14 Mart 2020 Cumartesi

Atıştırmalık #50 (Mubi ve Ben)

Merhabalar, yine bir atıştırmalık ile karşınızdayım. Fark ettim ki filmleri izleyip yazmamaya alışmışım, yazmayınca da çabuk unutur olmuşum. O yüzden daha çok atıştırmalık ve film yorumları yazmak için kolları sıvadım (dedikten sonra bir sürü film izleyip yazmadı)

Bu liste yine Mubi'den. Mubi öğrencilere ücretsiz bilgisini de bırakayım, siz de konu komşudan öğrenci bulup her yerde bulamayacağınız bu filmleri yüksek kalite izleyebilirsiniz. Çok güzel seçkiler, listeler de oluyor. Gerçekten sevdiğim için ve sizin de yararlanmanız için yazıyorum. Yoksa valla reklam için para almadım ve sponsorum da değil :). Yıllık ücretini çatır çatır ödedim :).

Yakında atıştırmalık yerine Mubilik diye bir bölüm açarsam şaşmayın :). İsim benzerliği de sadece bir tesadüftür, benim adıma açılmamıştır her ne kadar bu düşünce beni mutlu etse de :).

Our Daily Bread - Mani Kaul (1970)

Öneri Makinesi

Hindistan yeni dalgası izlemedim demem ama desem de pek bir şey kaybetmezmişim. Yeni dalga en sevdiğim akım ama bu film baydı beni baydı, ayyhh! Yani kötü diyemem ama ben sevmedim.

Her gün otobüs şoförü kocasına ekmek hazırlayıp götüren ve kız kardeşinin desteğiyle ilişkilerini sorgulamaya başladığı bir hikaye.

Maggie - Yi Okseop (2018)

Öneri Makinesi

Güney Kore'den eksantrik bir film. Hikayenin bağlanmasındaki kopukluğuna rağmen filmi sevdim. Renkleri kullanmasını ve sıra dışı anlatış şeklini de. Güven üzerine kurulu hikayede karakterler arkadaşları ve sevdikleri tarafından sürekli sınanırlar. İnanmak ve şüphe etmek arasında seçim yapan karakterimiz bazen mutlu olur bazen ise yaptıkları seçimin hüznünü taşırlar. Bağımsız ya da şu listedeki filmleri sevenler baksın derim :).

The Bare Necessity - Erwan De Luc (2019)

Öneri Makinesi

Fransa'dan bir film. Sessiz sakin bir kasabaya bir gün hayatının her anını not eden bir kadının yolu düşer ve bir aile bundan tamamen etkilenir. Tatlı ve eksantrik bir romantik komedi daha. Renkler çok güzel filmde, mizah da az çok tatlı. Fena değil, denk gelirseniz bir bakın derim ama yine de bildiğiniz romantik komedilerden değil diyebilirim :).

Carnal Knowledge - Mike Nichols (1971)

Öneri Makinesi

Jack Nicholson ve Art Garfunkel (evet, Simon &Garfunkel ikilisinin Garfunkel'i) üniversiteden iki arkadaşın ilişkiye bakış açılarını tüm dönemlerinde izlediğimiz bir filmdi. Karakterlere sinir olmalık bir film. Önerir miyim, konusu ilgisini çekenler izlesin derim :).

A Couch In New York - Chantal Akerman (1996)

Öneri Makinesi

Juliette Binoche aşkımı belki bilirsiniz, çok severim. Burada da çok tatlıydı. Romantik bir komedi filmi. Fransa ve Amerika'da yaşayan iki insanın evlerini değiş tokuş etmeleriyle (The Holiday filmindeki gibi), gelişen olaylar. Çok tatlı bir film, kafa dağıtmak, mısır ve çay ile harika gidecek bir film. Öneririm.

The Plagiarists - Peter Parlow (2019)

Öneri Makinesi

Ya bağımsız filmleri seviyorum, çok iyi olmasa da seviyorum :).

Hani böyle karakterlerin film yapma ile ilişkili olduğu, amatör çekimli filmler olur ya, onlardan. Joe Swanberg'ün Silver Bullets'ı gibi bir filmdi. Bir şekilde rahatsız edici, düşündürücü ve amatör ruhla çekilen bir film. Gerçekten bağımsız film sevenlere öneririm, başka kimseye de önermem :). Bana önerilmesini isterdim. Öyle bir film çünkü :).

Yolda kalan bir çiftimiz yabancı bir adamın evinde bir gece konuk olurlar ve daha sonra adamın konuşmalarının orijinalliğinden şüpheye düştükleri an filmin adının anlamı ortaya çıkar :).


Burden Of Love - Yuzo Kawashima (1955)

Öneri Makinesi

Yönetmenin filmlerinin bir seçkisi var Mubi'de. Ben diğerlerini izlemedim, bu filmi de komedi diye tercih ettim. Güzel filmdi. Sağlık bakanının doğum kontrol üzerine verdiği demeçlerden sonra kendi ailesinde olan değişimler siyasi kişiliğini zor durumda bırakmak üzeredir.
Devamını Oku »

9 Mart 2020 Pazartesi

Kadın Filmleri Etkinliği

Sevgi Soysal'ın çok sevdiğim bir romanı vardır; Tante Rosa. Müthiş bir karakter, okumadıysanız öneririm Tante Rosa'yı. Bu kitaptan esinlenerek yola çıktığını düşündüğüm Tante Rosa blogunun sahibinin başlattığı bu çok güzel temalı meydan okumaya ben de katılmak istedim. 

İşte yazısı: https://kendinetanterosa.blogspot.com/2020/03/oncelikle-bir-duyuru-sevgili-hep.html#comments


"Eğlenceli bir feminist olmaya çalıştım ama çok öfkeliydim."

Canımız Agnes Varda'mızdan haklı bir yorum.


Biliyorsunuz ki dün 8 Mart Dünya Kadınlar günüydü. Yine umut kırıcı haberlerle yürüyüşler engellense, her yıl cinsiyet eşitliğinin hala ve hala uzağında olsak, birçok kadın cinayetleri ve şiddet haberleri ile içimiz kahrolsa da ben umutluyum çünkü beraberiz, el eleyiz, güçlüyüz. O yüzden hepimize güveniyorum ve kendimize inanmaktan vazgeçmemeyi diliyorum. 

Benim listeme gelirsek seçmekte biraz zorlandım ama bence ben bu filmleri izler tek tek de yazarım :). Olmadı toplu yazarım. Bir ayda olmaz da bir yılda izlerim ama izlerim :). 

Kadın gözünden dünya: India Song - Marguerite Duras (1975) 

Mubi 8 Mart günü seçmiş.

Daha önce izlemediğim ve bir kadının hayatını anlatan film:  Eva - Joseph Losey ya da Agnes Varda belgesellerinden biri.

Yine Mubi'den seçtim, kolaya kaçtım :).


Kadın sorunları anlatan bir film: Adı Vasfiye ya da Asiye Nasıl Kurtulur? - Atıf Yılmaz 

Yani böyle bir  listede Müjde Ar ve Atıf Yılmaz ikilisi olmazsa olmazdı. 

Farklılıklarıyla, kararlarıyla, kendi olma yolunda kadınlar: Seni Seviyorum Rosa - Işıl Özgentürk

Daha güzel bir kapanış olamazdı herhalde. Sevgi Soysal'ın Tante Rosa'sından uyarlanan film ile listeyi bitiriyorum.

Agnes Varda'nın Vagabond'u ve Jean Luc Godard'ın Vivre Sa Vie'si bu başlık için yapılmış sanki. İzlemeyenlere öneririm. Ahanda ilk filmin yazısı burada :). 
Devamını Oku »

5 Mart 2020 Perşembe

Atıştırmalık #49 (Marriage Story, The Lighthouse, Uncut Gems, Once Upon a Time...)

Marriage Story - Noah Baumbach (2019)

Öneri Makinesi

Yani sevdim sevdim de bir süre sonra eh dedim. Johansson'ın oyunculuğu çok iyi sanki bunca zamandır bu seneki filmlerindeki performansı göstermek için çalışmış gibi. Jojo Rabbit'te de çok iyiydi. Adam Driver severim zaten. Filmde karakterleri o kadar iyi anlıyoruz ki bir tek senaryoda adamın yalnızlaştırılmasını ve kadının nispeten daha avantajlı bir konuma geçirilmesini biraz oyunbaz buldum çünkü kadın derdini filmde çok iyi anlatıyor ve dezavantajlı başlıyor. Sanki seyirciye filmin sonunda dengelensin diye böyle bir son yazılmış gibi ama yine de güzel film. Bu benim biraz mızmızlanmam ve üzerine ekstra düşünüp senaryo yazmamdan kaynaklı :).

Konusu boşanmak üzere olan bir çiftin dramı.

The Lighthouse - Robert Eggers (2019)

Öneri Makinesi

Siyah beyaz bir gerilim dram filmi. İki başrol oyuncusunun oyunculuklarına da diyeceğim yok ama filmi pek sevmedim. Film kötü değil ama biraz daraldım ben.

Deniz fenerinde çalışmak üzere ıssız bir eve yerleştirilen iki görevlinin arasındaki iktidar kavgası anlatılmış.

Uncut Gems - Safdie Brothers (2019)


Öneri Makinesi

İddia düşkünü bir adamın hep daha büyüğünü istemesiyle İkarus'un güneşe uçması gibi uçtuğu bu arada da ailesini, alacaklılarını ve iş hayatını dengede tutmaya çalışma hikayesi.

Güzel filmdi. Kesinlikle izleyin demem ama suç ve gerilim filmlerini sevenler baksın.


Once Upon A Time... in Hollywood - Quentin Tarantino (2019)

Öneri Makinesi

Tarantino pek sevmem ama Pitt'in etkisi herhalde bu film beni eğlendirdi ta ki Tarantino'nun şiddet görüntülerini gizlemekten itinayla kaçındığı sahneler ve filmdeki kadın oyuncuların ayaklarını ağzımıza yüzümüze sokma sahneleri dışında. Özellikle şiddet görüntüleri gerçekten rahatsız edici.

Gözden düşmekte olan bir aktörün ve onun asistanlığı görevine geçmek zorunda kalan dublörün kariyerlerinin bitimine yakın bir zaman dilimini izliyoruz. Keyifliydi.

Şuraya Brad Pitt'in muhteşem ödül konuşmasını koyayım da keyfimiz yerine gelsin :). O yüzündeki muzipliği görenlere benden 10 puan :).



Devamını Oku »

17 Şubat 2020 Pazartesi

Liman - Kartpostal Cenneti

İstanbul'da yaşamanın iyi yanlarından biri herhalde böyle tatlı minik dükkanların olması. Tabi ekonominin hem alıcı hem satıcıya olan etkileri böyle dükkanların geçimini ve devamlılığını zorlasa da bu minnoş dükkanların varlığı mutlu ediyor. Umarım uzun yıllar çoğalarak devam eder.

Öneri Makinesi

Kartpostal seviyor ve hala sevdiklerinize ya da postcrossing gibi sitelerden tanımadığınız insanlara kart gönderiyor ve İstanbul'a hatta Kadıköy'e yolunuz düşüyorsa uğramanız gereken minnoş bir dükkan Liman. 40 liralık alıverişe çark çevirip hediye kazandığınız, 40 liranız dolmasa bile bir dahaki alışverişinizde 40 lirayı doldurarak kullanabileceğiniz kartınızla beraber hediye kazanabileceğiniz bir yer. Alışveriş sonrası paketinize koyulan ayraç ve minik kart gibi hediyeler de cabası.

Öneri MakinesiÖneri Makinesi

Filmler, müzisyenler, manzara, özlü söz gibi birçok çeşidi arasından kart seçmek zor olacak. Bunun yanında anahtarlıklar, kartlarınızı asmanıza yardımcı olacak minik mandallar ve birçok minik eşyanın da satıldığı dünya tatlısı bir yer Liman.

Öneri MakinesiÖneri Makinesi

Öneri Makinesi

Adresi ise çok kolay. Rexx sinemasının hemen karşısında bulunuyor. Kadıköy'e yolu düşenlerin orijinal ve değişik kart bulmakta zorlananların uğramaları gereken bu dükkanı şiddetle tavsiye ediyorum.

Aşağıdaki videoda Liman'dan aldığım kartları ve verdikleri hediyeleri detaylı görebilirsiniz. Bunun dışında sticker, washi tape, scrapbook ve die cut malzemeleri aldığım Güven Sanat ve Hakikat Kırtasiye alışverişimi de detaylı gösterdim. Hobi olarak kırtasiye alışverişi izleyen biri olarak bu videoda çok eğlendim. Umarım siz de keyif alırsınız.

Kendinize iyi bakın!

Sosyal medyada Liman: https://www.instagram.com/alterliman/


Dipnot: Fotoğrafların hepsi bana aittir. Lütfen izinsiz kullanmayınız.

Devamını Oku »

8 Şubat 2020 Cumartesi

Jojo Rabbit - Taika Waititi (2019)

Bir filmi çok seversiniz ama kelimelere dökemezsiniz ya da çok şey anlatmak istersiniz ama kelimeleri bir araya getirip cümle kurmak düşüncelerinizi yazıya dökmek zor gelir ya. Belki de gelmez ve bu sadece bana olur bilmiyorum ama bu filmde bu durumu yaşıyorum. Filmi çok sevdim ama nasıl anlatacağımı ve nereden başlayacağımı inanın bilmiyorum. İyi veya kötü sadece yazmak istiyorum. Filmi çok sevdiğim ve burada yazılı olarak durmasını istediğim için.

Öneri Makinesi

Öneri Makinesi

Nazi Almanya'sında hayali arkadaşı Hitler ile kampa katılan ve her çocuk gibi kendine güven sorunu yaşayan Jojo'nun değişimini izliyoruz bu filmde. Kara ve absürd komedi Waititi'nin uzmanlık alanı diyebiliriz çünkü bu filmde de önceki filmlerini aratmayan güzel bir senaryo ile kara mizah işlenmiş. İkinci dünya savaşında babasız büyüyen bir çocuğun hem de fanatik bir çocuğun gözünden anlatılan bu hikaye bir roman uyarlaması. Keşke kitabı okusaydım da  karşılaştıracak temelim olsaydı lakin bu güzel uyarlamanın karşılaştırılmasını işin üstadı Kitaptan Filme'ye bırakıp filme dönersek filmin geçtiği dönemin getirdiği acılar kadar baştan sona işlenen minik detayların sonunda birleşmesi de gözlerimizin dolmasına sebep oluyor.

Öneri Makinesi

Öneri Makinesi

Senden büyümen istenirken çocuk kalmak daha doğrusu masumiyetini, henüz hiçbir fikir ile kirlenmemiş özünü korumak daha da zor hele ki savaş zamanlarında. Çocukları ayrımcı ve ırkçı fikirlerle doldurmaya çalışsalar da çocukların çocuk olarak kalıp insana insan gözüyle bakması ve özüne dönmesi gerçekten filmi etkileyici kılıyor.

Öneri Makinesi

Filmde oyunculuklar mükemmel başta Jojo karakterini canlandıran çocuk oyuncu olmak üzere lakin yılların emeğini yiyen ve yıldızı parlayan bir isim hatta isimler varsa onlar da Scarlett Johansson ve Sam Rockwell'dir. Tek kelime ile karakterlerine ve oyunculuklarına bayıldım. Bu sene Marriage Story'de de izlediğimiz Bayan Johannson'ın kariyeri başarılı filmler ile dolmaya devam ededursun, bakalım Jojo Rabbit aldığı adaylıklardan hangilerinde heykelleri evine götürecek.

Öneri Makinesi

Taika Waititi'nin izlediğim tüm filmlerini şu yazımda daha önce yayınladım. Thor ile büyük dağıtım şirketlerine transfer olan Yeni Zelandalı yönetmenimizin yeni filmleri beni ayrıca meraklandırıyordu ama kendisi beni hiç üzmedi ve yine bir daha izlemek istediğim bir film yaptı.

Öneri Makinesi

Devamını Oku »

7 Şubat 2020 Cuma

Mektup hazırlayalım #1

Merhabalar, desteğiniz ve yorumlarınız beni çok mutlu etti. O yüzden hız kesmeden devam ediyorum ve iki bölümde paylaştığım seyahat temalı mektup videolarımı buraya koyuyorum.

Öneri Makinesi

Siz en son ne zaman mektup yazdınız? Hadi yorumlarda konuşalım :).


Devamını Oku »

6 Şubat 2020 Perşembe

Nasıl Zine Yapılır?

Merhabalar :). Madem Instagram hesabından sonra YouTube'da da kağıt işlerimi paylaşıyorum buraya da kalıcı bir yapılası bölümü eklenmeli diye düşündüm ve artık bu etiket altında sizlerle her türlü mektup, kartpostal, günlük, kırtasiye ve bilimim paper crafts dediğimiz kağıt işlerini paylaşacağım.

Öneri Makinesi


Aşağıdaki videoda sadece mektup gönderenlerin değil bu tarz kağıt işlerini sevenlerin de ilgileneceği A4 kağıttan nasıl zine yapılır onu gösteriyorum. Unutmayın ki malzemenizin çokluğu değil yaratıcılığınızın çokluğunun önemli olduğu bir alan el işleri. O yüzden isteyen herkes bu basit zine çeşitli amaçlarla farklı malzemelerle yapabilir :). Şimdiden elinize sağlık :).


Devamını Oku »

21 Ocak 2020 Salı

Atıştırmalık #48 (Birkaç film)

Merhabalar, daha aktif bir 2020'de görüşmek dileğiyle benden son izlediğim filmlerin yorumlarını almadan önce şuraya son iki Youtube videomu koyuyorum belki ilgilenenler bir bakar :).




The Nun - Jacques Rivette (1966)

Anna Karina bebeğim artık bu dünyada bizle değil, hala çok üzgünüm. Diderot'un tartışmalı eserinden uyarlanan çıktığı yıl yasaklanan ve yasaklanma haberinin bile yasaklandığı tartışmalı bu film Roman Katolik Kilisesi'ne rahibe olarak kabulü sırasında yemin etmeyen bir genç kadının öyküsü. Film bir kadının özgürlüğünü yeniden elde etme çabası ve hikayesini anlatıyor. Tabi bu sırada kilisenin içinde olan olaylar ve değişen dengeler ile Susanne (Anna Karina) üç farklı baş rahibenin gözetimi altında farklı davranışlara maruz kalıyor. 140 dk boyunca Susanne'nın öyküsünü izlemek çoğu zaman üzse de onun özgürlüğünün peşinde tüm bu ağır süreçlerle başa çıkmaya çalışmasını sıkılmadan izliyoruz.

Les Miserables - Ladj Ly (2017)

Uzun metraj filmi Cannes'dan ödülle dönen Les Miserables'in kısa filmini çok sevmedim ama uzun versiyonu belki daha etkili olabilir. Yine de  içim daralacağından izlemeyi tercih etmem gibi :). Suça karşı kendi metotlarıyla karşı çıkan silahlı bir çeteye yeni katılan Pento'nun çete ile ilk sokak gezintisini (?) izliyoruz.

Thick Lashes of  Lauri Mantyvaara - Hannalleena Hauru (2017)

İki yakın arkadaş içinde gerçek aşkın olmadığını düşündükleri tüm gösterişli düğünleri sabotaj ederler ta ki içlerinden biri aşık olana kadar. Daha eğlenceli ve komik olabilirdi ama bana çok kesik ve dağınık bir anlatıma sahip o yüzden beğenmedim :/.

Hotel America - Andre Techine (1981)

Başroldeki iki güzel oyuncunun hatırına izlediğim ama asla beğenmediğim bir film oldu. Gerçek bir melodram ve benim içim sıkıldı. Bir arada mutlu olamayan bir çiftin bunalımı falan filan :).

Pan's Labyrinth - Guillermo Del Toro (2006)

Bu filmi Mubi olmasa daha da ertelerdim herhalde ama sayesinde izledim. Güzeldi bir de güzel ağlattı. Shape of Water filmi ile baya benzerlikler var bu filmde de ama bu film daha güzel tabi. Filmi izleyeli baya oldu, daha yakın zamanda yazsam daha güzel yorum yapabilirdim ama işte. Bir çocuğun gözünden vahşi dünyaya fantastik bir bakış açısı sunulmuş.

Viaje - Paz Fabrega (2015)

Dönem sonu bitirme tezi gibi bir film olsa da tatlı bir yolculuk filmi Viaje. Bir partide tanışan iki gencin kısa tatil kaçamağı anlatılmış. Başroldeki bey dikkatimizi çekmeyi de başardı hani :).

Black Coal Thin Ice - Diao Yı'nan (2014)

Güzel bir gerilim polisiyeydi ama alışıldık türden değil. Oldukça sakin ve durgun ilerleyen bir film. Geçmişte kapanan bir dosyanın izini süren bir polisin hikayesi.

Under the Sand - François Ozon (2000)

Kayıp üzerine yapılmış güzel bir film. gittikleri yazlıkta kaybolan kocasını arayan ve hayaliyle yaşamaya başlayan bir kadının öyküsü, baya güzeldi.

Ve liste devam eder ama bazılarını ya yorumlayacak kadar hatırlamıyorum ya da farklı bir yazıda yazacağım. O zamana kadar kendinize iyi bakın ve sinemayla kalın :).
Devamını Oku »

15 Ocak 2020 Çarşamba

Sevgili Güllük #1

Herkese selamlar! Keyifleriniz nasıl? Umarım harika bir 2020 geçiriyorsunuzdur. Benimkini sorarsanız sormayın derim :).

Öneri Makinesi


Uzun zaman sonra art arda kitap okuyorum ki bu güzel haber.

Son zamanlara kadar iyi de film izliyordum ki bu neredeyse iyi haber. 

İlk "penpal with me" videomu yayınladım ki bu güzel bir haber.

4K çektiğim video en fazla 480k izlenebiliyor bu çok kötü bir haber.

Kanalıma abone olup bana destek verirseniz bu çok güzel haber olur :).



Yeni yazılar düşünüyorum ki bu iyi haber, ama yazmaya üşeniyorum ki bu kötü haber.

Hepinize mutlu yıllar! Tüm dilekleriniz gerçek olsun <3.

Devamını Oku »

2 Aralık 2019 Pazartesi

Lanetli Maraton

Sevgili Eslem yine yaratıcılığını konuşturup harika bir maraton hazırladı aylar önce. Onun yaratıcılığından esinlenen ayrıca yaratıcı arkadaşımız Sibel durur mu o da yapıştırmış maratonu ve film versiyonunu yapmış haftalar önce. Süre kısıtlaması olmadan 4 film izlemece demiş ve ben de durur muyum, katıldım tabi ama cadı, hayalet, kurt adam ve vampir temalı değil; Mubi'nin "Günbatımı Neredeyse Üzerimizde: Halloween Serisi" ile. Farklı türde kısa korku filmleri (B-movies olarak da duymuş olabilirsiniz) olarak tanıtılan bu serinin son filmi hariç tüm filmlerine yetiştim. O yüzden üç filmi yazıp bir sonraki maratona "Romantik Film Etkinliği"'ne  yetişmek için izninizle koşacağım :).

Korku filmleri sevmem, korkma eylemini de sevmem ama gerilime bayılırım. Bu filmlerin çoğu da o şekil diyebiliriz içinde mizah barındıran kısa filmler. Gerilim olarak da çok başarılı değildi gerçekçi olmak gerekirse ama işte :). Gelelim filmlere, hatta sonda sürpriz bir yorum da var.

The Wasp Woman - Roger Corman-Jack Hill (1959)



Güzellik ürünleri satan şirketin marka yüzü ve sahibi artık yaş almaya başlayınca gençliğin peşine düşer. Bu yolda alamayacağı risk olmayan karakterimizin "fantastik" dönüşümü gülsek mi ağlasak mı bilemediğimiz bir sona götürüyor. Roger Corman B-filmlerin önemli yönetmeni bu filmde korku ve bilim kurguyu sentezliyor.

The Little Shop of Horrors - Roger Corman (1960)



Komedi yanına odaklanırsak daha çok zevk alacağımız bir film olan The Little Shop of Horrors, genç Jack Nicholson'ın konuk oyunculuğu ile ilk seferde onu tanıyanlara 10 puan ve tatlı bir gülümseme veriyor. Yeni bir bitki türü üreten sakar çiçekçi çırağı ise bu ilginç bitki ile ödül bile alır lakin bitkinin büyümesini sağlayan şey ne su ne de güneştir.

The Last Screening - Laurent Achard (2011)



Filmin yapım yılına baktığımda küçük bir şok geçirdiğim filmdir zira 2000leri olduğunu asla düşünmedim. Kapanmak üzere olan bir sinemada işletmeci olarak görev yapan ve orada yaşayan Slvian'ın sinema gösterimlerden sonra farklı bir kişiliği ortaya çıkar. Geçmişinde yaşadığı dram onun hayatını ele geçirir ve asla elde edemediği huzuru farklı insanlarda "aramaya" devam eder. İşletmeci olarak sakin ve kibar mizaca sahip olan Slvian'ın bu dönüşümü en iyi haliyle ve derin bir şekilde yansıtılmasa da fena bulmadım ben filmi.

Son filmi izleyemedim ama bonus olarak Midsommar yazabilirim.

Midsommar - Ari Aster (2019)



Ari bey ile pek uyuşamıyoruz sanırım. Filmde en sevdiğim şey ancak Heide ve Milka ineklerinin koştuğu o çimenlik alanlarda günlük güneşlik havada korku filmi çekme fikri. Kızın yaşadığı dram da gerçekten iç parçalıyor ama onun dışında hikaye ile ilgili ciddi açıklar var bence. Bazı şeyler fazla üstün körü anlatılmış. O yüzden Ari beyi farklı ritüel filmleri ile baş başa bırakıyor ve bir sonraki ritüelli filmi için yine çok övülür yere göğe koyulmazsa belki bir şans verir izlerim diyerek uğurluyorum.

İlişkileri çıkmaza giren genç bir çift, arkadaşlarının daveti üzerine festivale davet edilmeleri ile beklemedikleri bir yola çıkarlar.

Devamını Oku »