mina urgan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mina urgan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2016 Pazar

Kitaplık Kedisi Reading Challenge 2015 (1/4)

Ahhh ahh nasıl utanıyorum bu yayını paylaşırken bir bilseniz. Bu sene biliyorsunuz ki Reading Challenge'a katıldım ama bir türlü yorumlarımı paylaşamadım. Boşuna demiyorum dünyanın önde gelen üşengeç markasıyım diye. Sene oldu 2016 ben hala 2015 reading challenge paylaşıyorum. Bu yayın aylardır duruyor ama son düzenlemeleri yapıp bir türlü paylaşamadım. Devamını paylaşıp paylaşmam biraz da isteğe bağlı aslında. Ama sonuçta öneri öneridir ve yine beğendiklerimi paylaşma durumu olabilir. Bu arada şöyle bir çekilişimiz var katılmak için tıktık :).

Sıralamayı benim listedeki sırayla paylaşacağım. Eğer benim listemin tümüne bakmak isterseniz o da burada :).


1.Bir biyografi ya da anı kitabı
Bir Dinozorun Anıları - Mina Urgan




Mina hocamızın bu güzel anılarını okumak büyük bir zevkti. Kesinlikle sıkılmayacağınız, müthiş samimi bir kitaptı. Gerçekten acısıyla, tatlısıyla güzel bir yaşam yaşamış. Birçok sanatçıyla ve yazarla dostluk kurmuş, gezmiş, okumuş ve neler neler. Anlatımı o kadar içten ki resmen akıp gidiyor.  Bu arada söylemeden edemeyeceğim, kitapta kızından, Zeynep Irgat, bahsederken ve tiyatrocu olduğunu söyleyince internette araştırırken gördüğüm oyuncu karşısında şaşkınlığa uğradım. Belki hatırlarsınız en bilinen rollerinden biri benim en sevdiğim dizilerden Bizimkiler dizisinde, Almanya'dan göç eden ailenin yanında çalışan Ayşe idi. Yok benim yaşım yetmez yaşlı seni der iseniz ise şimdi Kırgın Çiçekler adlı dizide de Hediye rolünde oynamaktadır. Yine saptım konudan, mazur görün artık :). Ben kitabı ve bu "dinozor"un anılarını okumaktan müthiş keyif aldım. Zaten ne kadar baskı yaptığını görünce siz de anlayacaksınız ki bu kitabı okuyanlar azımsanacak gibi değil. en yakın zamanda hocamızın diğer kitabı "Bir Dinozorun Gezileri" kitabını da okumayı düşünüyorum.

2.Kapağında "deniz" olan bir kitap

The Tempest - William Shakespeare



Ve geldik Shakespeare'e. Bu oyunun çevirisi "Fırtına" diye geçiyor bakmak isteyenlere. Yani nasıl desem ne etsem de daha az eleştiri ve kınama alırım bilmiyorum ama ben Shakespeare üstadımızı pek sevmiyorum :(. Yani kesinlikle çok önemli bir yazar ama ben hala pek ısınamadım. Kısaca Hamlet dışında okuduklarımdan çoğunu sevmedim ve bu kitabı da beğenmedim. Ama tabi ki soneleri çok güzeldir. Mutlaka alın okuyun :).

5.En az 20 yaşında olan bir kitap

Ekmek Arası - Charles Bukowski




Veee Bukowski. en merak ettiğim yazarlardan biriydi. Duruyordu kenarda ve nedense çekindim okumaya belki de beklentiler büyüktü diye ama bu liste sayesinde sonunda aldım kitabı başladım okumaya. Ama ne okumak sen 24 saat içinde bitiver ve tadı damağında kalsın. Ben fark ettim ki birinci tekil ağızdan anlatılan bu tür romanları seviyorum. Misal; Çavdar Tarlasında Çocuklar (favori kitaplarımdan), İçeriden Ölmek (yine bir diğer favori kitabım) kısaca şu tarzdaki kitapları severim. Hele bir de böyle asi, herkesin uygun gördüğü yaşamı yaşamayan, "diğerleri" veya "öteki"  dediğimiz kişilerse. Bu kitapta yazarın hayatından bol bol anı içeren, hatta çoğunlukla otobiyografik bir kitap. Ben severek okudum ve diğer kitapları da artık okumak istediklerim arasında.

6.Gitmek istediğiniz ülkede geçen bir kitap

Senin Köylerin- Cesare Pavese




Pavese yine merak ettiğim yazarlardan biriydi. Özellikle kendi yaşamına son verdiği için ve bazı duyduğum alıntılarından ötürü.  Bu kitap benim en çok gitmek istediğim,hatta bir dönem dilini öğrenmeye çalıştığım hala da öğrenmek istediğim ülkede geçiyor. Neden bilmem ama İtalya'nın adı bile beni mutlu ediyor. Ama bu sefer İtalya'da geçen bu öykü beni pek mutlu edemedi. Yaşanan olayların vahimliği, olaylara ses çıkarılmaması ve bunca olayın arasında önemli olan şeyin hasat olması düşündürücü ve biraz da tanıdık maalesef. Pavese'nin en çok okunan ve önerilen diğer kitapları da okuma listeme eklendi.

8.Arkadaşınızın çok sevdiği bir kitap

Grapon Kağıtları - Didem Madak




Biraz şanslıyım aslında. Seçtiğim kitapların çoğunu beğendim ve yazarların diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Didem Madak'ta onlardan biri. Ben çok şiir insanı değilim ancak bazı klasik ve oradan buradan duyduğum şairleri okurum. Mesela bir şarkının sözleri bir şiire aitse ve ben o şarkıyı seviyorsam merak eder ve alır okurum örneğini de diğer bir yazımda da göreceksiniz :). Bu kitabı da arkadaşımın önerisiyle okudum listenin gerektirdiği gibi ve iyi ki okumuşum çok sevdim. İçinde çok güzel sözler var. İnsanın hissettiklerini anlatıyor aslında hatta belki yaramız var ki ona dokunuyor ve gocunuyoruz. Aslında pek de yalnız değiliz ve bu dertleri yaşayan tek kişiler değiliz. Zaten edebiyatın, sanatın önemi burada ortaya çıkıyor.  Hem destekleyici hem üzücü. Diğer kitabı "Pulbiber Mahallesini"'de okumaya başladım ama bazı nedenlerden ötürü yarım kaldı ama tabi ki o da bitecek çünkü Didem Madak okumayı herkes gibi ben de çok seviyorum.

Bu arada yorum yazmayı, sizin düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın :)