challenge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
challenge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2020 Cumartesi

30 Gün Şarkı Meydan Okuması

Herkese merhabalar! Öncelikle meydan okumaya gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim, güzel sözleriniz ve katılımınız beni aşırı mutlu etti. En çok da herkesin kendi tarzıyla listeleri oluşturma şeklini çok sevdim. Kiminiz günlük yazıyor kiminiz gruplar halinde. Kiminiz ise (benim gibi) ben bir yazıya sığdırırım dedi. Sonuç olarak herkes kendi tarzını yarattı. Yoğunluktan hepsini yakın zamanda dinleyemesem de tüm önerilerinize ara ara bakıp yorum yapmaya çalışacağım.

Katılanların listeleri burada! Eksik varsa ben yokum diye bana hemen atarlansın, yorum yazsın ben de hemen ekleyeyim :).

Öneri Makinesi

Yazılardan ve yorumlardan okuduğum kadarıyla en çok 6. ve 7. sorularda zorlanılmış. Sanırım bunun sebebi adında büyük veya küçük harfle yazılıp yazılmadığına dikkat etmemiz; o yüzden de bulmakta zorlandığınız bir bölüm oldu.Bana gelirsek bu maddeler için sevdiklerim arasından seçim yapmakta zorlandım. Hatta daha ilk meydan okumayı okurken birkaç şarkı aklıma geldi bile. Biraz listelerimize bu gözle baksak neler çıkar kim bilir. Yine de herkes zorlandıysa vardır bir bildiğiniz diyorum ve o maddeler için önerilerimi aşağıya koyuyorum. Belki hatırlatmanızda da yardımcı olmuş olurum.

Tekrardan beni kırmayıp katıldığınız için çok teşekkür ederim, şimdi Öneri Makinesi ile müzik keşfine hazırsanız başlıyoruz.

1. Bu ay keşfettiğin bir şarkı


Spencer. - Automatic

Son zamanlarda o kadar çok şarkı keşfettim ki hangisini seçsem diye Spotify'da geziniyorum. İlle bir şarkı seçmem gerekiyorsa Spencer. diyorum. Tam benim tarzımda şarkılar yapıyor, bayılıyorum. En çok Want U Back ve Automatic şarkılarını dinliyorum.

2. Seni tarif eden bir şarkı


Nina Simone - Ain't Got No

Öyle bir şarkı daha yapılmadı ama yaklaşanlar var :). Kendi yazdığım şarkılar var tabi ama onlar belki de hiç yayınlanmadan öyle kalacak o zamana kadar bir şarkı seçeyim :). Zaten Nina Simone olmadan yaptığım bir liste düşünemiyorum. Bu şarkı da hiçbir şeyim yok ama gülüşüm, yaşamım var diyor. Bundan daha güzel bir moral şarkısı olabilir mi? Çoğunlukla elimde bir şeylerin kalmamasıyla sınandığım için bu şarkıyı da moral olsun diye çok söyleyince mottom oluverdi :). O yüzden bu şarkıyı duyarsanız bir gün bir yerlerde bilin ki bir makine içine ağlamak yerine bağırarak bu şarkıyı söylüyor :).

3. İsminde yemek adı geçen bir şarkı


Frankie Cosmos - Korean Food

Bu maddeyi okuduğumda aklıma gelen ilk şarkı oldu. O yüzden onu koyayım, hem yemeyi hem de dinlemeyi seviyorum :).

4. Tüm sözlerini bildiğin bir şarkı


Carrapicho - Tic, Tic, Tac

Bu konuda özel bir yeteneğim olduğu için çoğu şarkıyı ezbere biliyor ve söyleyebiliyorum. O yüzden seçenek çok. Şimdi hava atma zamanı, Portekizce bilmememe rağmen bu şarkıyı korom için ezberledim. Zaten çocukluğumu hatırlatan bir şarkı olduğunda çok severim, onun dışında baştan sona söyleyebiliyorum :)

5. İyi bir zevkin olduğunu kanıtlayan bir şarkı


Morphine - The Saddest Song

Kanıtlar mı bilmiyorum ama bence fena olmadı :). The Morphine'i  bu türden farklı müzik dinleyen hiç ummadığım arkadaşlarımdan duydum, ben zaten severim. O yüzden bu maddeye yakışır diye düşündüm.

6. Adı küçük harflerden oluşan bir şarkı


123 - binalar

Geldik malum sorulardan ilkine :). 123, Lara Di Lara ile tanışma şarkım, bayılırım.

Söz verdiğim gibi size önerilerim aşağıda :).

Billie Eilish - bad guy, bellyache, oceaneyes, youshouldseemeinacrown, lovely
Stromae - tous les memes
Lauv,Anne Marie - fuck, i'm lonely
Nina Zilla- 50mila
Nekizm - ilk kez, sular akar, kaybolunca
123 - the owl, sun in the arms of love
Post Malone - rockstar
Flor - dancing around (tüm şarkıları)
iogi - magic trick,
Spencer. - bbybbybby, 2much

7. Adı büyük harflerden oluşan bir şarkı


Big Thief - UFOF

Aynı şekilde :). Bir de ben bu soruları baya eğlenceli buldum :). Bu şarkıyı da çok dinledim geçen sene, hala da dinliyorum. Dikkat ederseniz bu listede daha çok 2019 çok dinlenilen şarkılar var, önceki yazılarımla tekrara düşmemek için hep en son beğendiklerimi seçmeye çalıştığımdan ötürü :).

Büyük Ev Ablukada - FIRTINAYT (albüm komple)
Murda, Ezhel - AYA
Dua Lipa - IDGAF
Anne Marie - FRIENDS
Karen O, Michael Kiwanuka - YO! MY SAINT
Rihanna - S&M
Zayn - PILLOWTALK
Frank Ocean - DHL
Troya Sivan - BITE
Sam Evian - IDGAF
Litany -PS2
Jenny Wilson - LET MY SHOES LEAD ME FORWARD
Mac  Demarco - K
Katy Perry - E.T
Nick Hakim - JP

8. Hak ettiği değeri görmemiş bir şarkı


The Smithereens - In a Lonely Place

Nasıl hala unutulmaz aşk şarkıları 80'ler top ten'de değil anlamış değilim. Umarım ben denk gelmemişimdir ama en iyi açılış sözlerinden birine sahip şarkılardan biri. Bu şarkı çıktığı zaman arada kaynadı gibi hissediyorum.

Bir de Nekizm - ilk kez. Bence bu şarkının hakkı da çok yeniyor. Buraya yazıyorum bu şarkının patlaması bir dizi ya da filme bakar. O zaman gelecek ve ben bu notumu alıntılayıp tarihiyle beraber paylaşacağım. Etiketlere de bir tek bu grubu ekleyeceğim bulmak kolay olsun ileride, böyle de iddialı ve öngörülüyüm aaddasfsasvf :).

9. Adı 3 kelimeden oluşan bir şarkı


Jakuzi - Koca Bir Saçmalık

Gel de seç şimdi. Benim spotify listemde 4000 küsur şarkı var arkadaşlar. Ben sözde sınırsız Spotify'ın bana daha fazla şarkı kaydedemezsin dediğini bilirim. Neyse, madem 2019'dan gidiyoruz ben 2019'da onu bunu değil en çok Jakuzi'yi dinlemişim. Geçen sene bu zamanlar yeni albüm lansman konserine gittiğimde çok dinlediğimden listede başı çekti ama ondan sonra da çok dinledim. Seçtiğim şarkısı ilk albümden, Jakuzi denince akla gelen imza şarkılarından. Benim için ve birçok insan için eskimeyecek bir şarkıdır herhalde.

10. Dinlediğin son şarkı (dürüstlük arkadaşlar :))


Sarah P. - Athena

Bu şarkıyı daha geçen gün Instagram reklamlarında görüp aa neymiş deyip dinledim ve beni ele geçirdi. Baya hoşuma gitti. En çok Spotify reklamlarına baktığımdan bana hep sevdiğim türlerde müzik önerileri harika görsellerle geliyor bayılıyorum, en sevdiğim reklam :).

11. Aşk hakkında bir şarkı


Sam Evian - Next to you (feat. Kazu Makino)

Benim bir spotify listem var, işte şuraya konduruyorum. Hepsine de kefilim. Bu madde için seçtiğim şarkı da onlardan biri. Sam Evian'ın iki şarkısını da (diğeri IDGAF) işe giderken metroda sabahları az dinlemedim ki 2019'da benim listemde zirveye oturdu bu iki şarkı zaten.

12. Dinlemeye utandığın bir şarkı


Simge - Aşkın Olayım

Utanmıyorum ama her yerde söylemem :). 2019 yılında en çok dinlediğim şarkılardan biri. Sözlerini Onurr'un (Eski Sakin solisti) yazmasının etkisi olabilir. Sakin sonrası pop sanatçılarına verdiği şarkılardan en sevdiğim şarkı budur bir de İzel'e verdiği Göz Göre Göre ama kendilerinden dinlemeyi seviyorum, Sakin üyeleri back vokali ile o da burada. Keşke indieye geri dönse :(, ben upuzun bir yazı yazdım zamanında Sakin'in dağılmasına üzüldüğümde ve son şarkılarını dinlediğimde iç döktüğüm amayayınlamadım.

Bu arada böyle daha çok şarkı var, arada dinleyip bahsetmediğim, en hafifi bu sanırım :). Bu arada genel olarak Simge'nin sesini beğeniyorum, söyleme tarzını da.Onurr her şeye rağmen hala güzel sözler yazıyor.

13. Playlistinde karışık modda çalan ilk şarkı


Vashti Bunyan - Don't Believe

Güncel olarak 4216 şarkı içerisinden Spotify benim için bu şarkıyı seçti, teşekkür ederim. Bayadır dinlemiyordum. Sanatçının bu şarkının olduğu albüm kapağına bayılmak ile birlikte içindeki en sevdiğim şarkı "Train Song"'dur. Dinlemeniz önerilir.

14. Birinin bilmene vesile olduğu bir şarkı


Agar Agar - You're High

Son zamanlarda azımsanmayacak ölçüde arkadaşım dolayısıyla Techno dinlemeye başlayınca benim de o konuda az çok fikrim oldu. Agar Agar da o dönemden bana kalan güzel bir hediye oldu.

15. Film soundtrackinden bir şarkı


John Lurie - Eva Packing

Canım Jim Jarmusch ve John Lurie işbirliklerinin harika örneklerinden biri. Bu kategori için yılda ortalama 150-200 film izleyen biri olarak seçeneğim çoktu. Hele ki sevmediğim filmlerden bile güzel müzikler çıkınca liste kalabalıklaşıyor ama bu müzik benim tüm zaman enlerimden.

16. Adını sevdiğin bir şarkı


The Psychedelic Furs - Love my way

"It's a new road, I follow where my mind goes" diye de devam eder :).  Kendimi çok sevdiğimden değil ama kararlarımı kendim almayı sevdiğimden hoşuma gider herhalde bu şarkı :).

17. 17 yaşında olmak hakkında bir şarkı


The Smiths - Please please please let me get what I want

Ben bu soruyu keyfime göre yorumlayacağım. Ben 17 yaşında lise üçte dil bölümünde okumaktaydım ve alternatif başta olmak üzere arkadaşımın etkisiyle de metale göz kırpıyordum.  Birçok şarkı dinliyordum. Lisemi anlatan şarkılardan birini düşünecek olursam da aklıma ilk Emre Aydın gelir. Aşıktım :). Defterimde falan resminin çıktısı vardı :). Gerçi bu Lise 1 veya 2'ye denk geliyor olabilir çünkü albüm 2006'da çıkmış. Kırmızı çizgimdi, ahaha :). Forumuna falan üyeydim a dostlar, katıksız tam bir ergen almaz mıydınız :). Sonra ne mi oldu? Hatay'a konsere geldi, gidemedim diye çok üzüldüm. Üniversitedeyken şenliğe geldi, havadan ötürü iptal oldu yine üzüldüm. Sonra yine de şenliğe geldi, çok mutlu oldum :). Bu da böyle bir anımdır :). Afili Yalnızlık ve 6. Cadde albümleri dışında dinlemedim sonra, sevemedim ama Afili Yalnızlık güzel albümdü. O klipler ne olay oldu ama. Çıkış şarkısında şarkıcının kendisi yok diye de baya merak konusu oldu, kısa film gibiydi falan filan :). Çenem düştü, çal kemancı, anılarrr :).

Ben bu hikayeyi boşuna anlattım çünkü 17 değilim, 17'de ne dinliyordum acaba? Kesin Limewire'dan indirdiğim şarkıları dinliyordum :). MSN'de de durum açıklamama yazıyordum sözlerini :). Kendimi anılarını torunlarına anlatan nineler gibi hissetmeye başladım. Neyse buldum. Benim The Smiths ile tanışma senem bu zamana denk geliyor olabilir. Eğer 500 Days of Summer'ı (2009) çıktığı yıl ya da bir sene sonra izlediğimi varsayarsak benim Morrissey'in güzel sesi ve sözleriyle tanışma dönemlerime geliyor olabilir :). Ondan önce The Smiths dinliyor muydum hatırlamıyorum açıkçası. Kaç kere filmin sountrackini dinledim belli değil, bunlardan bazıları internet kafeleri içeriyor evet, offf :). Yine film soundtracklerinden Regina Spektor - Hero, Us falan da az dinlemedim :).

Bir de Radiohead çok dinliyordum, onu da ayrı bir yazıda anlatayım, isterseniz devamı gelsin anılı şarkı yazıları yorumlara yazıverin :). Anlaşılan melankolik ve zor bir ergenlik dönemim olmuş ama indienin temelleri de orada atılmış. Birçok tür dinleyip kendi tarzımı bulmam da bu dönemlere denk geliyor olsa gerek. Hala birçok tür dinlerim ama indie benim bebeğimdir :).

Şu sorunun cevabı bazı yazılarımdan uzun oldu, sonuna kadar okuyan benden MSN emojisi alacak :).

18. Sana birini hatırlatan bir şarkı


Hedonotopia - Maymun Kral

Bu şarkıyı seçmemin sebebi sadece bu listede Hedonotopia olmasını istediğimden :). Kendilerini çok severim, evimin dibinde ücretsiz konser verdiler, gidemedim hala çok üzülürüm ama bir gün gideceğim :). Bana birini değil One Love festivaline gittiğim arkadaşlarımı ve o güzel yaz kokusunu anmsatıyor. O gün yine Hedonotopia konserine gidemedim, ondan dolayı festivali ve arkadaşlarımı daha çok da kaçırdığım konseri hatırlatıyor :).

19. Öfkeli olmak hakkında bir şarkı


John Maus - Just Wait Till Next Year

Flyleaf'ten bir şarkı yazacaktım da yine hikaye yazmamak için vazgeçtim. Yorumlarda isterseniz bu tarz blogda yazılar yazacağım, lütfen isterseniz beni yorumlarınızla cesaretlendirin :).

John Maus 2019'un ve dünyamızın o son sağlıklı günlerinde keşfettiğim isimlerden biri oldu. Tarzına, sözlerine ve müziğine bayıldım. Çok sevdim. Bu şarkıyı gece gündüz demeden de sürekli dinledim. Aşkın öfkelisi tehlikeli arkadaşlar, sözleri dinleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız  :).

20. Adı akronim olan bir şarkı (biraz araştırma isteyen bir bölüm :)


Her's - What Once Was (WoW)

Bu baya araştırma isteyen bölüm, ben en çok bunda zorlanırım diye düşünüyordum ama çok uğraşmadan buldum. Yine çok tatlı bir şarkı, tam indie film soundtrack şarkısı, al koy baş karakterin karmaşık melankolik hayatının ortasına :).

21. Gecenin 3'ünde dinlediğin bir şarkı


Mitski - Francis Forever (Blunt Mechanic - Thrown out at third)

Moduma göre her şarkıyı gece 3'te dinlerim bu arada(bknz. ikizler burcu). Lakin (hikaye geliyor hazırsanız), oyunculuğundan çok yönetmenliğini sevdiğim Josh Radnor namı diğer Ted Mosby'nin ilk filmi, Happythankyoumoreplease de çalan bu şarkıyı seçmemin sebebi ilk olarak filmi gerçekten gece yarısı izlemem; ikinci olarak, bu şarkıyı bulmak için film süresinden uzun aradığım için (no shazam time); son olarak daha da vahimi şarkı oyuncular konuşurken arkada barda çaldığı için bulması ekstra zordu. O zaman soundtrack listeleri var mıydı benim haberim var mıydı yine o şekilde mi buldum inanın hatırlamıyorum belki blogda daha önce bahsetmişimdir  (bu durum son zamanlarda çok yaşanınca yaşlandığımı hissediyorum, beyin bir süre sonra eski anıları yenileri gelince siliyor mu?)  ama bir şekilde buldum ve çok dinledim. Hala da severek dinlerim.

Yine de bu şarkıyı koyamadım, çünkü spotify'da hala yok :(. Yine bu başlığa uyan çok manalı çok sevdiğim şarkı seçtim. Mitski'yi zaten çok severim. Bu şarkıyı seçmemin sebebi Mitski'nin şarkısında bu sözleri üçte yazdığını iddia etmesi :).

22. Adı uzun olan bir şarkı


Hala - What is love? Tell me, is it easy?

Daha uzununu bulan var mı? 8 bence gayet iyi :). Çok tatlı bu şarkı ya, yeni keşfettim ama sevdim. Siz ne diyor? Catchy :).

23. Sahilde dinlenecek bir şarkı


Best Coast - Boyfriend

Yaa yine çok tatlı bir şarkı, benim biiç'imde bu çalsın. Adı da albüm kapağı da çok uyumlu zaten :). Bu başlık için yapılmış sanki :).

24. Bütün gün aklına takılan bir şarkı


Murda, Ezhel - Bir Sonraki Hayatımda Gel

Şarkılardan biri aslında. Bu aralar çok çirkin şarkılara maruz kalmak durumunda kalıyorum, kalacağım da gibi. Nedenini sormayın :). Bu maruz kaldığım en iyi şarkı ki Ezhel seviyorum zaten, ya kim ne derse desin. Müzikleri bana hitap ediyor. Ankara ile olan tatlı geçmişim de bunu etkiliyor :). Ne yapsa güzel geliyor, hepsini açıp dinliyorum. Free Ezhel dinleyenleri, bir rahat verin :).

25. Farklı bir dilde şarkı (hadi bunu İngilizce ve Türkçe dışı yapalım :)).


Kourosh Yaghmaei - Gole yakh

Bu şarkıya ba-yı-lı-yo-rum! Appropriate Behavior filminde çaldığında öğrendim ve aşık oldum.

26. Uyumana yardımcı olan bir şarkı


BADBADNOTBAD - Speaking Gently

Ben uyurken şarkı dinleyemem çünkü kendimi çok kaptırdığımdan olan uykum da kaçar. O yüzden uykumu getiren şarkı değil de uyuyana kadar kulağımda kalmasını istediğim ama en sonunda yine de kapattığım şarkılar vardır :). Bu da onlardan biri, çok seviyorum. Beni başka alemlere götürüyor :).

27. Şu an nasıl hissettiğini tarif eden bir şarkı


Belle and Sebastian - Get me away from here, I'm dying

Kaygılı bir dönemdeyim birçok sebepten ötürü, yine de umutlu olmaya çalışıyorum ama düşünceler ve varoluşsal sorunlar peşimi bırakmıyor. Bu şarkının adı da ruh halimi yansıtıyor tek başına. Bir de şarkıda da dediği gibi "I always cry at endings".

28. Eskiden nefret ettiğin ama artık sevdiğin bir şarkı


Büyük Ev Ablukada - EVREN BOZMASI

Ben kendilerini pek dinlemezdim ama bir yerde bir şey koptu ve FIRTINAYT albümü en sevdiğim albümlerden biri oldu. Blogda da kesin yazmışımdır, sevmiyorum diye ama bu albüme bayılıyorum. Evren Bozması'ını önceden sevmeme durumum yok, genel olarak grubu sevmiyordum. Bu şarkı da albümde en sevdiklerimden.

29. Romantik bir buluşmada çalınacak bir şarkı


Sibylle Baier - Tonight

Biri benim için bu şarkıyı açsa ciddi düşünürüm :). Aşkı ve sevgiyi bu kadar naif ve gündelik yaşadığımız anların güzelliği ile anlatan çok az şarkı vardır. Ben birine açarsam o da anlasın ki boş değilim :). Bir de Nick Cave - Into My Arms :).

30. Bizle paylaşmak istediğin bir şarkı


Altın Gün - Leyla

Bu şarkıyı bu yazıyı okuyan herkese hediye ediyorum. Canım Altın Gün, çok sevirem :). Hele bir dünya olarak iyileşelim, konserlerine gideceğim daha :).

Bonus Şarkı: Bu şarkıya madde bulamadım ama bence bu listede olmalı :). Playlistin sonunda dinleyebilirsiniz :). Çok güzeldir :).


Devamını Oku »

28 Mart 2020 Cumartesi

30 Gün Şarkı Meydan Okuma Listesi

Merhabalar! Neredesiniz biliyorum. Peki nasılsınız? Yani gerçekten nasılsınız? Nasıl hissediyorsunuz? Bu süreci nasıl geçiriyorsunuz? Ben kendimi daha birkaç hafta önce izlediğim Zombieland filminde gibi hissediyorum. Özellikle marketlerdeki boş rafları görünce bu duygum daha da artıyor.

Öneri Makinesi

Herkes evde çalışıyor ya da bir şekilde zaman geçiriyor. Evde zaman geçirirken günlük olarak bloğa uğramayı sevenler için güzel bir hatta iki meydan okuma buldum ve Türkçe'ye çevirdim. Meydan okumanın sahibi Eggtaurus adlı instagram hesabı. Kendisinden özel olarak izin aldım blogda yayınlamadan önce, orijinal şablonları Instagram hikayelerinde yapmak isterseniz hesabındaki öne çıkan hikayelerine göz atmanız yeterlidir.

Hatırlarsanız bundan yaklaşık iki sene önce bir mayıs ayında yine böyle bir etkinlik düzenledim ve çok güzel şarkılar keşfettik, dinledik her gün. Tekrara düşmemek için meydan okuma sahibinin iki listesinden de maddeler seçip bu meydan okumayı hazırladım. Bu sefer yine çok güzel şarkılar keşfedeceğimizi ve kendimizi biraz da olsa avutacağımızı umuyorum.

Hiçbir kural yok, ister benim gibi tek yayında isterseniz 30 gün boyunca isterseniz de belli soru grupları halinde şarkılarınızı bizle paylaşabilirsiniz. Tamamen size kalmış. Hepsi de güzel olur.

Tek şartımız aşağıya yorum yapmak olsun ki ben de katılanları yazının sonunda belirteyim, daha çok kişi gidip görebilsin. Meydan okuma bugün başladığına göre kendi kendine zaten yayıldıkça devam edecek yayılmazsa da yerinde sayacak olduğundan tamamen doğal akışına bırakmanın yararlı olacağını düşünüyorum.


1. Bu ay keşfettiğin bir şarkı

2. Seni tarif eden bir şarkı

3. İsminde yemek adı geçen bir şarkı

4. Tüm sözlerini bildiğin bir şarkı

5. İyi bir zevkin olduğunu kanıtlayan bir şarkı

6. Adı küçük harflerden oluşan bir şarkı

7. Adı büyük harflerden oluşan bir şarkı

8. Hak ettiği değeri görmemiş bir şarkı

9. Adı 3 kelimeden oluşan bir şarkı

10. Dinlediğin son şarkı (dürüstlük arkadaşlar :))

11. Aşk hakkında bir şarkı

12. Dinlemeye utandığın bir şarkı

13. Playlistinde karışık modda çalan ilk şarkı

14. Birinin bilmene vesile olduğu bir şarkı

15. Film soundtrackinden bir şarkı

16. Adını sevdiğin bir şarkı

17. 17 yaşında olmak hakkında bir şarkı

18. Sana birini hatırlatan bir şarkı

19. Öfkeli olmak hakkında bir şarkı

20. Adı akronim olan bir şarkı (biraz araştırma isteyen bir bölüm :)

21. Gecenin 3'ünde dinlediğin bir şarkı

22. Adı uzun olan bir şarkı

23. Sahilde dinlenecek bir şarkı

24. Bütün gün aklına takılan bir şarkı

25. Farklı bir dilde şarkı (hadi bunu İngilizce ve Türkçe dışı yapalım :)).

26. Uyumana yardımcı olan bir şarkı

27. Şu an nasıl hissettiğini tarif eden bir şarkı

28. Eskiden nefret ettiğin ama artık sevdiğin bir şarkı

29. Romantik bir buluşmada çalınacak bir şarkı

30. Bizle paylaşmak istediğin bir şarkı


Bu yazıyı okuyan herkes mimlidir ama ben aşağıdaki isimlerin kesinkes yapmasını umuyorum. Katılanlar yorum yapmayı unutmasın ki takip edebilelim. Siz de beni referans gösterirseniz yazılarınızda hem mutlu olurum hem de yeni yapacak arkadaşların meydan okumalarını takip etmelerini bu şekilde kolaylaştırırız diye düşünüyorum :).

Kağıttan Dünyam
Bonheur
Bir
Deeptone
Momentos
Belle'nin Kütüphanesi
Beyda'nın Kitaplığı
Fermina Daza
Pastelden
Kağıt Salıncak
Oytunla Hayat
Tanterosa
Zihnin Arka Sokakları
SoniPan
Sakura Mevsimi
İrem'in Yaşamından
Mor Düşler Kitaplığı
Kamusutopu
Saçaklının Not Defteri
Mindmills
1Günce
Gonca'nın Dünyasından
Mavi Kalemdekiler
Bir Kare Mavi
Mavi Gökyüzünün Elleri
Perili Evdeki Samara
Siyah Su Zambakları

ve bu yazıyı okuyan herkes :).

Bu sefer hem müzikle hem de evde kalın!

Devamını Oku »

9 Mart 2020 Pazartesi

Kadın Filmleri Etkinliği

Sevgi Soysal'ın çok sevdiğim bir romanı vardır; Tante Rosa. Müthiş bir karakter, okumadıysanız öneririm Tante Rosa'yı. Bu kitaptan esinlenerek yola çıktığını düşündüğüm Tante Rosa blogunun sahibinin başlattığı bu çok güzel temalı meydan okumaya ben de katılmak istedim. 

İşte yazısı: https://kendinetanterosa.blogspot.com/2020/03/oncelikle-bir-duyuru-sevgili-hep.html#comments


"Eğlenceli bir feminist olmaya çalıştım ama çok öfkeliydim."

Canımız Agnes Varda'mızdan haklı bir yorum.


Biliyorsunuz ki dün 8 Mart Dünya Kadınlar günüydü. Yine umut kırıcı haberlerle yürüyüşler engellense, her yıl cinsiyet eşitliğinin hala ve hala uzağında olsak, birçok kadın cinayetleri ve şiddet haberleri ile içimiz kahrolsa da ben umutluyum çünkü beraberiz, el eleyiz, güçlüyüz. O yüzden hepimize güveniyorum ve kendimize inanmaktan vazgeçmemeyi diliyorum. 

Benim listeme gelirsek seçmekte biraz zorlandım ama bence ben bu filmleri izler tek tek de yazarım :). Olmadı toplu yazarım. Bir ayda olmaz da bir yılda izlerim ama izlerim :). 

Kadın gözünden dünya: India Song - Marguerite Duras (1975) 

Mubi 8 Mart günü seçmiş.

Daha önce izlemediğim ve bir kadının hayatını anlatan film:  Eva - Joseph Losey ya da Agnes Varda belgesellerinden biri.

Yine Mubi'den seçtim, kolaya kaçtım :).


Kadın sorunları anlatan bir film: Adı Vasfiye ya da Asiye Nasıl Kurtulur? - Atıf Yılmaz 

Yani böyle bir  listede Müjde Ar ve Atıf Yılmaz ikilisi olmazsa olmazdı. 

Farklılıklarıyla, kararlarıyla, kendi olma yolunda kadınlar: Seni Seviyorum Rosa - Işıl Özgentürk

Daha güzel bir kapanış olamazdı herhalde. Sevgi Soysal'ın Tante Rosa'sından uyarlanan film ile listeyi bitiriyorum.

Agnes Varda'nın Vagabond'u ve Jean Luc Godard'ın Vivre Sa Vie'si bu başlık için yapılmış sanki. İzlemeyenlere öneririm. Ahanda ilk filmin yazısı burada :). 
Devamını Oku »

2 Aralık 2019 Pazartesi

Lanetli Maraton

Sevgili Eslem yine yaratıcılığını konuşturup harika bir maraton hazırladı aylar önce. Onun yaratıcılığından esinlenen ayrıca yaratıcı arkadaşımız Sibel durur mu o da yapıştırmış maratonu ve film versiyonunu yapmış haftalar önce. Süre kısıtlaması olmadan 4 film izlemece demiş ve ben de durur muyum, katıldım tabi ama cadı, hayalet, kurt adam ve vampir temalı değil; Mubi'nin "Günbatımı Neredeyse Üzerimizde: Halloween Serisi" ile. Farklı türde kısa korku filmleri (B-movies olarak da duymuş olabilirsiniz) olarak tanıtılan bu serinin son filmi hariç tüm filmlerine yetiştim. O yüzden üç filmi yazıp bir sonraki maratona "Romantik Film Etkinliği"'ne  yetişmek için izninizle koşacağım :).

Korku filmleri sevmem, korkma eylemini de sevmem ama gerilime bayılırım. Bu filmlerin çoğu da o şekil diyebiliriz içinde mizah barındıran kısa filmler. Gerilim olarak da çok başarılı değildi gerçekçi olmak gerekirse ama işte :). Gelelim filmlere, hatta sonda sürpriz bir yorum da var.

The Wasp Woman - Roger Corman-Jack Hill (1959)



Güzellik ürünleri satan şirketin marka yüzü ve sahibi artık yaş almaya başlayınca gençliğin peşine düşer. Bu yolda alamayacağı risk olmayan karakterimizin "fantastik" dönüşümü gülsek mi ağlasak mı bilemediğimiz bir sona götürüyor. Roger Corman B-filmlerin önemli yönetmeni bu filmde korku ve bilim kurguyu sentezliyor.

The Little Shop of Horrors - Roger Corman (1960)



Komedi yanına odaklanırsak daha çok zevk alacağımız bir film olan The Little Shop of Horrors, genç Jack Nicholson'ın konuk oyunculuğu ile ilk seferde onu tanıyanlara 10 puan ve tatlı bir gülümseme veriyor. Yeni bir bitki türü üreten sakar çiçekçi çırağı ise bu ilginç bitki ile ödül bile alır lakin bitkinin büyümesini sağlayan şey ne su ne de güneştir.

The Last Screening - Laurent Achard (2011)



Filmin yapım yılına baktığımda küçük bir şok geçirdiğim filmdir zira 2000leri olduğunu asla düşünmedim. Kapanmak üzere olan bir sinemada işletmeci olarak görev yapan ve orada yaşayan Slvian'ın sinema gösterimlerden sonra farklı bir kişiliği ortaya çıkar. Geçmişinde yaşadığı dram onun hayatını ele geçirir ve asla elde edemediği huzuru farklı insanlarda "aramaya" devam eder. İşletmeci olarak sakin ve kibar mizaca sahip olan Slvian'ın bu dönüşümü en iyi haliyle ve derin bir şekilde yansıtılmasa da fena bulmadım ben filmi.

Son filmi izleyemedim ama bonus olarak Midsommar yazabilirim.

Midsommar - Ari Aster (2019)



Ari bey ile pek uyuşamıyoruz sanırım. Filmde en sevdiğim şey ancak Heide ve Milka ineklerinin koştuğu o çimenlik alanlarda günlük güneşlik havada korku filmi çekme fikri. Kızın yaşadığı dram da gerçekten iç parçalıyor ama onun dışında hikaye ile ilgili ciddi açıklar var bence. Bazı şeyler fazla üstün körü anlatılmış. O yüzden Ari beyi farklı ritüel filmleri ile baş başa bırakıyor ve bir sonraki ritüelli filmi için yine çok övülür yere göğe koyulmazsa belki bir şans verir izlerim diyerek uğurluyorum.

İlişkileri çıkmaza giren genç bir çift, arkadaşlarının daveti üzerine festivale davet edilmeleri ile beklemedikleri bir yola çıkarlar.

Devamını Oku »

10 Kasım 2019 Pazar

Kasım Ayı Meydan Okuması Son


6. Bir şehir olsan hangi şehir olurdun? Neden? 

Çok kültürlü, karma karışık, dört mevsimi yaşayan, doğa harikalarıyla dolu, sanatın yoğun olduğu, bol etkinlikli, denizinde yüzebileceğin bir şehir ama aklınıza ilk geldiğini tahmin ettiğim İstanbul değil. Ben bu kadar kalabalık ve pahalı olmazdım. Böyle bir şehre gitmedim daha ama bulursam evim belleyeceğim kesin :). Sizce bu özelliklere sahip hangi şehir var?

7. Hayatında seni yönlendiren en belirgin duygun nedir? 

O an ki ruh halim :).

8. Neden blog yazıyorsun? Bloğu sevme sebebin nedir? 

Sizlerle iletişimde olmayı, izlediğim okuduğum bir şeyi yazıya dökmeyi seviyorum. Özellikle çok sevmişsem bunu paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Hemen yazmalı, benim gibi izleyen varsa onlarla konuşmalı, yoksa da hemen önermeliyim diyorum.Aradan yıllar geçip hatırlamak istediğimde de dönüp bakmak güzel oluyor.

9. Soğuk kış günlerine geçiş yapıyoruz artık. Bu kış günlerinde pişirip yemekten keyif aldığın bir tarifini paylaşır mısın? Mesela meşhur bir kekin, ya da kurabiyen var mı? 

Brokoli olan her yemek. Kereviz de güzel. Havuçlu cevizli tarçınlı kek de güzel. Normal bir sebze yemeğini nasıl yapıyorsak aynısını brokoli ile yapıyorum, güzel oluyor. Yanına da makarna tabi ya da pilav. Beşamelli ve peynirli fırında da güzel oluyor, kremalı da. Çorbası zaten güzel. Yoğurlu ve ekşili salatasından bahsetmiyorum bile :).

Brokoli sevmeyenlere brokolinin cevabı gecikmedi :)

10. En son gördüğün en güzel manzara neydi? İstersen anlat istersen fotoğrafını bırak.

Bayadır güzel manzara görmedim desem. O kadar aynı güzergahlar içine sıkıştım ki, farklı istasyonlarda insem bile mutlu oluyorum.

Meydan okumaya günü gününe katılamasam da keyif alarak soruları cevapladım. Devamı gelirse ona da zevkle katılırım. Sizin cevaplarınızı da pek okuyamadım ama mutlaka geriye dönük bakacağım. Herkes harika aşk dolu bir hafta geçirsin <3. Mutluluklar!
Devamını Oku »

5 Kasım 2019 Salı

Kasım Ayı Meydan Okuması 5. Gün

Öneri Makinesi

Öneri Makinesi

Gözünü kapat ve hayal kur, şu an nerede olmak ne yapmak istiyorsun, anlat bize.

Anlatayım canımın içleri, şuan ardı arkasını düşünmeden İtalya'da uzun ama upuzun bir tatil yapmak istiyorum. Hatta mümkünse tatil serisi yapmak istiyorum, İtalya'da başlayan. Deniz kenarında yaşıyorum. Hava sıcak ama terletmeyen, tatlı bir rüzgar esiyor ama üşütmeyen. Çeşit çeşit makarna yiyorum, şarap tadıyorum. Kitap okuyorum ve sokak sinemasında orijinal dilinde filmler izliyorum. Akşamları tatlı eşliğinde şeker gibi insanlarla sohbet ediyorum. Bilmediğimiz gerçekliklerden, hayatta karşılaştığımız ya da karşılaşmadığımız olasılıklardan ve paralel evrenlerden konuşuyoruz. En sevdiğimiz filmleri sonuna kadar savunuyor ve ihtimallerden konuşuyoruz. Paralel evrenlerde yaşadığımız hayatların muhakemesini yapıyoruz en sevdiğimiz kitap, film alıntılarıyla. Yorgun düşüyoruz ama biliyoruz en huzurlu uykuyu çekeceğiz küçük ama huzurlu evimizde. Bir de müzik, bol bol müzik dinliyoruz, şarkılar söylüyoruz yollarda çekinmeden, içimizden geldiğince. Sonra sabahlıyoruz belki ama en güzel ve huzurlu uykuyu çekiyoruz. Sabah uyandığımızda hızlı bir yüzme keyfi dalgasız berrak bir denizde, sonrasında bol otlu taze peynirli sapsarı bir yumurta ile hazırlanmış ev ekmeği eşliğinde mükemmel bir kahvaltı yapıyoruz ki yorgun düşün kitap okuyarak uyuyakalıyoruz, günün en sıcak saatlerinde. Uyandığımızda yine deniz, yine yemek, yine sinema, ol muhabbet, sanat ve doğa. Bildiğin aylaklık işte :).

Ben yine mektup yazıyorum, belki hobilerimden birini minik bir işletmeye dönüştürmüşüm uğraşıyorum. Sürekli yeni hobiler keşfediyorum, öğreniyorum, gözlemliyorum.Aslıda hayatım tatil olmuş o da hayatım. Böyle bir hayal işte.
Devamını Oku »

4 Kasım 2019 Pazartesi

Kasım Meydan Okuması 4. Gün

Öneri Makinesi

4. Bugün seni mutlu eden küçük sevinçleri yazar mısın?

Sonunda evime geldim, tatlı kurabiyeler atıştırdım ve klavyemin başına geçtim. Özellikle gün sonunu bekliyordum yazmak için ve tam da uygun zamanı bulmuşken hemen sıcağı sıcağına yazayım.

- Koroya gitmek
- Akşam yemeğini tatlı insanlarla ve hoş sohbet eşliğinde yemek
- Bel çantamı kullanmak (aşırı rahat bir şey, uzun zamandır denemek istiyordum)
- Limon yaprağı koklamak
- Blogdaki yorumlarınızı okumak (o kadar özlemişim ki güzel enerjinizi <3)

Gün yine çok yoğun ve stresliydi ama kapanışı en sevdiğim kurabiyelerden biri olan yağ deposu bol kalorili balayı kurabiyesi ile yaptım şu an mutluluk hormonlarım tavan :).

Hafta içi yazılarınızı okumakta sıkıntı çekebilirim ama hafta sonu sizi mutlu eden şeyleri okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Görüşürüz :).

Devamını Oku »

3 Kasım 2019 Pazar

Kasım Ayı Meydan Okuması 1+2+3

Herkese merhabalar! Sevgili Zeynep'in yayını ile bu meydan okumaya katılmış bulunmaktayım ama iki gün boyunca yazmayı unuttuğum için biraz geriden başlıyorum :). Sorular çok tatlı, mevsime uygun ve iç ısıtan türden. Sanırım arada set halinde cevaplasam da bir sıkıntı olmaz çünkü genel olarak aşırı yoğun günler geçirdiğimden her gün yetiştiremeyebilirim.

Bu arada bolca film izliyorum ve yavaş yavaş yazıları düzenleyip yayına koymaya da başlarım umarım. Biliyorum ihmal ettim buraları ama asla unutmadım. Sizde durumlar nasıl?

1. Günaydın kartı hazırlar mısın?

Hazırlarım tabi. Tarkovski'nin en sevdiğim polaroidlerinden birinin üzerine Sufjan Stevens şarkı sözü yazardım ve en içten dileklerimle sabahınızı kutlardım :).

Öneri Makinesi
"Words are futile devices"

2. En sevdiğin koku ve sesleri yazar mısın?

Ayy o kadar çok ki nereden başlasam bilemiyorum. Kahve kokusu, temiz ferah serin sabah kokusu, yasemin kokusu, taze pişmiş anne yemeği kokusu, temiz çarşaf kokusu, fırından yeni çıkmış kurabiye kokusu, taze limon/mandalina kokusu, çilek kokusu, eski kitap kokusu, tatlı kokular ve bilimum şu an aklıma gelmeyen tatlı güzel kokular :).

Hafif rüzgar sesi ve sebep olduğu sesler, ormanda gezerken çıkan sesler, saksafon sesi, hang drum/handpan sesi, karizmatik insan sesleri, deniz dalgalarının sesi, kağıt sesi ve günlük hayatta sevdiğim şeyleri yaparken çıkan sesler genel olarak sevdiğim sesler :).

3. Şu an ilk aklına gelen seviyorum dediğin şeyler neler?

Cumartesi, yemek yapmak, mektup hazırlamak, huzurlu olmak ve film izlemek. İlk aklıma bunlar geldi :).

Diğer sorularda görüşmek üzere :).
Devamını Oku »

18 Haziran 2019 Salı

Susanne Bier - Yönetmen Sineması

Meydan okumanın sonuna geldik geçtik bile. Araya bayram tatili girdiğinden yayın yapamadım lakin şimdi acısını çıkartalım beraber. Söz verdiğim gibi en çok film izleyen arkadaşıma kart atacağım ama sonuç paylaşan arkadaşımı görmedim henüz. O yüzden bu yayının altına kaç film izlediğinizi yazarsanız buradan belirleyelim en çok film izleyen kişiyi.

Son haftanın yönetmeni Susanne Bier'di. Ben o hafta sadece bir filmini izlesem de sonradan ikinci filmi izleyip meydan okumayı bitirdim.

İkinci Bir Şans (2014)



İlk filmde, ahlaki bir seçimin tam ortasına bırakılan bir adamın dramı mevcut. Senaryo şaşırtmasa da ince ince güzel işlenmiş ve kurgulanmış Danimarka'dan enfes görüntülerle iç geçirten bir film. Senaryoda Bier'in birçok filmde beraber çalıştığı Anders Thomas Jensen var.

Polis memuru Andreas, karısı ve yeni doğmuş bebeği ile yaşamaktadır. Bir gün ihbar aldıkları evde,  uyuşturucu bağımlısı ebeveynleri ve bakmadıkları bir bebekle karşılaşırlar. Sonrasında bu bebeklerden birinin ölümüyle iki ailenin de hayatı sonsuza kadar değişecektir.

Oyunculukların çok iyi olduğu, ahlaki sorularla baş başa kaldığımız güzel bir filmdi. Nikolaj Lie Kaas ve Maria Bonnevie (bu ikiliyi Reconstruction gibi harika bir filmden hatırlayabilirsiniz) karşılıklı rolleri bu sefer olmasa da bu filmde de yan rollerde başarılı performanslarıyla karşımıza çıkıyorlar. Senaryosu sizi şoka uğratmasa da güzel bir dram, öneririm.

Sadece Aşk (2012)



Susanna Bier'in filmografisine bakarsanız komedi pek karşılaştığınız bir tür olmaz. Mizahi bir yaklaşımla ve Danimarka'nın soğukluğunu tamamen kaybetmeden İtalya'da geçen tatlı mı tatlı bir romantik komediydi. Filmin başarısında ana karakter Ida'yı oynayan Trine Dyrholm büyük rolü olduğunu düşünüyorum.

Kanser tedavisini yeni bitirmiş iki çocuk annesi kuaför Ida, kocasıyla beraber mutlu bir hayat yaşadığını sanır. Ta ki kocasının aynı saygıyla ona davranmadığını fark edene kadar. Bu sırada kızı ani bir kararla İtalya'da evlenmeye karar verir ve tüm aile İtalya'daki limon ağaçlarıyla bezeli harika bir eve davet edilirler.

Yan karakterlere biraz da derine inilseydi daha da güzel olabilecek bir film olacağını düşünüyorum. İzlemeye alışık olduğumuz klasik romantik komediler kadar yüzeysel değil tabi ki, bu da filmi daha akıcı ve güzel yapıyor.

Meydan okumayı bitirdik. Bana katılan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Belki yine bir ara tekrarını yaparız ama bu olmasa da başka bir sinema etkinliğiyle yine aranızda olacağım. Kendinize iyi bakın, sinemayla kalın :).
Devamını Oku »

30 Mayıs 2019 Perşembe

Cédric Klapisch - Yönetmen Sineması

Meydan okumada yavaş yavaş sona geliyoruz :). Benim 3. hafta için özellikle seçtiğim bir yönetmen yoktu. Biraz daha hafif bir şeyler izlemek istediğimden bir ay önce izlediğim The Spanish Apartment filminin devamı iki filmi izledim. O filmi izleyeli çok olmadığı için ondan da bahsedeyim istiyorum lakin tabi ki meydan okuma filmlerine dahil değil. Her hafta yoğunluktan dolayı ancak iki film izleyebiliyorum ama şimdiden listemden birçok film sildim ve yeni yönetmenler keşfedip onların filmlerini izlemeyi kafama koydum. Ben de durumlar böyle. Sizler nasılsınız?

The Spanish Apartment (2002)


Öneri Makinesi

Erasmus öğrencisi Fransız Xavier Barcelona'ya gider ve bir yılını dolu dolu orada geçirir. Kendine multi kültürel bir apartman dairesi bulur ve orada unutulmayacak anılar biriktirir. Bir tarafta Fransa'da bıraktığı sevgilisi diğer yanda yeni geldiği yerde tanıştığı yeni sevgilisi. Serinin en sıcak ve güzel filmi bence İspanyol Pansiyonu. Eğlenceli bir film izlemek isteyenlere öneririm.

Russian Dolls (2005)


Öneri Makinesi

Serinin ikinci filminde Xavier ve grubunu Wendy'nin kardeşinin Rusya'daki düğünü birleştirir. Xavier ile Wendy arasında bir yakınlaşma olur. İlk filmden beri sevmediğim Wendy ise sonraki filme de konu olur. İlk filmdeki tadı vermese de eğlenceli bir filmdi.

Chinese Puzzle (2013)


Öneri Makinesi

Gerçekten şehir şehir gezecekler ve yeni bir film yapacaklar diye hepsini New York'ta toplayan zorlama bir senaryo olduğunu düşünsem de yine de keyifle izledim :). Hikayedeki eksikleri ve geçiştirmeleri görmezden gelirsek fena değildi. Sonuna da ayrı mutlu oldum çünkü benim favori çiftim sonunda kavuştu :).

Sevimsiz Wendy sevimsizlikte sınır tanımadı ve aşık oldum deyip pılını pırtısını ve pek tabi çocuklarını alıp New York'a taşındı. Onun peşinden de Xavier durur mu o da uçtu yanlarına. Onun peşinden de kankaları derken serinin son filmi geldi. Güzelim tarihi Avrupa sokaklarından sonra New York binaları soğuk gelmedi değil ama yine de fena değildi. Bir dördüncüsü gelir mi bilmem ama artık "happily ever after" olmasını diliyorum.

Before Sunrise serisini sonraki filmlerle anımsatsa da aslında farklı hikayeler. İki filmde de baş karakterler yazar, aşkı arıyorlar, şehir şehir dolaşıyorlar ama bence Before Sunrise serisi daha doğal bir süreçte ilerliyor ve aslında sadece tek bir çiftin yarı doğaçlama diyaloglarını da içerdiğinden daha samimi geliyor. Bu seri daha komedi ağırlıklı ve bir yerde zorlama gibi bir senaryo oluyor. Yine de ben severim böyle filmleri o yüzden hoşuma gitmedi değil. Siz de seviyorsanız izleyin. İlkini herkese sonraki filmleri sadece seriye bağlı kalanlara öneririm.

Keyifli seyirler, meydan okumanın son haftasında görüşmek üzere :).
Devamını Oku »

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Claire Denis - Yönetmen Sineması

İkinci haftanın yönetmeni son filmi High Life ile izleyicileri sevenler ve zaman kaybı olduğunu düşünenler olarak ikiye ayıran Claire Denis'ti. Çok sevdiğim yönetmenler Jim Jarmusch, Wim Wenders ve Jacques Rivette gibi yönetmenlerin asistanlığını yapmış. Kendisinin filmografisi oldukça güçlü filmlerden oluşuyor. Ben yine iki film izleyebildim bu hafta ama fırsat buldukça diğer filmlerini izlemek isterim.

High Life (2018)


Öneri Makinesi

Uzaya görev için gönderilmiş mahkumların hayatta kalma çabalarını izliyoruz. Birçok şekilde yorumlanabilecek derin bir film. Normalde son zamanlarda çıkan uzay filmlerinden sıkılmış biri olarak ilaç gibi geldi ve çok sevdim. Zaten oyuncuları da çok seviyorum. Juliette Binoche, Robert Pattison ve Mia Goth hepsi güzel oyunculuklar sergiliyorlar. Filmin hikaye anlatımı "fragment" dediğimiz tarzda, geçmişten ve şimdiden kesik kesik anlatımlar içeriyor. Film güzel sorular sorduruyor bize. Bilinmeze gidilen bir yolculuğun anlatıldığı bu filmi sizlere öneririm.

Robert Pattison sonda çok güzel şarkı söylüyor :). Hatta linkini şuraya koyayım bir bakın :).

Robert Pattison - Willow


Let The Sunshine In (2017)


Öneri Makinesi

Juliette Binoche filme fazla kalmış gibi hissettim. Maalesef filmi ortalama buldum. Bir ressamın aşkı arayışı anlatılıyor. Filmde sıkılmıyorsunuz çünkü Binoche'yi izlemek bir keyif lakin senaryosu güçlü gelmedi bana. Yine Claire Denis'in diğer filminde olduğu hikaye anlatımı fragment şeklinde, bize gösterilmeyi seçilen bölümler kadar izliyoruz. Son sahnelere Gérard Depardieu eşlik ediyor ve keşke daha fazla karşılıklı sahneleri olsa diyorum.

Binoche'nin oynadığı karakter Isabelle aşkı arayan ve içinde o aşkı hissetmek isteyen tutkulu bir kadın. Ne yazık ki bir türlü aradığını bulamamaktadır. Biz de onun hayatının bir bölümüne tanık oluyoruz. Binoche'ye hayran olmamak elde değil, gerçekten müthiş bir oyunculuk sergilemekte lakin hikayenin yetersiz olduğunu düşünüyorum.

Filmdeki bir disco sahnesinde Acid Arab ft. Cem Yıldız işbirliği Stil şarkısı çalıyordu, izleyip de merak edenlere şimdiden duyurulur :).

Son haftada görüşmek üzere, sevgiler :).
Devamını Oku »

19 Mayıs 2019 Pazar

Federico Fellini - Yönetmen Sineması

İlk hafta için seçtiğim yönetmen sinema tarihinde önemli bir yere sahip Federico Fellini'ydi. İlk hafta sadece iki filmini izleyebildim Fellini'nin ama kesinlikle diğer filmlerini de izleyeceğim. Çok sevdim. Bence siz de konusu size en yakın gelen bir Fellini filmiyle başlayın ve bu efsane yönetmenin filmlerini izlemedim demeyin!

öneri makinesi

öneri makinesi
50 yıl 


La Strada (1954)

öneri makinesi

İlk filmimde "La Strada" oldu. 1954 yapımı siyah beyaz bu filmde; saf ve temiz kalpli Gelsomina, zalim ve kaba Zampano ve son olarak da şakacı ve mantıklı Soytarı'yı baş rollerde izleriz. Bu üç ana karakter arasında geçen filmde, dört küçük kız çocuğuna daha bakmak zorunda olan Gelsomina'nın annesi kızını para karşılığında Zampano'nun yanında gösterilerde çalışması için gönderir. Zampano arabasıyla şehir şehir gezen bir gösteri sanatçısıdır ve daha önce yanında bulunan Rosa'nın ölmesiyle yeni birine ihtiyaç duyar. Gelsomina pek de zeki bir kadın değildir ve Zampano'un türlü fiziksel ve duygusal zorbalıklarına şehir şehir sokak sokak gezdikleri bu süre boyunca ses çıkarmaz. Zampano'nun yanında gösterilere çıkan Gelsomina işini çok sever. Zampano ise ona değer vermez ve sadece kendi istediği şeyleri yapmasını ister. Bir noktada Zampano'yu bırakmak istese ve önüne türlü fırsatlar çıksa da Zampano'yu bırakmaz ve hep onu takip eder. Gösteri için buluştukları sirkte denk geldikleri Soytarı ise Zampano'ya ağır şakalar yapar ve verdikleri küçük detaylardan daha önceden birbirlerini tanıdıklarını anlarız. Soytarı'nın da bir şekilde bu ikiliye dahil olmasıyla üçünün de hayatı önlenemez bir şekilde değişir. 

Film eleştirmeni Pauline Kael'in bu filmdeki ana karakterlerin vücudu, aklı ve ruhu temsil ettiğini söyler ve pek de yanılmaz zannımca. Ben filmi sevdim.

Amacord (1973)

öneri makinesi

Bir kasabanın bahar ile başlayıp sonbaharda biten acı tatlı hikayelerine odaklanıyoruz. Daha çok iki erkek çocuk, haylaz bir dayı, çılgın bir dede ve anne babadan oluşan geniş bir aileye odaklansak da kasabanın sakinlerini izlemeyi bırakmayız.  Bu arada dönemin politik durumu da filmde gösterilir. Kasabada güzelliğiyle nam salmış Gradisca; ortalığı karıştırmakta üstüne olmayan bir grup ergen; kasabanın esnafı ve daha fazlasının anlatıldığı eğlenceli bir film.

Diğer filmlerde görüşmek üzere :). Sizler ne durumdasınız?
Devamını Oku »

5 Mayıs 2019 Pazar

Yönetmen Sineması - Meydan Okuma

Öneri Makinesi Challenge

Merhabalar, uzun zaman oldu bir meydan okuma hazırlamayalı. Bu yılın kendim hazırladığım ilk meydan okumayı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım. Bugün sinema severleri memnun edecek bir meydan okuma ile karşınızdayım. Sibel İnceler blogunun sahibesi Sibel'in şu yazımdaki yorumu ben de ışıkları yaktı ve neden olmasın diyerek bir aylık bir meydan okuma hazırladım. Hepimizin izlemek istediği yönetmenler ve filmler var ama bir türlü vakit bulamıyoruz ya da önceliğimiz farklı filmler oluyor. Neden bir meydan okuma vasıtasıyla hem yeni yönetmenler keşfedip hem de birbirimize yeni keşif imkanları sunmayalım ki?  Elimden geldiğince basit tutmaya da çalıştım ki isteyen herkes zorlanmadan katılabilsin. Malum herkesin okulu, işi gücü var; zaman bulmakta zorlanabiliriz. İşte meydan okuma kuralı;

Her hafta seçtiğimiz bir yönetmenin en az 2 filmini izliyoruz ve o haftayı o yönetmene ayırıyoruz. 


İşte meydan okuma bu kadar basit. Bir ay boyunca 4 farklı yönetmenin dünyasını keşfetmiş olacağız ve sonunda da hep izlemek istediğimiz yönetmenlerin en az 2 filmiyle meydan okumamızı bitireceğiz. Bir de şöyle bir güzellik yapalım; ay sonunda sonuç yazılarında toplamda en çok film izleyen arkadaşımıza ben bir tebrik kartı atayım, sinema sevgisinden ötürü :). Katılan arkadaşlar yukarıdaki fotoğrafla bir yazı paylaşıp aşağıda yorum bırakırlarsa çok sevinirim. Ee kimler benimle?

Benim seçtiğim yönetmenler: 

6 - 12 Mayıs : Federico Fellini


Sinemanın unutulmaz yönetmeni Fellini'yi izlememeyi ayıp bellediğimden ilk hafta onun filmlerine odaklanmayı seçtim. La Dolce Vita, La Strada, 8 1/2 gibi filmleri ile sinema tarihinde önemli bir yere sahip yönetmenin izleyebildiğim kadar filmini izleyeceğim. Önce izlememi izlediğiniz filmi varsa her zaman önerebilirsiniz :). 

13 - 19 Mayıs: Claire Denis


En son High Life filmiyle vizyonda gördüğümüz yönetmenin filmografisi oldukça geniş. White Material, 24 Rhums, Trouble Every Day gibi birçok ses getiren filme imza atan yönetmenin filmlerini ise ikinci hafta izleyeceğim.

20 - 26 Mayıs: Sang Soo Hong/Asghar Farhadi/Niceleri


Daha karar veremedim,, seçenekler çok :). O haftaki moduma göre bir yönetmen seçip izleyeceğim :).

27 Mayıs - 2 Haziran: Susanne Bier 


Deeptone'un bana sürekli izle dediği ama benim bir türlü izleyemediğim yönetmen Susanne Bier ile de kapanışı yapayım diyorum. En son Bird Box filmiyle her youtube videosunda fragmanını görüp ezberlediğimiz yönetmenin ilk işleri önceliğim olacak :).
Devamını Oku »

28 Şubat 2019 Perşembe

28 Day Blog Challenge: Day 28

Bande A Part - Jean Luc Godard

28. Meydan okuma nasıl geçti?

Ne güzel geçti bir ay. O kadar mutluyum ki bir parçası olmaktan ve yazıp yorumlaşmaktan anlatamam. Hiç, bu kadar yorum cevapladığımı ya da biriken bu kadar okumadığım ve kaçırmadan okumak istediğim blog yayını olmadı herhalde. Öyle güzel bir yoğunluk ve doluluk. Öncelikle bu fikirle bizi bir araya toplayan sonra yeni bloglar tanımamızı sağlayan en son da hem yazı yazıp hem diğer bloglara ziyaretlerimizi en az 28 katına çıkaran Ezgissimo'ya çok teşekkür ediyorum. Gerçekten hiç yüz yüze görüşmedik ama arkadaşım diyebileceğim kadar yakın hissediyorum. Fikirlerine, enerjisine, ilhamına, bloguna kısaca kendisine bayılıyorum ve eminim bir araya gelsek kırk yıldır tanıyor gibi birbirimizi konuşuruz. Öyle bir ruh eşi gibi hissediyorum, çok seviyorum. Zaten onun adı geçince biliyorum ki mutluluk içeren bir iş olacak ve gerçekten de bu meydan okumaya da tereddütsüz katıldım ve sonuna kadar zevkle hevesle yaptım.

Sonra gelelim bu meydan okumaya katılan blog arkadaşlarıma. Öncelikle yazılarınızı okumaktan ve yorum yazmaktan hayatınızın bir kısmına dahil olup sizi daha iyi tanımaktan dolayı çok mutluyum. Yazılarımı okudunuz bir de zaman ayırıp yorum yaptınız hele ki bazı arkadaşlarım hemen hemen üşenmeden her yayınıma çok güzel yorum yaptılar ne kadar teşekkür etsem az. Ben de elimden geldiğince hepsini okumaya çalıştım ama son günlerdeki yoğunluk beni biraz kısıtladı yine de mutluyum :).

Meydan okuma vesilesiyle daha çok kaynaştığım ve yeni tanıdığım bloglar oldu ne mutlu bana. Onların bu samimiyetine teşekkür ediyorum. Bundan sonra da hep görüşmek dileğiyle :).

Gelelim kendime, her gün yazdım. Sadece 3 sefer kısa cevaplarım olduğunda birleştirip yazdım ki o da sayılmaz, onun dışında işe gider gibi her gün büyük bir sorumlulukla yazdım. Ben de bir tebriği hak ettim bence :). Tabi bunda soruların güzelliğini unutmamak lazım. Uzakta olsam bile önceden hazırlayıp yayınladım ve ihmal etmedim :).

Sonuç olarak herkese teşekkür ediyorum. Şubat benim için çok hareketli bir aydı ve mart yeni başlangıçlarla geliyor. Meydan okuma bana bir nevi uğurlu geldi :). Yakında anlarsınız zaten neden :). Bir süre yazı da yayınlayamayabilirim, şimdiden söyleyeyim. Hepinizi çok seviyorum ve güzellikler diliyorum. Başka meydan okumalarda ve yeni maceralarda görüşmek üzere <3.

Devamını Oku »

27 Şubat 2019 Çarşamba

28 Day Blog Challenge: Day 26,27


26. Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var.

Son günlerde sorular ağırlaştı mı ne :). Benim bol bol maceraya, keşfetmeye, gezmeye, sürekli üretmeye ve en sonunda da huzur bulacağım evim diyebileceğim bir yere gitmeye ihtiyacım var. Her tarafı doğa ile çevrili su kenarı her türlü canlının yaşadığı sevdiklerimin yakınımda ve köpeklerimin olduğu bir yere.

27. Enerjin modun düşük olduğunda toparlanmak için ne yaparsın.

Önereceğim ipuçlarım yok, yine kelin merhemi olsa başına sürer hesabı :). Sevdiğim komedi dozu yüksek şeyler izlerim, insanlarla iletişim kurmaya çalışırım ya da çalışmam, düşünmemi engelleyecek sürükleyici basit ama yorucu olmayan şeyler izlerim, alışveriş yaparım, internette boş boş dolanırım, sevdiğim dizilerin sevdiğim bölümlerini tekrar izlerim. Ya Harry Potter okur ya da bir filmini izlerim. Gezerim çünkü gezmek hep bana iyi gelir ne bileyim yaparım bir şeyler ya da yapmam sadece uyurum :).

Devamını Oku »

25 Şubat 2019 Pazartesi

28 Day Blog Challenge: Day 25


25. A-Z'ye sevdiğim şeyler listesi hazırla.

Bu soru çok zevkli değil mi :). Bayıldım bu fikre, hemen ilk aklıma gelenlerle başlıyorum.

A - Ailem ve Asya, e ben bangır bangır demiyor muyum kaç aydır ben gideyim kalayım diye :).

B - Balık, yemeyi çok seviyorum, balık sofralarını ve yancılarını da :).

C - Coffee and Cigarettes, canım Jim Jarmusch'un en güzel filmlerinden biri ve benim vücudumdaki suyun yarısı kahveden oluşuyor zaten :).

Ç - Çilenk, en sevdiğim meyve <3<3.

D - Deniz çünkü yüzmeyi ya da suda kalmayı bile çok seviyorum <3.

E - Ev, nereye gidersem gideyim en son evim diyebileceğim yere dönmek, huzur bulmak istiyorum.

F - Filmler, yani ne diyebilirim ki. Film izlemek ve çekmek (kısa da olsa) benim için çok önemliler. Aslında anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz :).

G - Gönüllü, çünkü gönüllü olmayı çok seviyorum sosyal sorumluluk projelerinde.

Ğ - Doğa, tabiat ana diye boşuna demiyoruz. Boynu bükük kalmasın, yok sayılmasın diye içinde geçen bir kelime seçtim,

H - Hatay, küçük ama her seferinde beni şaşırtmayı başaran ve beni yeri geldi mi memleketimde turist yapan mucizevi bir yer :).

I - Ilık, ne sıcak ne soğuk. Ne terleyeyim ne üşüyeyim, mis gibi :)

İ - İstanbul, başka bir macera olacak :). Dolu dolu bir şehir, kaç yıl gezsen bitmez. Bir de indie, her zaman her yerde :).

J - Jess, New Girl karakteri, çok güzel diziydi be :/ Hele ki ilk bölüm sayısız kez izlemişimdir. Kendine tema şarkısı yapan her cümlesini şarkıyla bitiren deli kız sadık dost güvenilir insan Jess, herkesin bir tane Jess'i de olmalı sanki hayatta :). Jean Luc Godard, Jim Jarmusch, John Lurie, Johnny Depp say say bitmez şimdi :).

K - Kelime, kaynak: Sufjan Stevens: "Words are futile devices" ve Depeche Mode: "Words are very unnecessary, they can only do harm". Sevgi nefret ilişkisi diyelim :) :).

L - Limon, bu hayatta ciddi söylüyorum en sevdiğim şeylerde ilk onda yeri var.

M - Merak, beni tanımlayan şeylerden biri. Merakımdan dolayı birçok şeyi denerim ve açık fikirliyimdir. Bir de mor, çok seviyorum.

N - Nurcanum, Davut Güloğlu şarkısı, şaka şaka annem :):).

O - Orman, çünkü ben ağaçları ve güneş ışığının aralarından sızmasına bayılıyorum. Ben sürekli orada yürüyüş yapmak istiyorum. Otlar bir de var ya yeşil olanlar, yiyip de sevmediğim çıkmadı daha.

Ö - Örgü, küçüklüğümden beri hatta bebekliğimden beri bana giydirilen ve benim hala en sevdiğim şey el örmesi işler. Hala öğrenemedim ama bir gün öğreneceğim :).

P - Paket, çünkü hediye almak da vermek de çok güzel :). Alışveriş yapmak da güzel, kargonun gelmesi de :). Hep bir sürpriz barındırıyor.

R - Retro, çünkü seviyorum. Sanki bir yarım geçmişte kalmış bu yanım onun özlemini çekiyor gibi bir hal :).

S - Sevgi, sevmek, sevilmek; müthiş duygular. Bağımlılık yapıcı.

Ş - Şarkı, ah bu şarkıların gözü kör olsun. Yok yok olmasın onlar olmasa ne yapardık.

T - Travel Man, müthiş bir program Richard Ayoade'nin eğlenceli sunumuyla. Gün aşırı bir doz iyi geliyor :).

U - Ukulele, benim canım ukulelem, adı hala yok ama abisi Tahir'den (eski gitarım kendisini ukulele almak için sattım) ötürü Tahir diyesim geliyor hep. Kendisi benim dert ortağım, eğlence kaynağım.

Ü - Üretmek, yaratıcı olmak, uğraşmak, merak etmek, emek vermek birçok anlam taşıyor içinde o yüzden hep üretelim.

V - Vivre Sa Vie, çünkü Jean Luc Godard çünkü Anna Karina <3<3<3. Ve tabi ki vintage, her zaman vintage :).

Y - Yeni Dalga, Godard'dan sonra aklıma başka ne gelebilirdi ki :). Seviyoruz <3.

Z - Zaman, acayip bir şey. O kadar film yapılıyor, üzerine sözler söyleniyor, yine de  zamansız bir ilham kaynağı olmayı bırakmıyor :).

Dipnot: Herkes tek kelime yazıp bırakmış ne güzel, ben yine yanlış anladım herhalde ama silmek istemedim o kadar emek ettikten sonra :).

Devamını Oku »

24 Şubat 2019 Pazar

28 Day Blog Challenge: Day 24


24. Bulunduğun şehir ile ilgili öneri listesi hazırla.

Şimdi aklıma canım Şule geldi, Antakya'ya sadece yemek gezisi yapmak istiyorum dedi ki çok haklıydı çünkü Antakya'nın tarihi ve turistik yerleri bir yana bir de yemek kültürü var ki bir gün değil günler yetmez. Zaten Antakya'ya gelmeye karar verdiyseniz mide fesadı geçirmeye gönüllü olmuşsunuzdur diye tahmin ediyorum, öyle bir düşünceniz yoksa da olsun çünkü sırf bu yazıyı okuyarak 3500 kalori alacağınıza garanti veriyorum. Ben ortaya karışık bir liste yapacağım, o zaman hazırsak Antakya turuna başlayalım :).

Sabah Antakya'daki otele çevrilen eski taş evlerin birinde uyandınız, turistiz ya öyle samimi tatlı bir evde kalmışız. Sonra içimize güzel bir Antakya havası çektikten sonra almışız yolu serpme kahvaltı veren güzel bir yerde. Bildiğiniz kahvaltının yanına; humus, bakla, zahter salatası, cevizli biber, tuzlu yoğurt,  küflü çökelek (sürk), kırma yeşil zeytin salatası, kahvaltılık zahter, daha önce yememiş olabileceğiniz en az iki çeşit peynir, çökelek salatası, biberli ekmek, ıspanaklı ekmek, külçe gibi gibi birçok yöresel lezzeti ekleyin çünkü Antakya'dasınız ve en az 20 kilo almaya geldiniz. Eğer geldiğiniz ağırlıkta gideceğinizi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Merhaba likralı kotlar, merhaba eşofmanlar, salaş tişörtler :).

Bu kahvaltının yanına ancak sizi soda kurtarır bir de çay bardağında yani süvari dediğimiz Türk kahvesi. Kahvemizi içelim ki rehavet çökmesin, daha çok gezeceğiz.

Aldığımız bu enerji ve en az 3 kiloyla hemen kapalı çarşıya gidiyoruz. Kadayıflar nasıl yapılıyor izliyoruz, taş sokaklarda yürüyüp ayakkabı çarşısından geçip baharatçılar çarşısına çıkıyoruz. Her adımınız baharat ve fırından çıkmış Antakya simidi ve kahke kokacak. Eğer hala yeriniz varsa ikisinden de birer tane alıp kimyon ve tuz karışımını, kahkenin arasına koyuyor bir güzel yiyorsunuz; Antakya simini de lokmalık koparıp karışıma batırıp yiyorsunuz. Bu arada o ara sokaklarda gezip peynirciler, künefeciler, ayakkabıcılar, baharatçılar, bakırcılar arasında yol alıyor gözünüze kestirdiğiniz bir yerde kendinize hemen zeytinyağlı defne sabunu alıyorsunuz. Saç dökülmesine çok iyi gelen bu doğal sabununu el örmesi lifinizle köpürterek vücut sabunu olarak da kullanabileceğinizi unutmayın çünkü yine çok yararlı ve doğal.

Ehh alacaklarımızı aldık artık biraz meydana çıkma zamanı. Şanslı gününüzde iseniz Asi kurumamış ve etrafa kötü kokular saçmamışken köprüden geçip Asi'nin "gürül gürül" akan suyuna baka baka herhangi bir araçla şehrin uzağına gidiyoruz çünkü Antakya'nın sembollerinden biri mozaikleri görmeye gideceğiz :). O arada gitmeden hazır eski evlerin oralardayken bir haytalı attırırsınız artık :).

Geldik mi Hatay'ın tek müzesi Hatay Arkeoloji Müzesi'ne, başlıyoruz en baştan gezmeye, Roman mitolojisinin tanrı ve tanrıçalarını ziyarete. Sadece onlar da değil bu yörede bulunan birçok tarihi esere de. En son arkadaşlarımıza hatıra olarak göndereceğimiz kartpostalları almayı unutmuyoruz çünkü tüm günümüzü özetleyerek onların da burayı bir gün ziyaret etmesini dileyeceğiz :). Oraya kadar gitmişken St. Pierre kilisesini görmeden dönmek olmaz, oraya tırmanıp bu mağara içindeki kiliseye görüp soluklanıp tekrar aşağıya iniyoruz.

Oradan çıktık ve biraz şelale görmek istiyoruz, döndürdük rotamızı Harbiye'ye. Orada da gezip en son bir yerde oturup çayımızın yanına odun ateşinde yapılmış katıklı ekmeklerimizi söylüyor "ufak" bir atıştırmalıkla dinleniyoruz. Oradan Çevlik taraflarına Titus Tüneli ve Beşikli Mağara'yı  görmeye gideceğiz çünkü ben de daha görmedim (shame on me) :'). Denize de bir bakış atarız hem güzel olur ama girmeyin denize çok tehlikeli olabiliyor, sonra Arsuz'a gidersiniz :).

Eee biz iki saattir yemek yemiyoruz, Antakya'ya hakaret edercesine hemen Harbiye yolunda bir restoranda kebap siparişi veriyoruz. Kağıda kebap mı olur tepsiye kebap mı olur mangal kebap mı olur tuzda tavuk mu olur artık paşa gönlünüz ne isterse söylüyorsunuz ve önden yöresel mezeler geliyor. Tek tek saymayacağım ama eminim çok seveceksiniz, yanında küncülü açık ekmek sıcacık; sonra aşur, çiğ köfte ve oruk geliyor çünkü o mide patlayacak bugün. Daha sonra ince kebap ekmeğiyle kebabınız geliyor çünkü onlar ana yemek değildi. Artık tatlı zamanı çünkü mideniz ve ağzınız yeme olayına o kadar alıştı ki durduramıyorsunuz ve son olarak sıcacık künefe ile günün kapanışını yapıyorsunuz :).

Bitti mi bitmedi, yolluk olarak yanımıza kete, külçe, kerebiç, kömbe gibi tatlı ve tuzlu atıştırmalıklarımızı alıyoruz ki olur da gece acıkırız falan hazır bulunsun, yolluk da olur.

Sadece okuyarak bile 5 kilo aldığınızın farkındayım ama hiç sıkıntı değil iki katını bir günde almanız garanti zaten :). Benden bu kadar şehir bitmedi de gün bitti, yarın görüşürüz :).

Devamını Oku »

23 Şubat 2019 Cumartesi

28 Day Blog Challenge: Day 22, 23


Yine dünün cevabı kısa olduğundan iki yazıyı birleştirdim :).

22. Bildiğin şeyler hakkında ipucu ver.

Kelin merhemi olsa başına sürer hesabı pek bir konuda ipucu verecek kadar bilgili olduğumu sanmıyorum o yüzden pas :).


23. Neler yapıyorum yazısı yaz.

Benim hep yapmak istediğim ama çok üşendiğim bu yazıyı meydan okuma vesilesiyle yazıyor olmaktan mutluyum :). Devamı da gelir inanıyorum. Gelecek sene bu yazıyı okuyup ne düşüneceğimi çok merak ediyorum çünkü bu geçmişten gelen bir mektup gibi olacak kendime. Bence siz de not edin tarihi ve geriye dönüp bir bakın neler olmuş :).

Seviyorum: Meydan okumayı, meydan okumaya katılan ve yorum yapan blog arkadaşlarımı, bana şu aralar destek olan iki arkadaşımı, mektup arkadaşlarımı, mektupları, desenli bantları, ahşap baskıları, doodle yapmayı, bloğuma her gün yazmayı, mektup yazmayı, film izlemeyi, ailemi, şarkı söylemeyi, ukulele çalmayı, beni güldüren ve biraz da olsa kendimi unutturan youtube kanallarını ve aklıma gelmeyen pek çok şeyi. Bu aralar yoğun hisler içindeyim farkına varamadığım kadar çoklar, o yüzden beni düşünmekten alıkoyan ve odak noktamı değiştiren her şeyi seviyorum.

Yiyorum: Ne bulduysam yiyorum, baya kilo da aldım; lakin stresten herhalde ağzım hiç boş duymuyor :). Zaten yemek yemeye bayılıyorum, yemek için yaşayanlarda bugün ben modunda geziyorum her gün :). Bu aralar en çok cherry domates ve brokoli yiyorum evde var diye. Onun dışında tatlıya ekstra bir düşkünlük oluştu, işte bir şeyler yapıp yiyoruz :).

İçiyorum: Türk kahvesi ve su. Aslında günlük sıvı kaynaklarım bunlar zaten, ekstra bir şey içmiyorum şu aralar.

Hissediyorum: Heyecanlı ve gergin. Bir konudaki belirsizlik beni geriyor ama yeni bir şeye başlayacağım için de heyecanlıyım. Her an patlayacak gibiyim o yüzden, sakin kalmaya çalışıyorum.

Yapıyorum: Mektup yazıyorum, yazarken de zarf hazırlıyorum. İçeriğini oluştururken göze hitap eden şeyler hazırlamaya çalışıyorum. Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki gibi vintage paketler yapıyorum bu aralar. Bayadır diy projelerini bıraktım ve sadece mektup sanatına yöneldim. Bir de doodle yapmaya çalışıyorum, gördüklerimi. Instagram'da gören olmuştur belki, sadece kahve paylaştım ama birçok şey çizmeye çalışıyorum, beni beklerken meşgul ediyor.

Düşünüyorum: Yakın geleceğimi ve hallolmayan sorunları. Belirsizlik çok fazla şu an ve aşırı dalgın yaptı beni bu durum. Sakarlıklarım arttı ve sürekli görünenin dışında hep onları düşünme eğilimindeyim. Ben zaten normalde de çok düşünen bir insan olduğumdan bu aralar bu düşünceler çokça ağırlık yapıyor.

Hayalini kuruyorum: Güzel şeylerin :).

Okuyorum: En çok blog okuyorum şu aralar meydan okuma sağ olsun :).

Dinliyorum: Spotify playlistlerimi :).

İzliyorum: Film izliyorum, dün iki film izledim, ikisi de güzeldi. Bugün ve yarın da birkaç film izlemeyi planlıyorum

Devamını Oku »

21 Şubat 2019 Perşembe

28 Day Blog Challenge: Day 21


21. Herhangi bir konuda eleştiri yazabilirsin.

Blogda film, kitap ve müzik incelemelerim mevcut. Bu meydan okumaya özel farklı bir eleştiri yapayım diyorum da ne yapayım. Yemek sevgimi yeterince gösterdim, onu da geçeyim. Ne olsa mekan mı olsa ne olsa ki. Hala bulamadım. Düşünüyorum.

Sabah olur

Ne yazsam diye yatarken düşündüm ve aklıma bir şey geldi. Başka bir yazıda yazmak istiyorum ama madem soru geldi biraz bahsedeyim diğer yazıya daha detaylı anlatırız. İstanbul'da Modern Sanat Müzesi'ne gittim ve gerçekten çok güzeldi. Sanatçının eserlerine bakmak, hikayesini okumak ve yorumlamak çok güzel. Bu arada Velvet Buzzsaw'ı da yeni izlemiş biri olarak oraya gitmek eğlenceliydi, filmi beğenmesem de :).

Ben bu tarz şeylere takılmam aslında ama bir şey beni çok rahatsız etti. Hoş bir kızımız atmış omzuna paltosunu her tablonun önünde ya da birçoğu diyelim poz veriyor arkadaşı da sanki arkadaşı değil özel asistanı (belki de öyledir) fotoğraf çekiyor. Onları takip etmedim, eserleri incelediklerine denk gelmedim ama sürekli bir poz halinde olmasını gördüm. Onlar dışında sevgiler günü olduğundan zorla gelmiş eşler gördüm ya da sıkılıp kendi grubuyla çok sesli konuşanlar vardı. Tamam, triplere girip sürekli yorum yapmak ya da uzun uzun bakmak zorunda değiliz. Fotoğraf paylaşmak da güzel, sosyal medya yoluyla insanların haberi olması ve daha çok kişiye ulaşması da harika. Yani tabi ki bana ne falan filan da biz gerçekten artık müzelere "check in" yapmak ve orada olup sanata saygılı bir birey olduğumuzu göstermek için mi gidiyoruz? Kendime bu soruyu sordum. Ben de yapıyor muydum, yaptım mı, yapar mıydım diye? Bilmiyorum ama merakıma yenik düşüp bir iki esere dönüp bakar, yazılardan da birini okurdum herhalde, "check in" yapıp her tablonun önünde fotoğraflar çeksem de. Siz ne düşünüyorsunuz merak ediyorum. Ben yaşlı bir huysuz mu oldum yoksa gerçekten böyle bir durum her yerde var da artık alışmalı mıyım? Sosyal medyaya ya da fotoğraf çekimine karşı değilim kesinlikle ama ana fikri bazen kaçırıyor muyuz?

Devamını Oku »

20 Şubat 2019 Çarşamba

Gönlünüzü Şenlendirecek 5 Animasyon: Day 20


20. Bugün hava nasıl? Bugün havaya göre bir liste hazırla. 

Listeler bizim işimiz :). Bugün hava kapalı ve yağmurlu. O yüzden beş maddelik bir animasyon film listesi yapalım da içimiz açılsın, gönlümüz şenlensin :).

1. My Neighbor Totoro - Hayao Miyazaki (1988)

Bu film resmen içinizi neşeyle dolduracak. Küçük May'in o tatlı halleri; sizin onu iki dakikalığını filmden alıp sevip filme geri koyma isteğiyle dolduracak, böyle bir tatlılık yok. Bir de şarkısı var ki dilinizden düşmeyecek film bittikten sonra bile. Bana çocukken izlediğim çizgi filmleri hatırlatan ve içimi ayrı bir mutlulukla dolduran bu harika animasyonu izlemenizi şiddetle öneririm :).

2. Coco - Lee Unkrich, Adrian Molina (2017)

Normalde Disney sevmem ama bazı animasyonlar çok güzel ki bence bu da onlardan biri. Sürükleyici ve tatlı. Meksika kültürüyle harmanlanmış olması da ayrı güzeldi bence. Seslendirme ve çizimler çok hoştu.

3. Inside Out - Pete Docter (2015)

Bence çok güzel bir konusu var ama Disney'i sevmememdeki o başlıca neden filmin derinliğinden çalıp daha yüzeyselleştirmiş ama yine de fikrinden ötürü çok sevdim. Arada biraz sıkılsam da çok da eğlendim. Büyüdükçe "gelişen" ruh hallerimizin güzel bir yorumu :). Hele ki yetişkinlerin arada çıkan iç sesi kahkaha arttırır :).

4. Up - Pete Docter, Bob Peterson (2009)

Muhteşem bir animasyon gene Disney gene Pixar ama güzel yapmışlar. Her yaştan kim izlese aynı yerde güler aynı yerde duygulanır eminim. Mutlaka izleyin, çok tatlı :).

5. Kırmızı Kaplumbağa - Michael Dudok De Wit (2016)

Daha önce yorumunu burada yazdım ama bu listede de olsun, çok güzel bir animasyon. Filmde diyalog yok ama hiç ihtiyaç duymuyorsunuz. Ödüllere doymayan bu filmi de listenize eklemeyi unutmayın.

Devamını Oku »