queen of Leenane" oyununu oldukça anımsattı. O da çok güzel bir dramadır. Haneke'nin Huppertli son filmi yine beni heyecanlandıran filmlerden, çıksa da izlesek :).

Huppert'in bu üç filminde de çokça ortak özellikler var. Anne kız problemleri, anne sorunları hatta çokça ön planda. Bir şekilde birbirine benzeyen karakterler. Bir de sanki "Elle" ve "Things to Come"'daki karakterleri birleştirsek ortaya "Piyanist" filmindeki karakteri çıkar gibi :), ne diyorsunuz? Huppert bu rollerin altından ustaca kalkmış ama "Piyanist" ve "Elle"'deki karakterler gerçekten etkileyici özellikle ilkinde. Bana önerebileceğiniz başka Huppert filmi varsa önce onları izleyeyim :).

Siz bu aralar neler atıştırdınız? Yorumlarınızı merak ediyorum :).

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Sevgili Güllük #41 (Anket Sonucu)



Merhabalar :). Anketimiz kapandı, 28 kişi katıldı ve Öneri Makinesi'nde katılanlar arasında en sevilen yayınlar Film Listeleri oldu hem de açık ara  :). Bir de katılanların yarısından fazlası bu yayını seviyormuş, ben de öğrenmiş oldum :). İkinci olan ise anı, mim ve kişisel yazılar oldu :). Aslında bu yazılar genelde biri beni mimlerse yazılıyor ya da ben etkinlik anılarımı anlatıyorum, çok da düzenli bir bölüm değil ama fark ettiyseniz etkinlik duyuruları yapmayı sevdiğim, benim de katıldıklarım olunca kendiliğinden bir "Gidilesi" ana etiketi oluştu :). Uzun zamandır da düşündüğüm istediğim bir bölümdü umarım daha çok güzel yazılar olur bu bölümde de :). Zaten yine üzerine tıklayarak önceki etkinlik, gezi yazılarını okuyabilirsiniz :). Üçüncümüz Kitap Listeleri oldu :). Demek ki neymiş liste seviyormuşuz :). Yakında hazırladığım kitap listeleri var, şu aralarda okuyorum hep, bu seçeneği seçenlerde fazla uzun beklemek zorunda kalmayacaklar :). Bir oy farkla dördüncü olan İncelemeler oldu :). Bu bölümü seçenler için de yarıyıl reading challenge yazılarımı inceleme olarak yazıyorum ayriyeten yine film incelemeleri, albüm incelemeleri de devam edecek :). Beşinciliği paylaşan Meydan Okuma ve Sevmek Yazıları  seçenler için ise güzel haberim şu an devam eden bir meydan okumamız var, katılmak ve katılanların listelerini görmek için tıktık, yeni sevmek yazıları geliyor :). Evet yazısı değil yazıları :). Sürpriz isimler var, heyecanlıyım :). Son olarak beni azıcık üzen durum Abur Cubur ve Atıştırmalık yazılarının sonuncu olması oldu :(. Abur Cubur'da temaya göre müzik listeleri paylaşıyorum ama en az oy ona gelmiş, isimden kaynaklı bir sorun olduğunu düşünüyorum, müzik listesi isteyenler sanırım ikisini bağdaştıramadı, o yüzden böyle bir sonuç oldu diye düşünmek istiyorum :).

Bu ankete katılım çok değildi ama yine de bir fikir verdi bana, katılanlara çok teşekkür ederim :). Şimdilik bu anket bitti ama yine bu anketi tekrarlamayı düşünüyorum. Şimdi yeni bir anket açıldı, sağ üst köşede bakalım sonuçlar ne olacak :). Belirtmeliyim ki öneren üç arkadaşımızın tüm isteklerini yazdım; sevgili Ezgi, Deeptone ve Gözde bana kitap öneren arkadaşlarım oldu. Deeptonecuğumun Berlinli Apartmanı hariç hepsini yazdım, çünkü o kitap tükenmiş :(. Bunun dışında seçenekler bunlar; siz de Yarıyıl Reading Challenge için hangi kitabı alıp okumamı istiyorsanız, oy kullanmayı unutmayın :). Birden çok seçebilirsiniz, kararsız kaldıysanız :). Bir ayın sonunda birinci olan kitabı alıp okuyacağım :).

Bol katılımlı anketlere diyor, yenilerinde görüşmek üzere sizleri sevgiyle kucaklıyorum :) <3.

Bu aralar en çok dinlediğim şarkı, şiddetle öneriyorum :).

Deeperise - Raf ft Jabbar

30 Haziran 2017 Cuma

Okulsuz Büyümek - Ben Hewitt

Sinek Sekiz Yayınlarına kaldığım yerden devam ediyorum :). Bu yayınevini gerçekten çok seviyorum ve kitaplarını okudukça daha da çok sevgim artıyor. Okulsuz Büyümek kitabı şu ana kadar okuduğum yayınevinin üçüncü kitabı ve en akıcı olanı. Çok rahat bir şekilde okunan bu kitap yazarın çocuklarını okula göndermeyip evde okulsuz nasıl bir eğitim verdiğini kendi deneyimleriyle anlattığı tamamen öznel alternatif bir eğitim süreci.

Kitabın kapağında başlığın altında şöyle bir açıklama var ki kitap hakkında size yeterli özet bilgiyi veriyor;

"Okulsuz eğitim, kırsalda yaşamak, doğa ile bağ kurmak ve yaşarken öğrenmek hakkında sıradışı bir ebeveynlik macerası".

Ayrıyeten belirtmeliyim ki kağıt dokusu, kapakları okurken gerçekten sizi mest ediyor :). Bu kitabın zaten kapak rengi ve resmiyle ayrıca bir albenisi var :).






Ben Hewitt iki oğlu ve eşiyle köyde yaşayan çocuklarını okula göndermeyen evde eğitim veren bir aile. Bu okulsuz büyüme tecrübelerini aktarırken önemli ayrıntı şehirde değil bir kırsal yerleşim yerinde yaşamaları. Hewitt lisede okulu bırakmış akademik kariyerleri olan bir anne babanın oğlu, karısı Penny ise üniversite okumuş, sanırım sonradan terk etmiş. Yani aslında ikisi de okulda büyümüş insanlar. Bu kararı vermelerindeki etkende birinci elden bu tecrübeyi yaşayıp ne kadar mutsuz olduklarını keşfetmeleri ve asıl ilgi duydukları şeyler için harcayacak zamanı nasıl bu sıralarda kaybettiklerini keşfetmeleri. Kendi yaşadıkları bu tecrübeyle çocuklarını okula göndermeme kararı alıyorlar ve kırsalda kendi inşa ettikleri evde, ormanın içinde, güzel komşularıyla iletişim içinde, yardımlaşarak beraber yaşıyorlar.

Kitap benim aklımdaki birçok merak ettiğim soruyu cevapladı, çocukların nasıl okuma ve yazma öğrendikleri, nasıl zorluklarla karşılaştıkları veya bu konuda neler düşündükleri gibi. Kitabın biraz daha ayrıntılı ve örnekli olmasını daha iyi yaşamlarını anlamak amacıyla isterdim ama kitap yine de çok yüzeysel değil. Okurken aklıma sürekli "Kaptan Fantastik" filmi geldi. Birçok benzerlik olan bu kitap ve film acaba film bu kitaptan mı uyarlama diye düşündürttü bile :). Baktım böyle bir durum bulamadım :). Lakin yine de ikisi arasında birçok benzerlik var :).

Kitabı genel olarak çok sevdim. Benim gibi böyle alternatif eğitim fikirlerini merak ediyorsanız bu kitap güzel bir okuma olacaktır. Ben yazara her konuda katılmıyorum, bazı soru işaretlerim var bazı konularda lakin genel anlamda beni okurken bilgilendiren ve bu konuda merakımı biraz da olsa gideren bir kitap oldu. Okulsuz eğitimin sadece bir hayal olmadığını ve okulun öğrenmek için tek seçenek olmadığını yaşayan birinden okumak ve fikirlerini onun gözünden dünyaya bakacak şekilde görmek için güzel bir kitap.  Yazar gibi ben de okulun tamamen boş bir yer ve tamamen gereksiz bilgiler öğreten bir yer olarak görmüyorum ama alternatif seçenekler de ilgi çekici. Bu konuda meraklıysanız ve bir örnek okumak isterseniz bu kitabı sizlere öneririm :).

Kitabı ben hiçbir internet sitesinde bulamadım, tükenmişti. Bir kitapçıda buldum. Siz de eğer okumak isterseniz, Sinek Sekiz Yayınevi kitaplarını satan kitapçılara bakabilirsiniz. Belki hala satılmamış birini bulup okuyabilirsiniz :). İnternette okumadığım tek kitabı kaldı ve lütfen hemen yeni basımları yapılsın tükenen kitapların, bulmak çok zor :(.

Yine her zamanki gibi birçok yerin altını çizdim, hepsini yazamayacağım işte bazıları :). Alıntıların altında da ilgili linkler var bir bakın :).

Alıntılardan bazıları;

"Doğuştan gelen merakını ve öğrenme isteğini bastıramadı. Tıpkı yürümeyi, konuşmayı veya akıllarına koydukları herhangi bir şeyi öğrenmelerine engel olunamayacağı gibi.

İşte bu yüzden ben öğrenmenin, diğer bütün çocuklarda olduğu gibi, çocuklarımın doğasında olduğunu söylüyorum."

"Onlara yargılanma veya başarısızlık korkusu olmadan gerçek tutkularının peşinden gitme özgürlüğü, keşif ve ifade özgürlüğü verildiğinde neler öğrendiklerini gördüm ve bu resmi eğitimin onlara verebileceğinden çok daha fazla."

"Hayatımız mükemmel değil çünkü biz mükemmel olmayan bir dünyada yaşayan kusurlu insanlarız."

"Kendimi eğitim, zenginlik tutku veya başarı gibi kültürel beklentilerden ne kadar azat ettiysem o kadar özgürleştiğim gerçeği her geçen gün daha sık yüzüme çarpıyor."

"Bize emredilen eğitimin öz güvenimizi geliştirmek yerine tamamen yok edeceğini kimse fark edemedi."

"Ana akım ekonomi ve onun destekçileri bizim seçtiğimiz yaşam tarzını desteklemiyor bunun çok az getirisi olduğu zannediliyor."

"Önceleri bana fısıldanan hikayeleri duyamazdım. Çünkü kendimi diğerlerinden ve doğadan ayrı tutardım. Elbette ayrı değildim, hiçbirimiz değiliz. Hepimiz birbirimizle bağlantıdayız ve birbirimize ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden biz sadece etrafımızdakileri zenginleştirdiğimiz kadar zenginiz. Ve ben bunu okuldan değil çocuklarımdan öğrendim."


Öneri Makinesi'nde yayınlanan Sinek Sekiz Yazıları için ilgili yazılara tıklamanız yeterli :).

Sinek Sekiz Yayınevi
Bizim Dünyamız
Petrol Değil Toprak

Öneri Makinesi Instagram Hesabı
Ben Hewitt Instagram Hesabı

29 Haziran 2017 Perşembe

Bir Sahaf Gezisi (Antalya) #1

Merhaba arkadaşlar nasılsınız görüşmeyeli :). Gerçi Instagram'da olanlarla hiç ayrılmadık gibi hissediyorum iletişimde olduğumuz için :). Bu arada artık Instagram'dayım ve ilk kez video çektim :). Hikayeler balkabağına dönüşmeden umarım izlemişsinizdir :). Öneri Makinesi'ni Instagram'da takip etmek için tıktık. Yorumlarınızı merak ediyorum ama kimse yorum yapmadı, bunu bir daha çekme sakın olarak mı algılamalıyım acaba :)? Bir de bir haftada anket kızışmış, dengeler değişmiş :). Hala oy kullanmadıysanız son saatler, hemen sağ üst köşede :).



Bugün Antalya'da gezdiğim sahaflardan sizlere bahsedeceğim. Keşke daha çok gezsem de bu bir bölüm olsa blogda ama ikincisi şimdiden kesin :). Sonrasına bakarız. Sahafları seviyorum, Antalya'da boş günüm de olunca gittik. Tabi Antalya'da sanmayın ki tatile gittim,bir işim vardı doğum günümde apar topar gittim ama o iş de olmadı bir hafta kaldım ama olaylar olaylar :). Doğum günü yazısı yazdım gitmeden gideceğimi bilmeden yazmışım o yazıyı ama gün gerçekten olaylı oldu. Şimdi hepsini anlatacağım ama yazı çok uzayacak yine bir yazıda anlatırım ama şu kadarını söyleyeyim ben trajikomik olaylar yaşamıyorum benim hayatım trajikomik :). Çoğu zaman komik bile değil ama idare ediyoruz :).

Doğum günü mesajlarınız için çok ama çok teşekkür ederim beni çok mutlu ettiniz :). Bir blogda okumuştum aranızdan, hangisi hatırlamıyorum kusura bakmayın ama sosyal medyada en samimi olan demişti blog dünyası için gerçekten o yayınımla bana bunu hissettirdiniz, kişisel yazmama rağmen destek yorumlarınız, anladığınızı gösteren yorumlar beni çok ama çok mutlu etti :). Bir de en güzeli akranlarımı keşfettim :). Kendimi hep büyük görüyordum bloglar arasında ama akranlarım varmış, onlarında az çok benim gibi hissedip düşüncelerini benle paylaşmaları bana yalnız olmadığımı hissettirdi :). İyi ki yazmışım iyi ki yazmışsınız :). Kısaca lafı daha fazla uzatmadan hepinizi çok seviyorum, iyi ki varsınız :).

Gelelim sahaf keşfimize :). Kışla ve Elmalı Mahallelerinde olan sahaflar hep aynı sokakta yan yana dip dibe :). Bir girdiniz mi art arda birçok sahaf uğrak yeriniz olabilir. Ben 2 veya 3 saat full gezdim ama hepsinde çok uzun kalamadım maalesef, bazılarında sadece Richard Brautigan'ın kitaplarını sordum ve çıktım :). Şimdi ben de baktığım gezdiğim sahafların birkaçını burada anlatacağım bir fikriniz olsun, yolunuz düşerse uğrayın ve bakalım kimler gezdi buraları ve zaten adı gibi biliyor :)

Nabu Artemis




İlk uğrak yerimiz bu sahaf oldu. Sanırım iki dükkan yan yana ve birbirine bağlı. İlgilenen iki sahibi de çok tatlıydı, bana çok yardımcı oldular :). Ben birinci dükkana ilk, ikincisine daha sonra girdim. İkinci dükkanda anladığım kadarıyla başka bir yere taşınıyor bina yıkıldığı için. 15 yıldır işletiyorlarmış burayı ve artık siz düşünün nasıl bir birikim tarih var orada. Bu sahaflar gerçekten çok güzel. Birçok kitap bulabilirsiniz. Yeni kitaplar da var ama ben ikinci el olanlara baktım. Fantastik, bilim kurgu ya da genç kurgu da baya vardı. Bu sahaftan Yüzbaşının Kızı adlı kitabı Varlık Yayınlarından 2 liraya aldım ve okudum bitti bile :). Buradan da Instagram sayfalarına uğrayabilirsiniz. Bu ilk ziyaretimden sonra bir sonraki durağım Kitap Kurdu oldu.

Kitap Kurdu




Bir kere mekan olarak çok güzel düşünülerek dizayn edilmiş iki katlı bir yer. Hem yeni hem ikinci el kitap satıyorlar ama ilki daha çok. Karışık şekilde raflara dizilmiş ikinci el olanlar için iyice karıştırmanız gerekiyor. Buradan iki kitap ve bir defteri sembolik bir indirimle alınca başka kitap da alamadım zaten :). Bir de beni evde bekleyen kitaplar da vardı. En çok zamanım burada geçirdim herhalde. Zaten genç yaşlı birçok müşterisi var. Belli ki Antalya'da sevilen uğrak bir yer, kitapları incelerken hiç durmayan kapı açılınca çınlayan kapı sesinden biliyorum. Ad ve mekan insanı çekiyor.

Tek sevmediğim olay indirimin az olması hem de heyecanla Sinek Sekiz yayınlarını görüp "aa bu kitap tükenmiş siz de var" diye sevinçle dediğim için :(. Aslında Sinek Sekiz kitapları şu an yeniden basılmıyor ama tükenen ve internetten alınamayan bazı kitapları önceki basımdan kitapçıların elinde kalmış olabiliyor, Kitap Kurdu'ndaki Okulsuz Büyümek gibi. Keşke baştan böyle demeseydim dedim belki daha çok indirim alırdım çünkü başta ,Sinek Sekiz'e indirim yaparım demişti ama sanırım tükendiğini ben diyene kadar bilmiyordu ve ödeme yaparken iki lira indirim için aslında indirim yapmayabilirdim tükenmiş bu kitap demesi düşündürttü :/. Tekrardan basıma gireceğini İrem Çağıl Instagram'da söyledi, umarım olabilen en kısa sürede tükenen kitaplara ulaşabiliriz.


Yine de güzel bir yer, gidin görün. Onları da anlıyorum aslında kolay değil internetten alışveriş, D&R gibi şubeleri olan kitabevleri, mekan kirası, vergiler falan filan derken onlarda ayakta kalmaya çalışıyorlar. Ben de diğer seçenekleri tercih ediyorum çoğunlukla, bir kitap sever olarak. Bütçemiz kısıtlı ve okunacak çok kitap var. Yukarıda bahsettiğim olay beni biraz üzse de baya zaman geçirdim orada. Şimdi de Okulsuz Büyümek kitabını okuyorum ve gayet güzel gidiyor :).

İltem Sahaf




Yani kendilerine Türkiye'nin en büyük sahafı diyorlar, inanırım. Böyle bir yer yok. Labirent ve her yol kitaplara çıkıyor. Muhteşem bir yer, bayıldım. Resmin tümüne bakmaktan tek tek kitap inceleyemedim. Bir de sisteme kaydetmişler kitapları nasıl etmişler hayret. Öyle bir birikim öyle bir tarih kolay değil. Bir de antika eşyalar da vardı, değmeyin keyfime ağzım açık bakakaldım, aradığım kitapları sordum çıktım. Aslında öyle bir yer ki kütüphane gibi, sanki her basılan kitabın bir nüshası oradaymış gibi :). Aradığınız kitabın olmaması imkansız gibi geliyor :). Muhteşem bir yer, zamanım olsa tüm günümü o labirentte kaybolarak geçirmek isterdim, kim bilir neler keşfederdim ama bir dahakine. Yolu düşenler mutlaka ama mutlaka bu sahafı ziyaret etsin :). Pek etkin olmasalar da bu da Instagram hesapları buyurun :).



Daha birçok sahafa aradığım kitabı sordum ama zaman sıkıntısından dolayı inceleme fırsatım olmadı :(. Brautigan'ın tükenen kitaplarını bulamadım ama çok güzel zaman geçirdim. Antalyalılar çok şanslı böyle sahaflarla dolu şehirleri olduğu için bir de plajları tabi ki :). Antalya'ya gitme şansınız olursa bu kitap kokan mekanları es geçmeyin, ben gezemediğim tüm sahaflar adına da yazdım bu üç sahafı, siz hepsini gidin görün. Çok güzel kitaplar keşfedeceğinize eminim. Bir iki de hoş sohbet etmiş olursunuz. Daha çok sahafları gezelim daha çok sahaf olsun :). Bu güzel nesilden nesle aktarılan güzellikler bitmesin :). Sevgiyle :).



21 Haziran 2017 Çarşamba

Sevgili Güllük #40 (Doğum Günü)


İyi ki doğdum la la la la, gördün mü 25 oldum, oldum valla :). En önemsediğim gün doğum günü bir şeyleri kutlama babında. Çok mutlu hissettiğimi söyleyemem, biraz kompleks de oluyor sanırım istediklerimi yapamadığımdan ve hayatı yeterince dolu yaşayamadığımdan çokça endişelendiğimden ki öyle aslında. Şanssızım dediğim zamanlardan tek farkım şu an o zamana göre daha da çok şanssız olmam :/.






Bir şeyler öğrendim hayatta ama bazılarını kabullenmeyi öğrenemedim sanırsam. Mutsuzluğumun bir kısmından sorumlu o da olabilir. Kabullenmek istemiyor muyum yoksa zaten kabullenmemem mi gerekiyor emin değilim ama daha çok şey öğreneceğim onu da biliyorum.  Şu aralar ruh halimin en üst düzey olduğu bir dönem olmadığından en güzel geçirdiğim günlerden biri değil ama yine de kötü de değil, yazı karamsar olsa da :). Sadece ben uzun zamandır iyi hissetmiyorum. Yine de yaşıyoruz, bak yaş bile alıyoruz :). Yeni yaşımdan istediklerim var ama ne istersem isteyeyim şu şekilde istiyorum :). Bu sene mutluluğun ve huzurun doruk noktasına ulaşıp hep artarak devam etmesini istiyorum :). Bir de köpek :).




Umarım bu yaş iyi bir şekilde güzel bir dönüm noktası olur ve daha nice güzel yaşlar sevdiklerimle beni bekler :). Fon müziğimiz ne olsun, sahi ne olsun? Hadi siz önerin, bana hediyeniz olsun :). Ben de keyifle dinleyeyim :).



Dipnot: Giflerin hepsi tumblrdan alıntıdır, üzerine tıklayarak kaynağına ulaşabilirsiniz.

20 Haziran 2017 Salı

Sevgili Güllük #39 (25. İstanbul LGBT-İ Onur Haftası 2017)

19-25 Haziran arası gerçekleşecek, 25. İstanbul LGBT-İ Onur Haftası 2017 dün başladı. Aramızda Ne Var? temasıyla bu sene yola çıktılar. Bu hafta boyunca dolu dolu bir etkinlik programı sizleri bekliyor ve hepsi ücretsiz. Akademisyenlerin katıldığı paneller, tiyatro oyunları, sinema gösterimleri, sergiler, atölyeler ve birçok etkinliğin olacağı bu haftada etkinlik programı için buraya tıklayabilirsiniz :). Etkinliklerin de duyurulduğu resmi Facebook hesabı için de buraya :). Son gün ise LGBT-İ Onur Haftası Onur Yürüyüşü ile kapanacak.

Ben de kendi çapımda bir Queer Sinema listesi hazırladım, bakmak isterseniz o da burada.


Bu fotoğraflar da benim katkım olsun, kitaplarla gökkuşağı :). İkisini de Instagram'da paylaştım. Üzerilerine tıklayarak hesabıma ulaşıp, Öneri Makinesi'ni Instagram'dan takip edebilirsiniz :).



Sevgili Güllük #38 (Açık Hava Sinemalar)

Yaz mimimde bahsettiğim açık hava sinemaların 2017 yılı toplu bir listesi yayınlanmış Artful Living'de aşağıdaki ilgili yazıya tıklamanız yeterli, bakabilirsiniz :). İstanbul ve Ankara'dan açık hava sinemaları paylaşılmış.

Off hep zaten böyle güzel şeyler İstanbul'da, Ankara'da olur diyenler; İzmir, Muğla, Adana, Mersin şehirlerinde de geçen sene bu tarz etkinliklerin olduğu bir liste buldum, aşağıdan bakabilirsiniz. Bu sene de devam ediyorlar mı bilmiyorum ama bu şehirlerde yaşıyorsanız, bir kontrol edin derim :). Eğer ben de diğer şehirlerde yapıldığını görürsem hem blogda hem de Twitter'da paylaşırım :).

Yaz önerilerimi okumadıysanız orada da paylaştım bu listeyi, başka öneriler de var :). Ödüllü başka sinema filmleri gösterilecek, fırsatınız varsa koşun gidin. Tadından yenmez yani :).

Mim: Yaz önerileri
Açık Hava Sinemalar
2016 Yazlık Sinemalar

Burada da manzarayı mı izlesek filmleri mi kararsız kalacağınız dünyadan 13 açık hava sineması listelenmiş. Keyifle okuyun, izleyin :).

Dünyadan 13 Açık Hava Sineması

Bu fotoğraf da geçen yaz doğum günümde gitmiştik yani 21 Haziran'da, şu anki tarihe çok yakın tam bir sene olmuş. o zamandan :). Cermodern'de izlediğimiz Son of Saul filminden benim çektiğim fotoğraf :). Çekirdek veriyorlardı ve insanlar köpekleriyle gelmişti. Açık barı vardı, çeşit çeşit içecekli. Fotoğraf karanlık, çok belli olmuyor ama orta derecede bir kalabalık vardı. Öyle güzel oluyor işte, kaçırmayın :).


18 Haziran 2017 Pazar

Mim: Yaz İçin Öneriler

Merhabalar, nasılsınız? Benim ruh halimin en iyi olduğu, dünyanın en mutlu en şanslı insanı olduğumu hissettiğim bir dönem olduğu söylenemez ama idare ediyorum. Okuyorum, izliyorum, notlar alıyorum, listeler hazırlıyorum ama günün sonunda yazıya geçirip yayınlayacak enerjiyi bulamıyorum kendimde. Bu yaz temalı mim iyi geldi, hem yavaş bir giriş olur hem de diğer yazılar için enerji verir diye düşünüyorum :). Beni mimleyen Meczup'a teşekkür ediyorum :). Ben de onu ilk hazırladığım mimimde mimlemiştim o da burada okumak isteyeniniz olursa mimi, hatta mimlediğim arkadaşlarım çok güzel yazılar yazdılar onlara da bakın :). İade-i ziyaret gibi oldu bir nevi yani :).

Blog zaten öneri makinesi hani işim bu, öneriyorum :). Daha önce de belirttiğim gibi yaz mevsimi bizim için güzel bir tema, ben de blogumda yazılarımda ve temada kullandım, kullanmaya da devam ediyorum. Bu mim için ise özel bir şeyler yapmak istedim. Sadece kültür sanat değil (ama olacak kaçış yok :)) genel olarak yaz mevsimi için içimizi serinletecek ferah güzel kısa öneriler yapacağım. Yazın da çok gezme şansım olmadığından; deniz, kum, güneşten uzak olanlar ve özellikle öğrenciler için ekonomik maddeler olacağından yazlarınızı hem faydalı hem de eğlenceli geçirmenize olanak sağlayan öneriler olmasını umuyorum. Umarım sıkılmadan okursunuz :).


Serinletici Kokteyller




Yazın en çok ihtiyaç duyulan şey sıvı içecekler herhalde. Yazın güzel meyveleri de devreye girince tercihinize göre alkollü alkolsüz birçok yeni keşif yapabilirsiniz :). Hazır almak yerine evde yapılan naneli limonatalar, ayranlar, karpuzlu çilekli meyve kokteyleri, meyveli buzlu çaylar, soğuk kahveler ve bilimum yaratıcılığınıza kalmış çeşitli içecekler için yaratıcılığınızın yanına elinizi korkak alıştırmayacağınız sınırsız buz küpleri yeterli olacaktır :).

Meyveler ve Dondurma




Yazın meyve çeşitleri çok hatta benim en sevdiğim meyve çilek ve favorilerimden karpuzun mevsimi :). Bir de bunların yanına üzümler, kayısılar, kirazlar, dutlar, kavunlar, şeftaliler onlar bunlar da gelince yazı özel kılıyorlar :). Hele bir de kaynağından yeme şansınız varsa daha da güzel :).

Dondurma ayrı bir başlığı hak ediyor ama diğer soğuk yenen tatlıları da kırmamak lazım :). Meyveli, fıstıklı, soslu, kurabiyeli, çikolatalı, sütlü yazın vazgeçilmezi ferahlığın adresi dondurma :). Benim gibi yaz kış yiyenleri tenzih ediyorum tabi ki :)

Etekler, Elbiseler, Şortlar




Yazın güzelliklerinden biri de tiril tiril elbiseler, etekler ve şortlardır herhalde. İncecik, bol desenli, renkli kumaşlar veya keten, denim kumaşlar da yine yazın en güzel yanlarından. Yine bunların en güzel arkadaşları tişörtler, bluzlar ve gömlekleri de unutmamak lazım. İçimizi açan güzel ayrıntılar. Siz de spor ayakkabılar, kumaş ayakkabılar, babetler veya sandaletlerle kombininizi tamamlayıp kendinizi güneşli günleri hazır hissedebilirsiniz :).

Aksesuarlar




Kıyafet önerdik, aksesuarlar eksik kalmasın. Ben aksesuarlara bayılırım. Hem de her türlüsüne, yaz kış kullanırım. Gözlük, şapka, yüzükler, bileklikler, bandana, kolyeler, saat, broşlar, halhallar, küpeler; aklınıza gelebilecek her tür aksesuar yazın size ayrı bir hava katacak, en basit kombinizi bile size özel kılacaktır :).

Açık Hava Sinemalar




Yazın en güzel yanlarından biri de bu nostaljik olayın yeniden hayat bulması herhalde :). Elinize buzlu içeceğinizi, çekirdeğinizi alın ve filmin keyfini akşamın tatlı esintisiyle çıkarın. Başka Sinema'nın büyük şehirlerde bu etkinliği yaptığını biliyorum, birkaç özel mekan da yapıyor. Kendim de deneyimleyen biri olarak söylüyorum eğer böyle bir şansınız varsa şehrinizde bu fırsatı kaçırmayın :). Burada da bir liste var nerede diye, bir bakın :).

Mini Diziler




Açık hava sinemamız yoksa biz ne yapalım diyenlere ilk sezonu size unutturacak zamanı tanımayan mini diziler ne güne duruyor. Al bak önerdim burada, aç izle bir tanesini keyfine göre :).

Hikayeler ve Kolay Okunan Kitaplar




Yazın havalardan dikkatimiz azalıyor ve güneşin tadını çıkarmak istiyoruz haliyle. Bol bol hayallere dalıp odak noktamızı sık sık değiştiriyoruz. O yüzden öykü kitapları veya kolay okunan akıcı, mizahi yönü güçlü kitaplar benim de tercihim oluyor. Bu kısa öyküler özellikle aniden gelen dikkat dağınıklığına birebir :). İsterseniz şöyle hikaye önerileri de yaptım, bir fikriniz olsun :).

Şarkılar Seni Söyler




Müziğin yazı kışı yok, her daim dinliyoruz ama kendi müziğinizi yapmak istemez misiniz? Piknik yaparken, arkadaşlarınızla kalabalık bir grupken veya evde kendi kendinize şöyle tıngırdatacak bir müzik aleti edinin. Yeni bir şey öğrenmenin  ve bir aleti çalabilmenin verdiği keyif paha biçilemez olacaktır. Bu ister ukulele, melodika olsun ister bir darbuka veya mızıka sonuç aynı. Bütçenizin el verdiği bir çalgı edinin ve öğrenin. Teşekkür edeceksiniz :).

Retro Fotoğraf Makineleri


Tarkovsky'nin Polaroid Fotoğraflarından


Benim henüz elimde olmayan çok ama çok isteğim makinelerdir. Polaroid olsun, Lomography'nin makineleri olsun bayılıyorum ve hepsini istiyorum :). Yazın bu makinelerle çekilen fotoğraflara da bakmaya bayılıyorum :). Eğer sizin de yoksa telefonunuzu biraz kurcalayın, çok güzel programlar keşfedeceksiniz :). Anılarınızı bir de bu gözle kaydedin :).

Parklar, Çimler ve Piknik




İşte yazın en güzel yanlarından biri çimlere yayılmak :). Elinizde kitap, yanınızda kendi ellerinizle hazırladığınız atıştırmalıklar tek başınıza veya sevdiklerinizle bir ağacın altında güzel temiz bir örtünün üstüne kendinizi bırakın ve mümkün olduğunca kalkmayın :). Yukarıda önerdiğim her şeyi açık havada, piknik yaparken uygulayın :).Güneş kemiklerinize nüfuz etsin ve siz bu anların tadını çıkarın :).

Valla yazarken içim açıldı, bu yazıyla da blogda başlayan yaz esintileri devam ediyor :). Sizin yaz için önerileriniz neler, bunlardan hangileri sizin de vazgeçilmeziniz? Yorumlarınızı bekliyorum :).


Dipnot: Fotoğrafların hepsi aksi belirtilmediği takdirde tumblrdan alıntıdır. 

10 Haziran 2017 Cumartesi

İtalyan Kızı - Iris Murdoch (Yarıyıl Reading Challenge 2017)

Benim ve katılan arkadaşlarımın listeleri için tıktık. Kitap önermeyi unutmayın :).

8. Birleşik Krallıkta geçen bir kitap

Bugün sizlere yine listede seçmediğim bir kitabı anlatacağım :). Yukarıdaki madde için Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresini seçtim ama gel gör ki bu kitabı okudum maddeye de uyuyordu, makine durur mu yapıştırdı hemen :). Valla azimliyim bitireceğim bu listeyi galiba :).

Eren'in blogunda çokça gördüğüm bir yazardı, fuarda sahafta görünce de alıverdim. Baskısı tükenmiş bir kitap (bknz.sahaf güzelliği). Yazara da başlangıç kitabım oldu. Kitap akıcı, olaylar hemen gelişiyor bu yönünü sevdim :). Beni hazırlıksız yakalayıp şaşırttığı da oldu :). Kitapta öyle olaylar oluyor ki yani bir Beni Affet veya Brezilya günlük dizileri tadında hissetmedim desem yalan olur :). O kadar şey üst üste oldu ki gülmeye başladım artık ve absürd bir yanı var gibi geldi ya da ben öyle sandım emin değilim ama güldüm okurken :). Dram ama anlatış şeklinden midir nedir, böyle güldürdü de yani :). Benim psikolojim mi bozuk okuyan varsa yorum yapsın, ona göre kendimden şüpheleneceğim :). Böyle eski bir dizi vardı Dallas diye ben izlemedim de, büyüklerimiz kimin eli kimin cebinde belli değil derdi biraz öyle bir durum vardı :). Belki de o güldürdü beni bilemeyeceğim, biraz spoilerı da verdik ama baskısı tükenmiş bulana kadar unutursunuz bence :).


Kitap Edmund amcanın annesinin ölümü üzerine eve dönmesiyle başlar, evden gitmesiyle sonlanır ama bu arada neler olur neler. Bu evde ölen annesi 'absent presence' der edebiyatçılar hatta karakter yoktur, ölüdür, uzaktır ama hala varmış gibi karakterleri, olayları etkiler. Yoktur ama vardır yani :). Burada da ölen anne Lydia yokluğuyla bile oğullarını hatta gelinini ve torununu etkiler. Edmund'u evde abisi, yengesi, büyüyen kızları, İtalyan kızı Maggie ve abisinin çırağı ve onun kız kardeşi evde bekler.  Edmund'un eve gelmesiyle "evin düzeni" bozulacak, karakterlere yeni yollar açılacaktır.

Kitabı genel anlamda beğendim. Akıcı, çabuk ilerleyen bir olay örgüsü vardı. Bazı altını çizdiğim yerler de oldu hoşuma giden. Yazarı okumaya devam ederim, önerilere de açığım hatta lütfen listemdeki dördüncü madde için benim listeme öneri yorumu yapın :). Önerilen kitaplardan anket açacağım, kazananı alıp okuyacağım :).

Kendinize iyi bakın, sanatla kalın :).

8 Haziran 2017 Perşembe

İsahag Uygar Eskiciyan Önerdi: Jose Saramago - Görmek (Konuk Yazar)

Merhabalar, nasılsınız :)? Bugün ilk kez ben değil blogumun ilk konuk yazarı sevgili İsahag Uygar Eskiciyan sizler için önerecek, çok heyecanlıyım :). Kendisiyle Instagram üzerinden iletişim kurdum, beni kırmadı ve bir öneri yazısı yazmayı kabul etti. Bu yazısında sizler için Jose Saramago'nun Görmek romanını önerdi. Umarım bu yazı da güzel bir serinin başlangıcı olur :).

Eskiciyan'ın mayıs ayında Sel Yayıncılık'tan çıkan son kitabı Konteyner Zaafı'nı yazdığımı şuradan hatırlıyorsunuz. Bugüne kadar bir roman, bir şiir ve üç öykü kitabı bulunan yazarın Aşağıdan Seveceğim Ülkeyi adlı şiir kitabıyla 2013'te Arkadaş Z. Özger İlk Kitap Ödülü, Metropol Ninnisi adlı öykü kitabıyla 2015 Selçuk Baran Öykü ödülünü almıştır. Konteyner Zaafı ise şimdiden ikinci baskıya girmiş. Eğer hala okumadıysanız ve öykü severseniz Konteyner Zaafı'nı sizlere öneririm. Lafı da fazla uzatmadan, yazara tekrar teşekkür ediyorum ve sizi onun sözleriyle baş başa bırakıyorum. Keyifli okumalar, edebiyatla kalın :).



Görmek.



Saramago’nun Körlük adlı romanı bu kez Işık Ergüden çevirisiyle bir süre önce Kırmızı Kedi Kitap’tan yayınlandı. Görmek romanının da Ergüden çevirisiyle tekrar yayına hazırlandığının haberini direkt çevirmeninden aldım. Bu haberi sizlerle kitabı hatırlatacak bir kısa metin eşliğinde paylaşmak istedim. Bu şekilde ben de romanı bir kez daha hatırlamış olacağım. Son zamanlarda seçimlerin ne denli saçma bir hâl aldığını malumunuz. Vekillerin, belediye başkanların, siyasetçilerin, gazetecilerin, yazarların tutuklu olduğu bir ülkede seçimlerde hile yapmasını da “en iyi biz biliriz.” Peki ya seçmenin gücü? Onu da Saramago işlemiş.

Nobel ödüllü yazar José Saramago’nun Görmek romanında adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen başkentinde yapılan seçimlerde halk sözleşmişçesine saat dörtte oy kullanmaya gider. Sandıklar açılıp oylar sayılmaya başlanınca oyların çoğunun “beyaz oy” yani herhangi bir parti ve adaydan yana tercih kullanmadıklarını okuruz kitaptan.

“Şurada burada gezip duran sözcükleri nasıl bir araya getireceğimizi bilebilseydik dünya belki daha yaşanabilir bir yer olurdu. Hor görülen sözcüklerin günün birinde bir araya gelebileceğine dair kuşkularım var, Benim de, ama düş kurmak bedava,[1]” (Son zamanların alıntı çılgınlığından dolayı kitaptan bir alıntı yapma konusunda kararsız kaldığımı itiraf ediyorum. Ama oldu işte.)

Yukarıdaki diyalog ise Görmek romanından. Saramago’nun 1994’te kaleme aldığı ve 1998’de yazara verilecek Nobel Edebiyat Ödülü’nün yolunu açan Körlük romanındaki “beyaz körlük” salgınından etkilenmeyen tek kişi olan doktorun karısı bu sefer Görmek romanında karşımıza çıkıyor diyalog ise komiserle aralarında geçiyor. Sandıklar açılıp oyların büyük bir kısmının beyaz oy olduğu ortaya çıkınca seçim bir hafta sonra yinelenir. Ama bu sefer beyaz oy oranı yüzde seksen üçe kadar yükselir. Hükümet yetkilileri, diğer partiler, bunu anarşist bir eylem olarak görür ve başkentin yerini değiştirmek, savunma ve emniyet güçlerini şehirden çekerek olası bir kaosla halkı cezalandırmak isterler ama sonuç tahmin ettikleri gibi olmaz. Devlet tarafından terk edilmiş eski başkent ülkenin en huzurlu ve olaysız yerine dönüşür. Romanın tamamında Saramago’nun büyük bir haz veren diliyle demokrasi, seçim, halk, hükümet eleştirini görürüz.

Portekizce aslından ilk defa çevrileceğini de eklemem gerekir.





[1] Görmek, José Saramago, s. 280, Can Yayınları, 2008, Çeviri: Aykut Derman