yavuz turgul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yavuz turgul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2017 Cuma

Türk Filmleri #3

Öneri Makinesi Türk filmleri serisini gururla sunar :). Serimize devam ediyoruz :). Yine beş filmlik listemizi aşağıda bulabilirsiniz. Ben bazen okuyorum güzel Türk filmleri olmuyor son dönemde diye ve çok üzülüyorum çünkü aslında sadece diğer Türk filmleri kadar reklamları olmadığı için, her sinemada oynamadıkları veya festival dışı gösterilmedikleri için belki de çok fazla ön planda değiller ama varlar. Bu listede de seçtiğim filmler Muhsin Bey dışında 2000 sonrası. Beğendiğim son dönem filmlerini yine paylaşmaya devam edeceğim umarım siz de beğeniyorsunuzdur bu bölümü :). Bu filmlerde aşağıda veya diğer listelerde izledikleriniz var mı, nasıl buldunuz merak ediyorum, izledikleriniz varsa yorum yazın :).

1. Zenne - Mehmet Binay/ Caner Alper (2011)


Bu filmi queer sinema yazımda da önerdim, şimdi de öneriyorum. Yönetmenlerin ilk filmi.



2. Üç Maymun - Nuri Bilge Ceylan (2008)


Yönetmenin ilk izlediğim filmi ve yine Ercan Kesal. Çok seviyorum bu oyuncuyu ama tabi filmdeki tek sevdiğim oyuncu o değil Ahmet Rıfat Şungar'ın da oyunculuğu güzel. Hatice Aslan'da güzel oynamış. Oyunculuklar güzel anlayacağınız :). Hikaye de güzel.




3. Yazı Tura - Uğur Yücel (2004)


İki farklı karakter iki farklı hayat bir şekilde ilişkili ve birçok hikaye. İzlemesi kolay değil, ağır bir film ama etkileyici.




4. Sonbahar - Özcan Alper (2008)


Yönetmenin ilk filmi; dokunaklı, acı, görsellik güzel.



5. Muhsin Bey - Yavuz Turgul (1987)


Birazcık Turgul sinemasından şurada bahsetmiştim, Muhsin Bey'den de :).



Öneri Makinesi'ni sosyal medyada takip edin.

Twitter
Tumblr
Soundcloud

27 Aralık 2016 Salı

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni - Yavuz Turgul (1990)

Merhabalar :). İtiraf ediyorum bu filmi atıştırmalıkta yazacaktım fakat baktım uzadı gidiyor dedim hak etti şimdi tek başına bir sayfayı kaptım geldim kendisini, şimdi de yorumlarımı yazacağım :).



1990 yapımı bir Yavuz Turgul filmi. Tabi ki başrolde Şener Şen ki benim canım o canım, Türkiye'deki en sevdiğim oyuncu herhalde. Bayılırım dram, komedi her şeyi hakkıyla oynar. Onunla tanışmak, oturup saatlerce konuşmak hayatta en çok istediğim şeylerden biri fakat kendisine kızgınım çünkü ben onu daha çok izlemek istiyorum ama o Turgul dışında hiçbir yönetmenle çalışmıyor, şans vermiyor. En azından son yıllarda böyle neden bilmiyorum. Ben ise onun başka yönetmenlerin filmlerinde de görmek istiyorum çünkü muhteşem bir oyuncu ve yetenek. Daha çok rolde görmek, izlemek bizim hakkımız :(. Turgul kötü yazıp yönetmiyor ama son filmi Av Mevsimi kötü bir polisiyeydi. Şener Şen bile kurtaramadı. Genel olarak baktığımızda ve Yavuz Turgul dediğimizde benim bir numaram ve en sevdiğim filmler sıralamasında yer alan filmi Gönül Yarası'dır. Eşkıya ve Muhsin Bey'i de severim. Bu filmi de spoiler vereyim sevdim :).

Neyse bu konuları bir kenara bırakırsak ve bu filme geçersek klasik bir Yavuz Turgul filmi. Eğer Muhsin Bey filmini izlediyseniz benzerlikleri fazlaca var. Bir kere Turgul filmlerinde mutsuz son göremezsiniz. Bu filmde yine trajikomik ögeler, başrolde Şener Şen (canımıniçi), geçmişe özlem, İstanbul'daki kültür çeşitliliği vs görülebilir. Yine biraz Şener Şen öveceğim, oyunculuğu mükemmel, duygu geçişleri, içimizi acıtan sözleri, komedisi her şeyi görmek mümkün. Kesinlikle duyguyu size geçirmekte, inandırmakta hiç zorlanmayan bir oyuncu. Bu filmde de hem çok güldüm hem ağladım ve bu iki büyük tepkim de sayesinde oldu. Muhsin Bey karakteriyle biraz karşılaştırma yapmam gerekirse de Muhsin Bey naif bir karakterken, bu filmdeki Haşmet karakteri daha kurnaz, ağzı laf yapan, istediğini almaktan çekinmeyen biri ama iki karakterde de az çok vefa duygusu, sinema veya müzikte bir yere gelme çabası, sanata olan ilgileri gibi özellikleri ortak. İkisi de hak ettiklerini düşündükleri değeri görmek istiyorlar. Filmlerin ikisi de İstanbul'da geçiyor ve İstanbul'un kültür çeşitliğini güzel yansıtıyor.

Filmde yönetmen olan Haşmet ilk kez aşk filmi değil toplumsal bir film yönetmek ister. Bunun için de elinden geleni ardına koymaz. Bu film onun için önemlidir çünkü hayatında bir kez de olsa ödül almak, tanınmak, önemli olduğunu hissetmek ister. Bunca yıldır boşa çalışmadığını, birilerinin öldükten sonra da adını anmasını ve belki de o yeşilçamdan birer figüran, yan rol ya da unutulan oyuncu arkadaşları gibi olmayıp bir kez de olsa bu sinema dünyasında adının olmasını ve başrol olarak nu dünyada yer almak ister. Bir repliğinde şu cümleyi duyarız ağzından, "Artık sinemada yönetmen devri başlıyor", o da artık devrinin başlamasını ister. Unutulan, işleri bittikten sonra bir kenara atılan, parasızlık, işsizlik içinde olan arkadaşları gibi değil. O yüzden tüm gelen aşk filmleri tekliflerine ve imkansızlıklara rağmen bu filmi çeker. İşte unutulmak istemeyen, öldükten sonra da adının kalmasını isteyen bir yönetmenin trajikomik hayatını izleriz. Eski eşleri, çocukları ve arkadaşları arasındaki ilişkiler, yalanları, hayalleri, düş kırıklıkları hepsini izleriz.

Yani yine Şener Şen'in oyunculuğunu konuşturduğu bol bol güleceğiniz, beraber geçmişe özlem duyacağınız güzel bir film. Ben öneriyorum, izlemesi sizden. Her şeye rağmen yanınızda olan sizi koruyup kollayan sevdiklerinizin olması dileğiyle, kendinize iyi bakın :).

26 Aralık 2016 Pazartesi

Türk Filmleri #1

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Yine bir öneri listesi serisiyle karşınızdayım :). İlkiyle bugün itibariyle başlıyoruz. Sizlere her zaman olduğu gibi kendimce izleyip sevdiğim filmleri kısa kısa yazıp önereceğim. Ayy ben Türk filmi sevmem, ben melek şehrinden çıkmam demediğinizi biliyorum :) o yüzden sizlere böyle beş filmlik listeler hazırlayacağım. Şimdi ben çok seviyorum Türk Sinemasını ve film arşivimi genişleten başka yolları da gösteren iki dönem boyunca Türk Sineması dersi aldığım Ebru hocama buradan teşekkür etmesem olmaz, emeği büyük üstümde. Hazır teşekkür etmişken Erman hocama da teşekkür edeyim keza onun da dersleri sadece sinema alanında değil hayat üzerinde aydınlanmama sebep olmuştur. Ya işte böyle bu iki hocacığımın da bende etkileri büyük, her zaman dediğim gibi onlardan ders almak büyük zevk ve ayrıcalık :).

Ben Türk filmi izlemeye bayılırım hele ki son dönem sinemasının muhteşem olduğunu düşünürsek. Festivaller ve başka sinema sağ olsun zaman zaman galalara (-lar değil :)), söyleşilere katılma şansımız da oldu :). Gerçi bu filmleri maalesef anaakım medyada ya da kanallarda izlemek pek mümkün değil fakat ben Özge'nin uydusundan, adını bilmiyorum, bir filme denk geldim. Sanırım paralı olanlarda ara ara gösteriyorlar ama neyse ki internet var. Başka sinema ve festival gitmeyen şehirlerde yaşayan insanlar olarak da sadece sinemada gösterilen filmlerle yetinmek zorunda değiliz. Şimdi hangi filmlerle başlasam diye düşünüyordum ve 2000 sonrası filmlerle başlayayım istedim. Sonra baktım yıllar karışmış :), 90'lara gitmişim ben de belli bir sıra olmadan yazdım.


1. Gönül Yarası - Yavuz Turgul (2005)




İşte benim en sevdiğim filmlerden, bir kez değil kaç kez izledim zaten arada televizyonda da görmek mümkün. Bayılıyorum, bu filme. Müziği, oyunculuklar, monologlar süper bir film. Hala izlemeyen varsa izlesin.

2. Duvara Karşı - Fatih Akın (2004)



Muhteşem bir Fatih Akın filmi. Ben yönetmeni zaten severim sanırım en güzel filmi de budur. Temaları, müziği, oyuncuları her şeyiyle güzel olan filmlerden. Yine izlemeyeniniz varsa büyük kayıp. Hemen açın izleyin.

3. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi - Onur Ünlü (2011)




Onur Ünlü'nün güzel filmlerinden biri. Ben çok severim. Selçuk Yöntem, Bülent Emin Yarar, Köksal Engür, Cengiz Bozkurt, Yılmaz Gruda, Güler Ökten gibi güzel oyuncuları barındıran, ciddi sistem eleştirileri barındıran, kara komedinin başarılı örneklerinden biri.

4. Masumiyet - Zeki Demirkubuz (1997)




Demirkubuz severler ikiye ayrılır; Kaderciler ve Masumiyetçiler diye :), ben anlaşıldığı üzere Masumiyetçiyim :). Kader'i de severim de bu film başka. Bu arada söyleyeyim fanatik değilim ama severim filmlerini. İlk izlediğim filmi sanırım yönetmenin sonrası geldi zaten ama öyle her zaman izlenecek filmlerden değil, uyarayım. Aşırı ağır ama güzel bir filme hazırlıklı olun. 

5. Tabutta Rövaşata - Derviş Zaim (1996)




Ahh ahh nasıl anlatayım ki şimdi ben Mahsun'u, nasıl naif, iyi niyetli bir karakter. Bu Uğurlu kardeşler de oyuncu olmak için doğmuş, ben bayılıyorum onlara, oyunculuklarına, oynadıkları filmlere. Burada da Ahmet Uğurlu çok güzel bir oyunculuk çıkarmış. Film zaten güzel. Açın izleyin.