coherence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
coherence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2016 Pazartesi

Bilim Kurgu Filmleri

Selam arkadaşlar :). Sabah sabah sizlere bir paylaşım yapayım dedim, ben sinek yüzünden uyuyamaz ve vızıltısı hala kulağımı ağrıtmaya devam ederken siz mışıl mışıl uyuyorsunuzdur umarım :). Ben bu yazıyı yazdığımda bilim kurgu türü kuyusuna düşmüştüm diyebilirim. Hem o beş kitabın beraber olduğu Otostopçunun Galaksi Rehberi’ne başladım ve iki kitap bitti, tüm kitapları bitirdiğimde de hakkında bir yazı yazmak isterim (kısa bir ara verdim seriye ama bu yazıyı yayınlayana kadar tekrar başladım :)). Bir de baya bu türde film izlemeye başladım. Zaten bilim kurgu benim en sevdiğim türlerden. Bayılırım. Öyle ki izledikçe izleme isteği, okudukça okuma isteği oluyor. Tabi benim en çok ilgimi çeken filmler, kitaplar herhalde içinde zaman makinesi geçen hikayelerdir ama tabi ki o ekstra keyif için :). Madem bu kadar izliyorum neden şöyle havamızı bulacağımız kısa bir liste yapmayayım ki dedim. Böyle on filmlik uzun bir liste yapmak istemedim. Bu sefer beş film olsun ardından yine devam ederiz. Hepsini yeni izledim beni kınamayın :), ne de olsa geç olması hiç olmamasından iyidir. Hadi başlayalım.

Predestination – Michael/Peter Spierig (2014)




Bu filmin fragmanını izleyip merak ettiğimi hatırlıyorum ama gitmemişim ancak yeni izledim. Müthiş bir kurgu, çok güzel bir film. Hikaye içinde hikaye aslında tek hikaye. Daha fazla spoiler versem tadı kaçar izlemezsiniz. Filmi izlerken neredeyse tahmin ettiğim şeyler olmasına rağmen büyük resim çok güzel. İzledikten sonra da bir düşündürtüyor. Robert A. Heinlein’ın “All You Zombies” hikayesinden uyarlama. Bulursam kesinlikle okumak isterim. Ethan Hawke zaten başarılı bir oyuncu. Güzel seçimler, filmler yapıyor. Valla ne diyeyim karizmatik adam, aynen devam. Tabi sevgili Sarah Snook’u da es geçmek olmaz. Sesini kullanmasını bilen bir arkadaşımızmış, güzel olmuş. Zaten ona göre seçtiklerini düşünüyorum. Güzel film olmuş.

-Hangisi önce gelir? Tavuk mu yumurta mı?
- Horoz

Gattaca – Andrew Niccol (1997)




Yine bir Ethan Hawke filmi. Madem başladık öyle devam edelim. Çok iyi filmlerde oynuyor demiştim zaten. Bir de ben bu adama çok üzülüyorum; bir ödül töreni vardı “Boyhood” da herkes aldı da bu gariban millete sarıldı. Çok gördüler bir ödülü :) Neyse biz onu seviyoruz böyle devam Ethancım, Chet Baker rolünle bence bu sene alıp yürüyeceksin. Filme geçersek, benim aşırı beğendiğim bir film. Uzak bir gelecekte geçse bile ayrımcılığın geçmediği bitmediği bir zaman, distopyaya da göz kırpan bir film. Aşırı güzel belki hakkında yazdığım inceleme yazısını burada da paylaşırım bir gün, harika bir film. Her şeye rağmen umudunu kaybetme, imkansız diye bir şey yoktur diyen bir film, mutlaka izleyin.

Twelve Monkeys – Terry Gilliam (1995)




Bir Burus Villis filmi. Brad Pitt’in de oyunculuğuyla göz doldurduğu,” noluyor lan!” dedirten film. Zamanda oynamalar, bir aksiyonlar, hastaneler, geçmiş, gelecek ve iç içe geçen hikayeler. Ben bu filmi Gattaca gibi baya geç izledim ama hiç izlememekten iyidir. Birkaç yerde çalan harika bir müziği var duydukça kulaklarınız şenlenir. Pitt’in karakterinin yaptığı o “delice” konuşmalarla yani eleştirilere de dikkat.

2001: A Space Oddysey - Stanley Kubrick (1968)




İzlemekte geç kalınan bir Kubrick filmi. Liste pişmanlıklar listesi gibi oldu, kusura bakmayın artık :). Görüntü kalitesi üst düzey olan bir uzay filmi. Kesinlikle kendinden sonra yapılan birçok filmi etkilemiş bir film. Açıkça görebilirsiniz. İlk aklıma gelenler Interstellar ve Ex Machina, bana çokça anımsattı belli ki etkilenilmiş veya esinlenilmiş. Tabi ki bu filmden onlar esinlenmiştir :).

Coherence – James Ward Brykit (2013)




Muhteşem bir film. Predestination gibi şok etkisi yaratıyor. Bilim kurgu olması için ekstra yapılan hiçbir şey yok. Sade bir bilimkurgu, her şey kafamızda. Gerçeği sorgulatan film bana, gerçek kime göre neye göre.  Bir kuyruklu yıldız geçiyor ve herkesin hayatı değişiyor. Değişiyor demek doğru mu bilmiyorum, filmin tadını da kaçırmak istemiyorum ama spoilerlı bir yazı yazmayı düşünüyorum, izleyenlerle bir güzel tartışalım konuşalım. Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biri. Etkisinden çıkmak kolay değil. Filmdeki amatör ruh, ilk başlarda kamera kullanımıyla kendini hissettiriyor ama o kadar güzel konusu ve işlenişi var ki her şeyi unutturuyor. Müthiş. Nasıl bu kadar az duyulmuş hayret şey. Bir an bile kaybetmeden izleyeceğiniz sıradaki filmi bu yapın. Pişman olmazsınız :).

Benden bu kadar, kendinize iyi davranın ve güç sizinle olsun, hoşçakalın :).